Toplumları ayakta tutan ve yıkan unsurlar

Toplumları toplum yapan ve yaşatan unsurların başında; onların, dinî ve millî bakımdan kıymet kazanmış inançları ve ahlâkileşmiş gelenekleri gelir. Her ne suret

Köşe Yazıları 13 Şubat 2015
Toplumları ayakta tutan ve yıkan unsurlar

Toplumları toplum yapan ve yaşatan unsurların başında; onların, dinî ve millî bakımdan kıymet kazanmış inançları ve ahlâkileşmiş gelenekleri gelir. Her ne suretle olursa olsun, bunların yıpratılması, yahut olmasa da olur, düşüncesiyle ihmale uğratılması, netice itibari ile cemiyeti çöküntüye sürükler. İsterse o cemiyet, maddi yönden en üstün seviyesinde olsun, netice değişmez.

Tarihin engin derinliklerine doğru bakınca, devrin maddi medeniyetinin zirvesine çıkmış ve fakat manevi değerlerini hiçe saydığı için çökmüş nice kavim ve medeniyetlerin enkazlarını görürüz.

Bu hususta en eski ve güvenilir kaynaklar; başta Kur'an-i Kerim, diğer kutsal kitaplar ve kaynak tarih kitapları ibretler dolusu örnekler vardır. Örneğin: Korkunç bir tûfanla sulara gömülen Nuh kavmi... Kesilmek bilmeyen bir kum fırtınasıyla üzerleri örtülen Âd kavmi... Firavun'un denizde yok olan ordusu ve inkârları nedeniyle Allah tarafından yer yüzünden silinmiş daha pek çok eski toplum...

Bilim adamları, bu kavimlerin nasıl helâk olduklarını günümüze ulaşan tarihsel kayıtlar, arkeolojik kalıntılar ve belgelerle gözler önüne seriyor.

Eski Mısır; mimarları ve mühendisleri hayrete düşüren ehramları, modern kimyacıları acze sevk eden mumyaları, güzel sanat ve felsefenin vaktiyle yayılış merkezi olduğu halde, İran'ın, sonra Yunan'ın, daha sonra da Roma'nın istilâlarından kurtulamadı. Çünkü Mısır'da tek Allah fikrine dayanan dinlerin kurduğu ahlâk temelleri yıkılmış, Firavun'ların köleliliğini yapmaktan başka bir iş bilmeyen robot bir topluluk ortaya çıkmıştı.

Eski Yunan; eski Mısır medeniyetinin çekirdeğini Avrupa'ya götüren, kâinatı tek kuvvetin idare ettiğini müdafaa ettiği için idam edilirken bile, idealine sadık kalarak vazgeçmeden büyük metanet örneğini gösteren idealist Sokrat; Atina'da kurduğu okulunda ölene kadar felsefe okutan, Yunan kültürüne elliden fazla eser bırakan Platon; Atina'da açtığı okulunda biyoloji, tarih, politika v.s. ilmi araştırmalar yapan, her meselede sorulan sorulara cevap verebilecek üstün kabiliyeti ile meşhur olan Aristo bile Yunan'ı ahlaksızlığından vazgeçiremedi. Neticede yalnız filozofları sayesinde akla gelebilen tarihi bir ad olarak kaldı. Bugün olduğu gibi o devirlerde de şımarıklığı, ahlâk düşüklüğü ve hayalprestliği yüzünden önce Romalıların daha sonra da Osmanlıların önünde diz çökmeye mahküm oldu.

Bizans İmparatorluğunu batıran kötü idarecilerdi; eğer şarkta doğan İslâm güneşinden faydalanmayı bilseydi, açıkçası topluca İslâmiyeti kabul etseydi, müslüman bir devlet olarak yaşayabilirdi. Bizans bunu yapmadı. İkiyüzlü bir politika izledi. Kâh Haçlılarla anlaşarak, kâh müslümanlarla anlaşarak iki taraflı bir siyasetle ayakta kalabileceğini sandı. Ancak yıkılmaktan kurtulamadı.

Bizans halkı, yöneticilerin aksine gelen âdil ve asîl Türklerin sayesinde tam hürriyete, refah ve saadete kavuşmanın bahtiyarlığını yaşıyordu. Zulümden, vicdan baskısından ve sefaletten kurtulan hristiyanlar, Müslüman Türkün idaresinde mes'ud oldular. Tarihte eşi az rastlanır müsamaha ve fedakârlıktan çekinmeyen Müslüman Türklere karşı ihanetlerini tarih boyunca eksik etmediler. Her fırsatta arkadan vurdular. Buna rağmen Türkler, Yunanlıların küstahlıklarını müsamaha ile karşılamıştır.

Son örnek olarak Osmanlı İmparatorluğu; eğer kuruluş devresinde (1299) ve yükseliş devresi, (16'ncı yüzyılın sonlarına kadar) muhafaza ettiği ahlâk, adalet ve metaneti zamanın gereklerine ve gelişmelerine uygun metodlarla manevi varlıklarını geliştirip sürdürebilseydi, ne 17'nci yüzyılda duraklama yaşanır, ne geriler, ne de yıkılırdı. Aksine, dünyaya medeniyet saçan bir imparatorluk halinde yaşamaya devam ederdi.

Geçmişten örnek olarak verdiğimiz kavim ve toplulukların ayakta durmaları, ancak Allah'a itaat, güzel ahlâk ve adaletle mümkün olmuştur. Allah'a karşı isyan etmek, O'na ortak koşmak, insanların mallarını haksızlıkla yemek, cinsel sapmalara ve azgınlığa yönelmek bütün toplumların ortak yıkılma özellikleridir.

Eğer tüm bunlara ibret gözüyle bakabilirsek günümüzde de geçmişte yaşanmış bozulma, taşkınlık ve sapıklıklar gözlemek mümkündür.

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr