Türk kimliği, Türk soylu olmakla değil, Türk bilinci taşımakla alâkalıdır

Son günlerde internet ortamında şahsıma yönelik saldırılar oldu. Bunlara cevap vererek, değer vermek istemedim. Sonra baktım ki, bunlar iyice havaya girmiş ve “

Köşe Yazıları 22 Aralık 2011
Türk kimliği, Türk soylu olmakla değil, Türk bilinci taşımakla alâkalıdır

Son günlerde internet ortamında şahsıma yönelik saldırılar oldu. Bunlara cevap vererek, değer vermek istemedim. Sonra baktım ki, bunlar iyice havaya girmiş ve “Sen korkaksın, hadi bakalım İlber Ortaylı’ya da cevap ver bakalım” şeklinde yazılar yazmaya başladılar. Konunun içinde İlber hoca olduğu için cevap vermeye karar verdim.

Neymiş efendim! Profesör İlber Ortaylı, Pomaklar’ın “Müslüman Bulgarlar” olduklarını söylemiş. Dolayısıyla, Cengiz Ömer kim oluyormuş da Pomaklar’ı tanımıyormuş ve buna ne cevap verecek, diye öteberi konuşup yazanlar oldu.

İlber hocayı ileri sürerek, Pomaklar’ın Türk olmadıklarını ileri sürenler, aslında iyi dinleselerdi, onun aslında Pomaklar’ın özbeöz Türk olduklarını söylemeye çalıştığını kavrayacaklardı. Ama onların canı, Pomaklar’ın Türk olmadıklarını duymak isteğinden ve öyle olmak zorunda oldukları için, “Aaa bak bu hoca da Pomaklar Slav’dır dedi, yaşasın biz galip geleceğiz” diyerek takla atıyorlar.

Bir kere, İlber hoca Pomaklar Türk değildir demedi. Türkler’den bile daha Türk’tür, dedi. Türk’lük için büyük bedeller ödediler, dedi. Sonra da, Pomaklar, Müslüman Bulgarlar’dır, dedi.

Ne var bunda? Hocanın dediklerinde Pomaklar’ın Türk olmadıklarını ima eden bir husus yoktur. Çünkü tarih bilen herkes bilir ki, Bulgarlar’ın aslı da Türk’tür. Hem de Türkler’in hası.
Bulgarlar da Türk, hem de katıksız... Fakat daha sonra Hıristiyanlığa geçtikleri için kimliklerini kaybettiler. Slavlar’la evlenerek karıştılar ve yazıları olmadığı için Kiril’ceyi devlet dili yaptılar. Zamanla tamamen Slavlaşarak sadece adları kaldı... Pomaklar ise Hıristiyanlaşmak istemediği için dağlara kaçtı, direndi, kimliklerini koruduğu için ve Bogomilizm’e yakın olduğu için tek tanrılı din olan İslamiyet’i seçtiler. Bu sayede kimliklerini korudular. En azından farklı bir şekilde korunabildiler. Fakat hep dağlarda kapmaca bir hayat sürdüler. İlim ve teknikte gelişemediler. Bugüne kadar ancak bu kadar korunabildiler. Entelektüel yetiştiremediler.  Tutundular ancak. Şimdi yeni-yeni kendilerine geliyorlar. 

Bulgaristan'daki Türkler'in ve Kuman menşeli olan Pomak Türkleri'nin "Müslümanlaştırılmış Bulgarlar" olduğu şeklindeki Bulgar tezi ise, Bulgarlar'ın menşeine ilişkin araştırmalar neticesinde sonuçsuz kalmaktadır. Yapılan araştırmalar ve tarihi kayıtlar, Bulgarlar’ın köken itibarıyla Türk olduklarını, Bulgar adının, Türkçe bir kelime olan Bulgamak fiilinden türediğini ortaya koymaktadır. V-VII. yüzyıllar arasında, Doğu'dan başlayan göç hareketleri neticesinde, Büyük Bulgar Devleti kurulmuş, bunun parçalanmasıyla da İtil Bulgar Türk Devleti ve Tuna Bulgar Türk Devleti kurulmuştur. İtil boylarına giden Bulgar Türkleri, "Kazan Türkleri" adıyla günümüze kadar Türk’lüklerini muhafaza ederken, Tuna boylarına giden Bulgar Türkler’i ise, zamanla Türk kültürü ile medeniyetinden uzaklaşıp, Hristiyan dünyasına girmiş ve Slavlar’la karışarak yeni bir "Hristiyan-Bulgar-Slav" kavmi haline gelmişlerdir. Pomak Türkleri ile Bulgarlar arasındaki temel fark, Pomak Türkleri'nin benliklerini muhafaza etmek için verdikleri mücadeleye karşılık, Bulgarlar’ın kendilerini Slav sayarak Ogur-Türk menşeli olduklarını unutmaları ve Türkler’i Slavlaştırmak için gayret sarf etmeleridir. Netice itibarıyla Türklük vasfından uzaklaşan Bulgarlar, Bulgaristan'daki soydaşlarımızı yok etme yolları aramışlardır.

Pomaklar’ın “Müslümanlaştırılmış” değil de “Müslümanlaşmış” yani gönüllü olarak İslâm’ı seçmiş Bulgar, Kuman, Kıpçak, Avar ve Peçenek Türkleri’nin torunları olduğu aşikârdır.
Demek ki neymiş? Türk soyundan gelmek veya Türk kanı taşımakla Türk olunmuyor. Önemli olan Türk bilincine sahip olmaktır. Dolayısıyla Bulgarlar Türk bilincinden uzaklaştıkları için Türk vasıflarını kaybetmiş oldular. Günümüzde Pomaklar’ın Türk olmadıklarını söyleyerek yırtınanlar, aslında boşa kürek salladıklarını ve ırkçılık yaptıklarını ortaya koymuş oluyorlar. Pomaklar’ın Slav soylu olduklarını kabul etmek şu durumda bir şey ifade etmez. Pomaklar Türk bilincine sahip olduktan sonra bunların kanlarının Slav olduğunu ıpsatlamak için çırpınmak çok anlamsız ve ırkçı bir gayrettir. Kişi ne hissediyorsa, odur. Ben bu yüzden her fırsatta insanların ne olduğu, kendilerini ne hissettiklerine ve nasıl tanımladıklarına bağlı olduğunu anlatmaya çalışıyorum, ama nafile. Çünkü bunu anlamak istemeyenlere ne kadar anlatsan da, fayda etmez. Anlamak gibi bir gayeleri yok çünkü. Bunların tek gayesi, Türk ve İslâm düşmanlığı, bölücülük, ahlâksızlık, ukalâlık yaparak, tetikçilik görevlerini yerine getirmektir.

Ha, bunlar illâ da, tarihsel/bilimsel veya ırksal olarak da Pomaklar’ın menşei hakkında bilgi ve bulgu istiyorlarsa, bu anlamda da yeterli bilgi ve bulgu mevcuttur. Özellikle son yıllarda bazı tarihçi, toplum bilimci ve dil bilimcilerden oluşan araştırma ekipleri, bu konuda çok sağlam ve kimsenin reddedemiyeceği veriler elde etmişlerdir. Ben bunların Youtube’da yüklü bulunan videolarını Millet gazetesinin “Facebook” sayfasında yayınladım.

Günümüzde bazı kendini bilmez ukalâlar, Pomaklar’ın inatla Türk olmadıklarını, kendilerini Türk sananların, dinlerinin, yani İslâm’ın etkisinden dolayı öyle sandıklarını söylemektedirler. Bunlar suçlu olarak İSLÂM dinini görüyorlar. Bu şekilde dolaylı olarak Pomaklar’a, “İslâmiyet size zarar veriyor. Bırakın İslâm’ı…” demek istedikleri anlaşılıyor.

Slav-Pomak kimliğini dayatanlar, aslında Pomak ırkçılığı yapıyorlar ve bununla da asıl amaçları Türk düşmanlığını Balkanlar’daki Müslümanlar arasında yaymaktır. Bununla, yakın gelecekte Balkanlar’da kendi çıkarları için bir Slav-Pomak devleti kurmayı amaçlayan küresel güçlerin taşeronluğunu yapmaktadırlar. Kendilerince bu işin altyapısını hazırlamaya çalışmaktadırlar.

Ahlâk sahibi insanların bu tür işlere girişmeyecekleri, insanlığın, kültürlerin ve genel olarak temel ahlâk ilkelerini yok ederek, insanları tek dil, din ve kültür altında toplamayı hedefleyen küresel karanlık güçlerin uşaklığını yapmayacakları kesindir. Bunların uşaklığını, tetikçiliğini ancak Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’ni parçalamak isteyen, aynı güçlere uşaklık yapan PKK gibi terörist zihniyetli insanlar yapar. Günümüzde Türkiye’yi yıkmak isteyen güçlerin arkasında kimler varsa, Balkanlar’da da Pomaklar’ın Türk olmadıklarını yayarak, Türk kültürünü ve bilincini yok etmek isteyen tetikçilerin arakasında da onlar var. Slav-Pomak söyleminin propagandısını sistemli bir şekilde yürütenler, güdümlüdür. Onların kendi başlarına bu tür propagandaları yapacak ne maddi ne de manevî  kaynakları vardır.

Bu işi, ihaneti meslek edinmişlerin dışında, bir de gaflet ve dalâlet sebebiyle yapanlar var. Bunların sayısı az ve farkında olmayarak ihanet edenlerin emellerine hizmet etmektedirler. Birçoğu, kendileriyle yaptığımız tartışmalardan sonra, yanlışlarından dönmüştür.

Dikkat edildiğinde Slav-Pomak propagandası yapanların hedefinde aslında dolaylı olarak hep İslâm ve direkt olarak Türk kimliği vardır. Ne var ki, bu ahlâksızlar başarılı olamadıkları gibi, bundan sonra da olamayacaklardır. Şapkaları düştükçe, kelleri görünecektir. Bunun sebebi açıktır: Pomak Türkleri, ne olursa olsun dinlerine olan düşkünlüklerinden vazgeçmezler. Bu tarihî kayıtlarla sabittir. Pomaklık da zaten burdan gelmektedir. İslâm’a olan düşkünlükleri  bu insanların İslâm’ın yardımcısı anlamına gelen “Pomak/yardımcı” olarak anılmasına neden olmuştur. Tarihe baktığımızda, İslâm’a en çok yardım eden, bu dine düşkün olan milletin, Türk milleti olduğu açıkça görülmektedir.

Şimdi, sözde solculuk, devrimcilik ve halkların kurtuluşu söylemiyle ortaya çıkan birileri, bizlere Türk olmadığımızı öğretmeye koyulmuşlar. İnternet ortamında ”Demokratik Pomak Hareketi” adı altında sayfalar, bloglar açmakta, Slav-Pomak bayrakları uydurmakta ve Pomak devleti kurmak için insanları isyana teşvik etmektedirler. Bunu da devrimci karakterleri ve örgütçülük metoduyla yapmaya çalışmaktadırlar. Biraz eşelediğinizde, Batı Trakya’daki benzerleriyle bu işi nasıl yürütmeye çalıştıklarını görürsünüz. (İskeçe’de bu işi yapanlardan biri zamanında bir TV programında “Bizim hareketimiz, Türkiye’deki özgürlükçü Kürt Hareketi’ne benziyor” demişti.) Hepsinin ortak noktaları belli: PKK sempatizanlığı, sözde devrimcilik ve ateistlik adı altında ukalâlık ve insanların manevi değerlerine saldırma, küfürbazlık ve genel anlamıyla ahlâksızlıkları göze çarpmaktadır. [Ateist olanların tümü ahlâksızdır, gibi bir yanlış anlamaya neden olmak istemem. Benim birçok ateist tanıdıklarım var. Bunlar, çok iyi sohbet ettiğim kişilerdir. Lâkin bunlara özenenler, ateist bozuntusu olanlar, ateistliği sadece Allah’a, dinlere ve insanların manevi değerlerine küfretmek gibi algıladıkları için, ağzı bozuk olmayan, küfretmeyen ateistlerin de yanlış anlaşılmasına sebep olmaktadırlar. Sadece inanmadığı için ateist olan, ancak inananlara da saygı duyan ateistlere herkes saygı duyar.]

Gelelim “Pomakça” meselesine. Madem ki Türküz, o zaman bu Slav ağırlıklı dil neyin nesi. Bunu nasıl izah edeceğiz? Soranlara bin kez anlattık, bir kez daha anlatalım.

Bir defa “Pomak dili” diye orijinal bir dil yoktur. Pomakça diye konuşulan şey, Slavca ağırlıklı olmak üzere birkaç dilin karışmasından oluşan karma ve yapay bir paroladır. Aslında bu, Slavlar’la etkileşimin neticesinde Osmanlı’dan önce Balkanlar’da yerleşik olan Türk boylarının yerel halkla karıştıktan sonra etkisinde kalarak konuştuğu kırma bir dildir. Pomak Türkleri, öz Türkçesine kavuştukça özüne de kavuşacaktır ve kendisini SLAV-POMAK olarak asimile etmeye çalışanlardan korumayı öğrenecektir.

Şunu iyi bilsinler. Ben ırkçı veya bazı ukalâ ateistlerin dediği gibi “faşo” değilim. Bunu kabul etmiyorum. Olsam, açıkça söylerim. Ben öyle bir ideolojiye sahip olsam, gururla söylerim. İnsan, inandığını açıkça savunmalıdır, diye düşünüyorum. Farklı olanları sevmeyebiliriz, ama inandıklarını onurlu bir şekilde savundukları için saygı duyulmalıdır.

Irkçı olmadığımı İsmet Özel’in şu Türk tanımıyla ortaya koymak isterim. “Türk, kâfirle (Hakkı ve hakikati örten zalimlerle) çatışmayı göze alan Müslüman’dır.”  Herkes Müslüman olabilir, ama herkes Türk olamaz. Türk olmak için Müslüman gibi yaşamak gerekiyor. Türk isminin kelime anlamı da bu yüzden “güçlü insan” olarak tanınlanmaktadır. Buradan hareketle tarihin akışı içerisinde “Zalimlere karşı hakkı koruyacak kadar güçlü ve gücüyle mazlumları himaye eden” şeklinde açıklanmıştır. Türk ismi  tarihe bu şekilde mâl olmuştur. Türklük vasfını ortaya koyan insanların adına Türk, yazdıkları tarihe ise Türk tarihi denmiştir.

Ben Türklüğü kültürel anlamda anlıyorum. Türk kanı taşımak ve sadece Türk olduğunu söylemekle Türk olunmuyor. Nasıl ki, sadece sözde Müslümanlıkla Müslüman olunmuyorsa... Müslümanlık olsun, Türklük olsun, bunların bir de gereklerini yerine getirmek gerek.

Türk kanına sahip olmak ve Türk soyundan gelmekle Türk olunmuyor. Bu şekilde Türk olup da Türklüğe ve Türklere ihanet eden nice Türk gördük. Binlercesi hergün hainlikle iştigal etmektedir. Türklük bilincine sahip olmadığı için kendisini ve milletini birkaç kuruşa satanlar her tarafta cirit atıyor.

Son söz: Kimlik, bir soy-sop meselesi değil, bir bilinç meselesidir. Kişi, ne hissediyorsa, odur. 

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr