Türk-Yunan savaşı olur mu? Olsa, ne kadar sürer?

Eski Başbakan ve PASOK eski lideri Kostas Simitis’in, “Türkiye ile Yunanistan arasında savaş çıkmasının mümkün olmadığını ancak çıkması durumunda bu savaşın sad

Köşe Yazıları 25 Ocak 2012
Türk-Yunan savaşı olur mu? Olsa, ne kadar sürer?

Eski Başbakan ve PASOK eski lideri Kostas Simitis’in, “Türkiye ile Yunanistan arasında savaş çıkmasının mümkün olmadığını ancak çıkması durumunda bu savaşın sadece 2-3 saat süreceğini”  söylemesi, bu hafta kamuoyunun dikkatini çeken bir haber oldu. 

Basına yansıyan haberlere göre Simitis, Berlin'de Yeşiller Partisi'ne bağlı Heinrich Böll Vakfı'nın düzenlediği sempozyumda yaptığı konuşmada ilginç değerlendirmelerde bulundu. Simitis, Atina'nın Ankara ile silahlanma yarışına girmesini eleştirdi ve Yunanistan'ın Türkiye ile muhtemel bir savaş için aşırı silahlanmasının hiçbir işe yaramayacağı itirafında bulundu. Simitis’in asıl ilgi çeken açıklaması ise şöyle:

"Bugün Türkiye ile savaş olamaz. Eğer olsaydı 2-3 saat sürerdi. Yunanistan'ın devamlı silah almasına gerek yok."

Haberlere göre Simitis, bu açıklamaları üzerine salonda bulunan Yunanlılar tarafından yuhalandı. Daha fazla tepki çekmemek için olacak ki, Türkiye'nin Yunanistan'a yönelik tahriklerde bulunduğunu iddia ederek, sözlerine şu şekilde devam etti:
 
"Yunanistan'ın silaha devamlı harcama yapmasına ihtiyaç yok. Avrupa Birliği, Türkiye'nin sebep olduğu çatışma ve tehditlere karşı Yunanistan'ın güvenliğini garanti etmeli."

Buraya dikkat: Silah sistemlerinin NATO ile işbirliği halinde satın alındığını belirten Simitis, Yunanistan ve Türkiye arasındaki sorunların çözümüne yardımcı olacak ülkeler bulunduğunu söyledi. Simitis, NATO ve ABD'nin Avrupa Birliği (AB) ile işbirliği yaparak Türkiye ile sorunların çözülebileceğini savundu.

Burası da önemli: Avrupa Parlamentosu'nda Yeşiller Grubu Eşbaşkanı Daniel Cohn-Bendit de yaptığı konuşmada, Almanya ve Fransa'nın iflasın eşiğindeki Yunanistan'a borç verdiklerini, öte yandan da silah sistemleri alınmasına ilişkin anlaşmalara aynen uymasını istedikleri eleştirisinde bulundu. Bu yaklaşımın Avrupa dayanışması ile hiç alakasının olmadığını kaydeden Bendit, Yunanistan'ın aşırı silahlanmasında ülke içindeki milliyetçi çevrelerin de sorumluluğu bulunduğunu anlattı.

Yukarıdaki açıklamalar, bizlere bugün dünyamızda ve özellikle Avrupa’da siyasî anlamda oynanan oyunları bir kez daha gözler önüne seriyor. Dünyadaki siyasî arenada söz sahibi olmaya çalışan küresel güçlerin, BM, NATO, IMF gibi yan kuruluşlarla ve AB, AP gibi siyasî teşekküllerle bir taraftan demokrasi ve insan hakları söylemleriyle barışçıl bir tavır sergilemeye çalışırken, diğer taraftan aslında nasıl da savaşları körükledikleri ve bu anlamda silâhlanmayı ve silah ticaretini teşvik ettikleri bir kez daha net bir biçimde ortaya konmuş oldu.

Simitis ve Cohn-Bendit’in sözleri, aslında tarihî sözlerdir. Sistemin içinden gelen ve bu sistemi çok iyi bilen bu kişiler, mevcut dünya sistemini bir anlamda deşifre ederek, nasıl çalıştığını en basit bir şekilde anlatmışlardır.

Simitis’in bana göre çok gerçekçi, fakat Yunanlı soydaşlarına ve özellikle de aşırı milliyetçiler tarafından kızgınlıkla karşılanan sözü, Türkiye ile Yunanistan arasında savaşın çıkması durumunda bunun 2-3 saat süreceğidir.

Simitis gerçekçi konuşmuş, ancak soydaşlarının onuruna daha fazla halel getirmemek için olacak ki, savaş süresini çok söylemiş. Bence böyle bir savaş, 2 saat bile sürmez. Çünkü durum ortadadır. Hem sayıca, hem donanım ve hem de tecrübe ve eğitim açısından kıyas edilemeyecek iki ordu söz konusu. Türk ordusu, NATO ve hatta dünyanın en güçlü ordularından biridir.

Simitis, her pragmatist ve realist Yunan siyasetçisi gibi bu gerçeklerin farkında ve mevcut mâlî kriz karşısında bir çıkış yolu veya en azından yardımcı bir tedbir olarak manasız silahlanmanın gereksizliğine dikkat çekmeye çalıştı. Ancak çoğu onun söylediklerini anlamaya çalışacağına, kendisini yuhalamaktadır. Bu kafalarla da ne yazık ki doğru yere varılamıyor. Kedilerin kuyruklarını kovalayıp yakalayamaması gibi, aynı sorunlarla, aynı söylemlerle yıllar heba edilmektedir. Dönüp-dolaşıp aynı yere varıyoruz. Bu yüzden Türkiye ile Yunanistan sorunları bir türlü çözülmüyor.

Durum bundan ibaret. Yunanistan ve AB mâlî krizle boğuşurken, diğer taraftan tam hız silâhlamaya devam ediyorlar. Bu nasıl iştir? Hem para yok bahanesiyle gürülmemiş vergi çeşitleriyle milletin anasını ağlatacaklar, hem de kriz yokmuş gibi kalkıp milyalarca Euro’luk silâh satın alacaklar. Sonra da halk sokaklara dökülünce, “Böyle olur mu? Devlete karşı çıkılır mı? Ne yapalım, mecburuz bu vergileri koymaya...” diye açıklamalarda bulunacaklar.

Yazık değil mi? Halk, vergilerin altında ezilirken, işsizlikten kırılırken, son derece büyük imkânsızlıklar içerisinde kıvranırken, çürüyecek ve zamanı dolunca atılacak silahlar için milyarlar vermek günah değil mi?

Kazanılamayacak bir savaş için bile bile bu kadar silahlanmaya sevk eden âmil nedir acaba? Günümüzde iki ülke savaşa girse bile, bunun kazananı kim olacak? Bence tek kazanan silah tüccarları olacaktır. Neden hükümetler bu gerçekleri bile bile milleti daha da borçlandırmaktadır? Bu paralarla silah alacaklarına, yatırım yapsalar daha iyi olmaz mı? Demek ki, bu işin içinde bizim aklımızın ermediği veya normal vatandaşlar olarak bilmediğimiz gizli işler çevrilmektedir.

Aşırı milliyetçi Yunanlar, paranoyadan olacak ki, silahlanmaya onay vermekte ve hatta bunu teşvik etmektedirler. Onların bu paranoyasını, Türkiye ile Yunanistan’ın arasını kızıştırarak artırmaya çalışanlar da para kazanmaktadırlar. 

Anlayacağınız, Türkiye ile Yunanistan’ın arasında savaş çıkmaz. Ancak birileri, her an çıkacakmış gibi gündem oluşturarak, buradan nemalanmaktadırlar. Bunlar, genelde savaş edebiyatını teşvik ederek bunu canlı tutmaya çalışırlar. Sonra da zamanı gelince, barış elçiliğine soyunurlar ve Nobel Barış Ödülleri dağıtarak, ortamı yumuşatırlar.

Artık ne zamana kadar bunlara kanmaya ve onların istediği gibi yaşamaya devam edeceğiz? Bu çarpık düzene dur demek ve gereğini yapmak için daha ne kadar bekleyeceğiz? Yoksa bunun zamanı çoktan geçti ve yapılacak bir şey kalmadı mı?

Boş işleri bırakıp, insanlığın içinde bulunduğu girdaptan nasıl kurtulacağını oturup düşünmek ve çare aramak lâzım. Bunların da ötesinde, bir an önce harekete geçmek lâzım. Daha faza zaman kaybetme lüksümüz yok. İnsanlık can çekişiyor.

Millet gazetesi logo
© 2021 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr