TÜRKİYE AÇIYOR, YUNANİSTAN KAPATIYOR!
Bu hafta medyada yer alan haberlerde, Rodos adasında 400 yıllık Osmanlı döneminde yapılan camilerin neredeyse tamamının "restorasyon" yapıldığı gerekçesiyle yı
Bu hafta medyada yer alan haberlerde, Rodos adasında 400 yıllık Osmanlı döneminde yapılan camilerin neredeyse tamamının "restorasyon" yapıldığı gerekçesiyle yıllardır kapalı tutulduğunu okuduk.
120 bin nüfuslu Rodos`ta 6 bin soydaş yaşıyor. Adada onlarca Osmanlı eseri bulunuyor. Bunlardan biri de Pargalı İbrahim Paşa Camisi. Haberlere göre yalnızca Pargalı İbrahim Paşa Camisi`nin ibadete açık olduğu Rodos`ta yaşayan Müslümanlar diğer camilerin kapısına kilit vurulmasına tepki gösteriyor.
Tepkiler karşısında yetkililer ne mi yapıyor?
Hiçbir şey... Oralı oldukları yok!
Yetkililer, son yıllarda varlıklarını tehdit eden baskılara daha fazla tepkisiz kalmayarak seslerini yükseltmeye çalışan kardeşlerimizi yok saymaya devam ederek baskılarını daha da artırıyor.
Baskılarda o kadar ileri gidildi ki, geçen yıl adada bu yüzden büyük skandallar yaşandı. Yönetim, buradaki kardeşlerimizin dini hizmet için seçtiği din görevlilerinin faaliyet göstermesini bir şekilde engelleyerek kendine yakın gördüğü memurları tayin yoluyla göreve getirmişti.
--- --- ---
Bir başka haberde ise Rodos’taki kardeşlerimizin, 42 yıl önce restorasyon gerekçesiyle kapatılan Türk Okulu'nun yeniden açılmasını istediklerini öğreniyoruz.
Fethi Paşa'nın Rodos'ta eğitime destek vermek için 1856 yılında yaptırdığı Süleymaniye Medresesi, adada Türk Okulu olarak anılıyor. Ancak Rodos'ta yaşayan yaklaşık 6 bin soydaşın anadilde eğitim talepleri, okulun 1972 yılından bu yana kapalı tutulması nedeniyle yerine getirilmiyor.
Okulu'nun mezunlarından 84 yaşındaki Süleyman Bazlamba bakın ne demiş:
"İstanbul'da Rumlara eğitim veren okul varsa Rodos'ta da Türklere eğitim veren okul olmalı. Okulumuzun açılmasını istiyoruz. Ailem Kanuni Sultan Süleyman'ın Rodos'u fethinden sonra Anadolu'dan Ada'ya taşınmış. Rodos'ta doğdum. 6 yaşımdayken Süleymaniye Medresesi'nde eğitim almaya başladım. Okuma yazmayı bu medresede öğrendim. Öğrencilik döneminde ada İtalya'nın egemenliğinde bulunuyordu ve okulda İtalyanca ve Türkçe eğitim gördük.”
Açıklamalarında Türkçe okuma yazma derslerinin yanı sıra dini eğitim de aldıklarına dikkati çeken Bazlamba, halihazırda Ada'da yaşayan soydaş gençlerin bu olanaklardan mahrum kaldığını vurguluyor. Bazlamba, "Her sabah bir saatlik Türkçe okuma ve yazma dersinin ardından Türk öğretmen sınıftan çıkar onun yerine İtalyan öğretmen gelirdi. Din eğitimini de temel olarak okulda aldım. Din eğitimi de Türk hocalar tarafından verilirdi." diyor.
Ada'nın en önemli yerlerinden Rodos Kalesi'ndeki tek eğitim kurumu olan Türk Okulu'nun Rodoslu soydaşlar için büyük önem taşıdığına işaret eden Bazlamba, okulun yeniden açılmasını istediklerini belirtti.
Süleyman beyin açıklamalarına özellikle yer verdim. Altı çizilecek bu açıklamalar tarihi bilgi ve arşiv niteliği taşımaktadır. İşin aslını ve Rodos’un geçmişiyle alakalı hakikatleri ortaya koymaktadır.
Rodos’ta işin aslı bu ve Rodoslu kardeşlerimizin istekleri ve feryatları ortadayken yetkililer ne yapıyor?
El-cevap: Bizim yetkililer üç maymunu oynamaya devam ediyorlar! İsteklerin tam tersine kendi bildiğini okuyor ve kardeşlerimizi yok saymaya devam ediyor. Sanki Rodos’ta ne bugün ne geçmişte Müslüman Türkler yaşamamış gibi davranıyor.
Biz Batı Trakya Türkleri buna hiç şaşırmıyoruz. Çünkü Yunan devleti bizlere de aynı muamelede bulunmaya devam ediyor.
Peki, bu durum karşısında ne yapmalıyız? Daha ne kadar sabretmeliyiz?
Sabır ayı olan Ramazan ayında dua ederek sabretmeye devam edeceğiz. Allah bu mübarek ayın tüm insanlığa hidayet rehberi olması için medeniyetin temsilcileri olarak çalışmalarımızı hızlandırma gayreti içerisinde olacağız.
Biz gerçek Müslümanlığın gerekleri neyse öyle davranmaya devam edeceğiz. Medeni olacağız; ölçülü olacağız, aşırılıklara prim vermeyeceğiz. Gerçek İslâm’ın bunlarla asla alakası yoktur. İslâm, aşırılıkları yasaklamış, dengeyi ve barışı emretmiştir.
Barışçıl olacağız, sabırlı olacağız, ama haksızlıklara da asla boyun eğmeyeceğiz. Uluslararası İnsan Hakları normları ve çerçevesinde meşru müdafaa hukukunun ilkelerini benimseyerek insan olmanın şeref ve izzetini çiğnetmeyeceğiz. Hakkkımız neyse, onu almak için sonuna kadar mücadele edeceğiz! Mücadelemizi, akıllı bir şekilde insanca yürüteceğiz ki, bizi insan yerine koymayanlara insanlıklarını hatırlatalım. Umulur ki, böylece adam olurlar...
Hayırlı Ramazanlar!