Türkiye'den Bize Ne?
IŞİT bir projedir. Dünya kamuoyunu İslam’a karşı cephe alma ve savaş açma algısı oluşturma projesidir. Dünyayı İslam’a karşı düşman etme ve Müslümanlara karşı t
IŞİT bir projedir. Dünya kamuoyunu İslam’a karşı cephe alma ve savaş açma algısı oluşturma projesidir. Dünyayı İslam’a karşı düşman etme ve Müslümanlara karşı toplu cephe oluşturma projesidir. Benzetme yapacak olursak, aslında bir İngiliz anahtarıdır. Suriye’de oynanmak istenen oyunların bütün kapılarını açmak için kullanılacak “anahtar”...
Benzer proje “diktatör Saddam” ve “nükleer tehdit” algısıyla Irak’ta da uygulandı. ABD, İngiltere ile birlikte “Saddam nükleer tesislerde dünyayı tehdit eden silahlar üretiyor” deyip, yanlarına aldıkları koalisyon güçleriyle Irak’ı darmaduman etmediler mi? Milyonlarca masumun ölümüne sebep olmadılar mı?
Oldular ve olmaya devam ediyorlar. Sonra resmi yetkililer televizyonlara çıkıp “Yanlış yaptık, istihbarat doğru değilmiş, Irak’ı haksız yere vurmuşuz, özür dileriz” dediler utanmadan. Pişkinliğin son noktasını da gördük böylece.
Aynı pişkinlik bugün sürdürülmeye devam ediyor. Benzer pişkin proje ve söylemlerle Ortadoğu coğrafyasını cehenneme çevirmeye devam ediyorlar bu medeniyet ve demokrasi “ihracatçısı” emperyalistler. Bunlar bir yeri göze kestirdiklerinde bir bahane uydurular, tutmazsa “terör” icat ederler ve bu bahaneyle gözlerine kestirdikleri yerlere saldırarak ele geçirirler. Dünyamızda olan biten bundan ibarettir.
Benzer amaçlarla İslam’la alakası olmayan piskopat ve kiralık katil IŞ-İT sürüsünün Kobani’nin sözde “özgürlüğü” için nasıl kullanıldığını gördük. Medeniyet düşmanı terörist IŞ-İT’e karşı “özgürlüğü” temsil eden Kobani’de bütün küresel güçlerin adamları aynı safta savaştı. Bunlar aslında bir “Kürdistan” devletinin kurulmasının kapısını aralamak için kullanılan bir İngiliz “anahtarı/oyunu” idi. İslam’ı yanlış algılatmaya yönelik bu projeyle hepsi Kobani’de PKK ile müttefik oldu. “İslam budur ve dünyamızı tehdit ediyor. Hep birlikte İslama karşı savaşalım demokrasi ve medeniyeti koruyalım” algısı oluşturuldu. Nitekim şu anda İsrail, AB, Rusya ve tüm dünyadan PKK/YPG ile birlikte savaşan gönüllü bir haçlı ordusu oluşturulmuştur.
Oysa teröröist IŞ-İT sürüsüne karşı savaş veren Türkmenlerin yanında bunlardan kimse yer almıyor. Aksine Rusya ve İran gibi emperyalist devletler onlara karşı Esed katilini destekliyor. Neden? Çünkü asıl hedef ve düşman Türkmen ve Türkler ve dolayısıyla Türkiye ve İslam’dır. “Türkiye gizliden IŞİT’i destekliyor” yaygarası Batı medyasında bu yüzden yapılmaktadır. Bu işin nihai hedefi terörle öşdeşleştirilen Türkiye’yi kuşatmaktır. Bu şekilde de İslam Dünyası’nın son kalesini de ele geçirmek ve Türk ve İslam Dünyası’nın işini bitirmek... Neticede İslam Dünyası’ndaki yeraltı ve yer üstü zenginlikler rahatça sömürülmüş olacaktır.
BİZE NE? BİZ YUNANİSTAN’DA YAŞIYORUZ!
“Türkiye’den bize ne? Biz Yunanistan’da yaşıyoruz, mutlu AB vatandaşlarıyız.” diyenler olabilir mi bilmem, ama bu soruya cevap vermek istiyorum.
Batı Trakya Müslüman Türkler olarak bizleri Türkiye’nin durumu doğrudan ilgilendirir. Çünkü Azınlık olarak Türkiye tarafından sorulmadan sadece garantörlük şartıyla AB’nin bu köşesinde bırakıldık. Kimse bize burda Azınlık olarak kalmak istiyor muyuz diye sormadı. Dolayısıyla Türkiye’nin sayesinde buralarda nefes alıp verdiğimiz için, Türkiye’nin durumu bizleri çok ilgilendirir. Mazallah Türkiye’nin başına bir şey gelirse bizim de işimiz zor olur.
Azınlık olarak bırakıldığımız günden beri haklarımız için mücadele ediyoruz. Onca çabaya rağmen, Türkiye’nin onca iyi niyet ve gayretine rağmen bizim yunan idareleri ne yazık ki hiçbir zaman mukabele etmeye yanaşmadılar. Aksine, canımıza okumak için hep fırsat kolladılar. Bugün dahi aynısını yapmaktadırlar. “240 İmam” yasası konusundaki tavizsiz uygulamalar hız kesmeden sürüyor. Radikal Sol’un Başbakanı Batı Trakyayı radikal sağcı ortağı –bu da nasıl ortaklıksa- ANEL’e terk etmiş durumdadır. Onlar da dünyamızı dar etmek için canla başla çalışıyor. Trakya elden gidiyor, yaygarasıyla Batı Trakya Türklerinin canına okuyorlar. Solcu Çipras, Azınlık yokmuş gibi davranıyor. Aynı tutumu ülkesine gelen Müslüman mültecilere de sergilemektedir. Irkçılık ve İslamofobi almış başını gidiyor. Düşündürücü olan ise bunun sol ve hümanist geçinen SYRIZAlılar tarafından yapılmasıdır.
YUNANİSTAN TAM DEMOKRASİYE NE ZAMAN KAVUŞUR?
Peki bu durum hiç düzelmeyecek mi veya Yunanistan’a ne zaman tam demokrasi gelir?
Yunanistan’ın gerçek demokrasiye geçişinin asıl göstergesi, Batı Trakya Türklerinin kazanılmış haklarına yeniden kavuşması olacaktır. Azınlığın hakları ihlal edilmeye devam ettiği sürece bu memlekette gerçek demokrasi ve insan haklarından bahsedilemez. Çipras bizim için umut olmuştu, ancak onun da diğerlerinden farksız olduğunu gördük. Bu konudaki umutlarımız şimdilik tükenmiş durumdadır.
Aynı şekilde Avrupa ve genel olarak medeniyet havariliği yapan devletlerde de ne zaman ki farklılıklara ve özellikle de Müslüman mületecilere yönelik ırkçı, ayırımcı ve ikiyüzlü tutum terkedilecek, işte o zaman gerçek demokrasiden söz edebiliriz.
Batının ne kadar ikiyüzlü olduğunu daha kaç kez göreceğiz?
Batı ikiyüzlülüğü deyince, aklıma emperyalist ülkelerin son iğrençliği geldi. Bu kadar da olmaz dedirten türden hem de. Dünyayı terörden kurtarmak için askerini ve üslerini çalıştıran ABD, Rusya ve diğer büyük zalim ülkeler bizimle alay edercesine Mısır’ın mevcut yönetimini askeri ve siyasi açıdan desteklemeye devam edeceklerini açıkladılar. Yetmedi PKK’nın Suriye uzantısı olan YPG’ye silah yardımı yapmaya devam edeceklerini açıkladılar. Senin teröristin kötü, benimki iyi mantığı anlayacağınız.
Bu nasıl bir dünya, nasıl bir pişkinliktir böyle. Mısır’da askeri darbeyle binlerce insanı öldürerek yönetime el koyan bir dikatatör SİSİ idaresi verken, böyle bir açıklama yapabiliyor sözde demokrat ülkeler. Türkiye ve Suriye’de binlerce masum Kürt, Arap ve Türkmen’i katleden PKK ve YPG’yi IŞİT terörüne karşı destekliyorlar. Terörizmi terörle mi yenecek bu ABD, Rusya ve sözümona güçlü devletler? Kimi kandırmaya çalışıyorlar?
Peki, yer mi bunları dünya? Tabii ki yemez. Ama askeri güç, para ve sistem onların elinde olduğu için “ben yaparım olur” havasındalar, şimdilik... Zamanı gelince elbet bunun da hesabı sorulur. Zira vicdan yok olmaz.