Ülkemiz karanlığa mahkûm olmasın diye...
Azınlığın sorun ve taleplerini, 28 Kasım Çarşamba günü Avrupa Parlamentosu’nda dile getirdik. Bu, tarihi bir toplantı oldu. Hem ilk defa AP’de sorunlarımız dile
Azınlığın sorun ve taleplerini, 28 Kasım Çarşamba günü Avrupa Parlamentosu’nda dile getirdik. Bu, tarihi bir toplantı oldu. Hem ilk defa AP’de sorunlarımız dile getirldi ve hem de Azınlığın sorunları ilk kez bu kadar organize ve geniş bir Azınlık temsilci grubu tarafından açık, net ve etkili bir biçimde böyle bir platformada ortaya kondu...
Özellikle Abdülhalim Dede'yi, yaptığı tarihi konuşmasından dolayı kutluyorum... Helal olsun, ağzına, yüreğine sağlık... Bilgi ve cesaretle “paranoyak bir devlette yaşadığımızı” anlattı. Devlet temsilcileri de oradaydı ve gıkını çıkaramadı. Bizler delille konuştuktan sonra onlar ne diyebilirlerdi ki...
Avrupa Parlamenteri ve Azınlık ve insan hakları örgütlerinin yetkililerine de teşekkür ediyoruz. Azınlığımızın sorunlarını olabilecek en güzel bir şekilde kendi açılarından anlattılar ve Azınlığımızın yanında olduklarını dile getirdiler. Azınlığın insan haklarının kazanılmasında her türlü desteği sağlayacaklarının altını çizdiler.
-----
Avrupa Birliği üyesi, demokrasinin beşiği olarak bilinen ülkemizin Avrupa Parlamentosu’nda kendi vatandaşlarına ve Azınlıklarına yaptığı haksızlıklarla anılması, suçlanması ve kınanması bizim suçumuz değil, ülkemizin yanlışlıklarının bir sonucudur. Keşke, buralara varmazdan önce yanlışlıklarından dönse ve uluslararası platformlarda bu durumlara düşmeseydi. Ancak, bütün uyarılarımıza, çağrılarımıza rağmen bizleri duymazlıktan ve görmezlikten gelmeyi tercih etti ve bu duruma geldi.
Yanlışın neresinden dönülürse kârdır. Umarız vatanımız Yunanistan, artık ders alır ve yanlışlarından döner. Gerçi son dönemlerde olan bitenler ve özellikle de ND milletvekilleriyle SİRİZA partisinin bazı diplomasi ve savunma uzmanlarının açıklamaları bu yönde adım atmaya yardımcı olan gelişmeler değil, ama her şeye rağmen umutvar olmak zorundayız.
-----
Filistin, artık Birleşmiş Milletler tarafından gözlemci devlet olarak statü kazandı. Yapılan tarihî oylamada Filistin'i devlet olarak tanıyan ve bu doğrultuda oy veren tüm devletler kıyamete kadar yaşasın... Siyonist İsrail'e destek çıkmak için hayır diyenlerin de Allah müstehakkını versin... Mazlumlara devlet ve yaşam hakkı tanımayanların Allah devletini alsın... Allah zalimleri ve onlara destek çıkanları ıslah etsin...
Siyonistler gece gündüz çalışırken biz uyursak, Filistin’de, Gazze’de zulüm olur. Şimdi silkinme zamanı... Biraz silkinmeyle etraf toparlanır... Bunun için hak ve hukuka inananların her şeyi mevcut. Sadece güçlü ve örgütlü bir irade gerekiyor. En önemlisi de, insanlıklarını muhafaza etmeleri gerekiyor. Gazze’deki bebeklerin üzerine bomba yağdıran katilleri haklı çıkarmaya çalışan zihniyet, hasta bir zihniyettir. Bu da, onlarda insanlığın bitme noktasına geldiğine işarettir. İnsanlığın temel göstergesi vicdanın olmadığı yerde insanlıktan, ahlâk ve hukuktan söz edilemez. Bu hastalıklı zihniyete artık dur demenin zamanı gelmiştir... Türkiye bunun başını çekecek, İslam dünyası başta olmak üzere vicdan sahibi bütün ülkeler de destek çıkacaktır... Böyle olunca, bakın ABD ve onun enceği İsrail’e rağmen nasıl kararlar alınabiliyor.
-----
Azınlık basını hakkında bazı tespitlerde bulunmak istiyorum.
Azınlık basını dediğin, Azınlıkçı olmalı ve Azınlığın menfaatlerini gözeterek yayın yapmaya özen göstermelidir. Öncelikli hedefi Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığının hak mücadelesine ışık tutmak ve katkı sağlamak olmalıdır.
Azınlık basını öncelikle misyon gazeteciliği yapmalıdır. Tabii ki ülke ve dünya dengelerini bilmeli ve ona göre habercilik yapmalıdır. Ancak öncelikli hedefi Azınlık kitlesi olduğu için, Azınlık basını olmayı Azınlığa borçlu olduğunu unutup nankörce yayın yapmamalıdır. Kendisini adam yerine koyan Azınlık toplumunu adam yerine koymaktan uzaklaştığı an, o artık Azınlık basını değil, başkalarının basını olmaya meyil göstermiştir...
Azınlık basını, hitap ettiği hedef kitle olan Azınlığın değerlerine uygun bir yayın çizgisi izlemelidir. Azınlığın değerlerine saldıran, toplumu rencide eden ve özellikle toplumu asimile etmek için çalışan derin devletin ve değişik devlet destekli örgütlerin ve birimlerin maşası olmaktan kaçınmalıdır.
İnsanlar farklı ideolojilere, bakış açılarına sahip olsalar da, asgari müştereklerde ortak hareket edebilirler... Hak ve hukuk, ideolojilere ve siyasi yaklaşımlara göre değişmez.. Hukuk evrenseldir ve insanlık için birdir. Adalet, yaşamak, düşünmek, mülk edinmek, aile kurmak ve şeref sahibi olmak herkes için aynıdır... Bunları savunmak için Azınlık basınının illa da tek bir çatı altında toplanması ve her konuda aynı düşünmesi gerekmez... Yukarıda saydığım aynı değerleri paylaşmak gerekir.. İnsanlar, toplumlar, o toplumlara ait yayın organları, ya haktan yana olurlar ya da fırıldak olurlar...
Azınlık yayın organlarına, devletin resmi yayın organı veya basın bürosu gibi yayın yapmak yakışmaz. Onlara şirin görünmek için gayret etmek, milli değerlere ağırlık vererek yayın yapan basın aleyhine işbirlikçilik, jurnalcilik ve provakatif politikalara alet olmak, Azınlığın dikkatinden kaçmadığı ve mutlaka o basının toplum tarafından cezalandırıldığı tarihen sabittir. Bu gibilerin vadelerinin dolduğu günler mutlaka gelir. Çünkü her şeyin bir vadesi vardır.
-----
TourkikaNea.gr gibi insanlık düşmanı ırkçı ve faşist haber siteleri bizleri yine ağızlarına dolamışlar. Türkiye ajanlığı ve derin devlet adamı olmakla itham ediyor ve jurnalliyorlar. Amaçları bence bizleri “fişletmek”, karanlık güç odaklarının hedefi haline getirmektir. Başımıza bir şey gelirse, bilinsin ki bu gibi yayınlar yüzündendir. Yabancı düşmanları, bizlere saldırmak için fırsat ararken bazı hasta ruhlu yayıncıların bizleri hadef gösteren haberler yapmasının başka bir amacı olabilir mi?
Yunanistan'daki Azınlık ve İslam düşmanları çatlasalar da patlasalar da Türk ve İslam gerçeğini, başka kültürleri ve onlara tahammül etmeyi öğrenmek mecburiyetindedirler. Ya farklılıkların demokratik Avrupası’nda yaşamayı öğrenecekler, ya da karanlığa mahkûm olacaklardır. Kesin olan bir şey varsa, o da, Yunanistan’ın bu farklı olana düşman zihniyetlilerin, kendileriyle birlikte ülkeyi de karanlığa çektikleridir.
-----
İslâm hukuku Profesörü Osman Eskicioğlu hocanın güzel bir sözüyle bitiriyorum. “İnsan demek, çevre ile ünsiyet eden yani çevreden kendisine, kendisinden de çevreye iyilik-kötülük, fayda ve zarar gelen insan demektir.”