Yeni yasal düzenlemeyle “müftülük makamı” resmen ortadan kaldırılıyor

Yunan hükümetinin 1 Ağustos Çarşamba günü meclis genel kuruluna getirdiği yeni yasal düzenlemeyle, artık bundan sonra resmi olarak “müftü”lerden bahsetmek hayal

Köşe Yazıları 19 Ağustos 2018
Yeni yasal düzenlemeyle “müftülük makamı” resmen ortadan kaldırılıyor

Yunan hükümetinin 1 Ağustos Çarşamba günü meclis genel kuruluna getirdiği yeni yasal düzenlemeyle, artık bundan sonra resmi olarak “müftü”lerden bahsetmek hayal oluyor.

Yunanistan, tarih boyunca hâkimiyeti altında yaşayan Müslümanlar ve İslâmi kurumlarla büyük sorunlar yaşamıştır. Tedricî olarak İslâmî eserleri ve kurumları ortadan kaldırmak ve her türlü izleri silmek için büyük çabalar sarf etmiştir.

Müslümanların iman, ibadet, ahlâk ve günlük hayat tarzını düzenleyen en mahrem ve en önemli kurumlarından biri, müftülük kurumudur. Müslümanlar, tarih boyunca her yerde cemaat olarak yaşadıkları için, dünyanın neresinde olursa olsun, bir araya gelebilecekleri, ibadetlerini yapabilecekleri ve kültürlerini sürdürebilecekleri mescit ve onun bünyesinde resmî veya gayri resmî olarak "cemaat" müessesesini oluşturmuşlardır.

Bilhassa gayr-i Müslim diyarlarda, mescit, cami, cemaat ve müftülük müesseseleri daha büyük önem arz etmektedir. Bu müesseselerin kurulmaları, faaliyetleri ve yönetilmeleri tıpkı aile müessesesi gibi tamamen mahremdir ve özerktir. Namahrem gayr-i Müslim ellerin, bu mahrem ve özerk müesseselerin nasıl faaliyet gösterecekleri ve nasıl yönetilecekleri, bilhassa İslâm ve Türk düşmanı yönetimlerin tamamen tasarrufuna bırakılması cinayettir, intihardır. Fanatik Ortodoks ve ırkçı faşist Helenlerden İslâm ve İslâm müesseseleri hakkında bir hayır ummanın ahmaklıktan başka bir şey olmayacağını, tarih pek çok örnekle göstermiştir.

Tarih boyunca bütün Yunan yönetimleri, Müslümanların can damarı olan müftülüklere ve nefes borusu mesabesindeki vakıf yönetimlerine musallat olarak, Müslümanların bütün hayat fonksiyonlarını felç etmek istemişlerdir.

Yunanistan, 1821’de Osmanlı Devletinden ayrıldığını ilân ettikten sonra, işgal ettiği bütün bölgelerde yaşayan Müslümanların camilerine, minarelerine, mezarlıklarına, vakıflarına ve müftülüklerine insafsızca müdahalelerde bulunmuştur. 1821’den 1923’e kadar Osmanlı Devleti ile Atina hükümeti arasında, Yunan hâkimiyeti altında yaşayan Müslümanların dinî ve eğitim sorunlarını düzenleyen bir çok anlaşma ve sözleşme yapılmıştır. 1923’ten günümüze kadar da Türkiye Cumhuriyeti ve Yunan devleti arasında Batı Trakya Müslüman Türklerinin dinî ve eğitim haklarının sürekli ihlâl edilmesinden dolayı bu konular gündemden hiç düşmemiştir.

Son yıllarda devamlı gündemde tutulan Batı Trakya Müslüman Türklerinin müftülük, vakıf ve eğitim sorunları çözüme kavuşturulacağı yerde, daha karmaşık hale getirilmektedir.

1972’ye kadar Yunanistan’da yaşayan Müslümanların beş müftülük makamı varken, Yunan hükümetinin 1 Ağustos 2018 tarihinde meclis genel kuruluna getirdiği yeni yasal düzenlemeyle, artık bundan sonra resmi olarak “müftü”lük makamlarından bahsetmenin hayal olacağı, sahip olduğumuz tarihî tecrübelerden rahatlıkla anlaşılmaktadır.

1972 yılına kadar Rodos ve İstanköy Müftülükleri faaliyette iken, müftülük makamları ve kurumları dimdik ayaktaydı. Rodos ve İstanköy’de vefat eden eski müftüler yerine önce “naip müftü” makamlarını, daha sonra “naip müftülük kurum”larını da ortadan kaldırarak, “müftülük makamı”nı anımsatacak kelime ve kavramlar tamamen ortadan kaldırılmıştır. En son haliyle “müftülük makamı”, “İmamis Rodu” veya “İmamis Ko” olarak değiştirilmiştir. “Müftülük kurumu” da tamamen ortadan kaldırılarak “imamis”ler işgal altındaki cemaat yönetimi bünyesinde “sözde” faaliyet yürütmektedirler.

Sonraki yıllarda Rodos ve İstanköy “müftülük makamı”nın ve “müftülük kurumu”nun başına gelenler, Dimetoka “müftülük makamı”nın ve “müftülük kurumu”nun başına gelmiştir. Vefat eden eski Dimetoka müftüsünün yerine, eski müftünün oğlu, Selânik Özel Pedagoji Akademisi mezunu (müftülük konusunda zırcahil olan) ehliyetsiz biri  “naip müftü” olarak tayin edilmiştir. Bu ehliyetsiz “müftü naip"i 35 yıl bu görevde kaldığı halde, hiçbir zaman asaleten “müftü” olarak tayin edilmemiştir. “Naip müftü” olarak görevine son verilmiştir.

Dimetoka “müftülük naip”liğinden boşalan makama “naip müftü” olarak yerine yeni “müftü naip”i geçici olarak tayin edilmiştir. Geçen sene düzenlenen, “4485/2017” sayı ve tarihli yasa’nın 95’nci maddesine göre,  “Müftü veya Müftü Naip’liğine atanan kişinin, Yüksek Öğretim Üyesi veya kadrolu eğitimci olarak kamuda veya azınlık eğitiminde ya da Trakya’daki Müslüman Medreselerinde görev yapan biri olması durumunda, müftü veya müftü naip’liği görevini sürdürdüğü sürece, eğitimci niteliği geçici olarak askıya alınmaktadır. Herhangi bir şekilde görevine son verilmesi durumunda (eğitimcilik) görevine geri dönmektedir. Eğitim, Araştırma ve Dinişleri Bakanlığının kararı uyarınca eğitimcinin talebi üzerine müftü veya müftü naipliği görevine paralel olarak eğitimcilik görevini de sürdürmesine izin verilebilir.”

Bu düzenlemeden ve Dimetoka, Rodos, İstanköy uygulamalarından da anlaşılıyor ki, boşalan eski “müftülük" makamlarının yerine hiçbir yerde asaleten müftü tayin edilmemiştir. Son olarak 1 Ağustos 2018 tarihinde, SYRIZANEL hükümetinin büyük(!) bir başarısı olduğu algısı oluşturulan, meclis genel kurulunda yapılan yeni yasal düzenlemeyle, boşalacak Gümülcine ve İskeçe “müftülük" makamlarına da ebediyen asaleten müftü tayin edilmeyeceği açık ve net bir şekilde anlaşılmaktadır. Artık SYRIZANEL hükümeti sayesinde Batı Trakya’da yüzlerce yıllık “müftülük makamı” başarılı bir Bizans oyunuyla Yunan mevzuatından tamamen kaldırılıp lâğvedilmiştir.

Fener Rum Patrikhanesinin ve Yunan derin devletinin Batı Trakya’da azınlık tarihi boyunca, ne tür Bizans oyunları çevirdiklerinin farkında olmayan bazı saf insanlar, yapılan yeni yasal düzenlemeyle sanki Yunan yönetimi tayinli “Helen Müslüman” müftülerin görevine son veriyormuş ve Batı Trakya Müslüman Türklerinin talepleri doğrultusunda, müftüleri Batı Trakya Müslüman Türkleri hür iradeleriyle belirleyecekmiş gibi algı operasyonları oluşturulmaya çalışılmaktadır.

Bu tür algı operasyonları kesinlikle yanıltıcı ve aldatıcıdır. Batı Trakya’da müftülük, vakıf ve eğitim konularında iyileştirme beklemek abesle iştigaldir. Zira bu konular Yunan derin devleti için millî tehlike olarak algılanan konulardır ve kalın, kırmızı çizgilerdir. Hiçbir hükümet ve yönetimin bu kırmızı çizgileri aşmaya gücü yetmez. Bu aşamalardan sonra, daha despot, daha katı ve daha berbat uygulamalar beklenebilir. Ama herhangi bir iyileşme asla!

Kaldı ki, Yunan derin devleti, Batı Trakya Müslüman Türklerinin haklarını bütün uluslar arası ve insan hakları antlaşmalarına aykırı bir şekilde gasp ettiği halde, Fener Rum Patrikhanesi Anadolu topraklarını tekrar Helenleştirmek için bütün hızıyla çalışmaktadır. 1922 kurtuluş savaşından sonra ihanetlerinden dolayı faaliyetleri durdurulan, İzmir, Antalya, Ankara, Bursa, Edirne ve faaliyete geçmek için sırada bekleyen birçok mitropolitlik hızlı bir şekilde yeniden faaliyete geçmektedir. Fener Rum Patrikhanesi azdırıldıkça, Batı Trakya Müslüman Türklerini Helenleştirmek için gece gündüz çalışan patrikhanenin Batı Trakya’daki uşakları daha da azgınlaşıyorlar. Batı Trakya Müslüman Türklerine kan kusturmak için ellerinden geleni büyük bir zevkle yapıyorlar.

Hayırlısıyla Allah bize sabırlar ve dayanma gücü versin! Bakalım Batı Trakya Müslüman Türkleri, naiplerden sonra ne naipler görecektir. Batı Trakya’da Selânik Özel Pedagoji Akademisi mezunu biri 35 yıl “müftü naipliği" yapabildiğine göre, “Helen Müslüman” İerodidaskalos’ların seçecekleri müftü naiplerine de "arhiierodidakalos" sıfatını vereceklerdir herhalde.

Konumuza uygun bayramlık bir fıkra ve şiir ile Kurban Bayramınızı tebrik edeyim.

Türk ve Yunanlı mahkemelik olmuşlar ve idam ile yargılanıyorlar. Adet olduğu üzere idam edilmeden önce son istekleri soruluyor. İlk önce Yunalıya sormuşlar. Yunanlı 'Önce Türk söylesin son isteğini, ondan sonra ben söyleyeceğim' demiş. Bu sefer Türk’e sormuşlar, son isteğin nedir diye? Türk, 'Son isteğim annemi görmek' demiş. Yunanlıya sormuşlar, şimdi sen söyle son isteğini bakalım. Yunanlı, 'Son isteğim, Türk annesini görmesin!' demiş.

Can bula cânânını
Bayram o bayram ola
Kul bula sultanını
Bayram o bayram ola.

Hüzn-ü keder def ola
Dilde hicap ref ola
Cümle günah af ola
Bayram o bayram ola.

Lütfi ya lütfü kerim
Erişe rahmü-rahim
Bermurad ede fehim
Bayram o bayram ola.

(Alvarlı Efe Hz.)

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr