“Yok mu bu krizin bir sonu?”

Yunanistan’ın durumu iyiye gitmiyor. Ne yazık ki memleketimiz için söylenebilecek en büyük ve yalın gerçek bu. Her hafta gazete dağıtımı yaparken karşılaştığım

Köşe Yazıları 20 Ağustos 2015
“Yok mu bu krizin bir sonu?”

Yunanistan’ın durumu iyiye gitmiyor. Ne yazık ki memleketimiz için söylenebilecek en büyük ve yalın gerçek bu.

Her hafta gazete dağıtımı yaparken karşılaştığımız soydaşlarımızın en çok merak ettiği husus, memleketin bu içler acısı durumunun ne olacağıdır. Soydaşın ilk sorusu şu:

“Battık, battık, artık daha ne kadar batacağız, yok mu bunun bir sonu?” Ardından da şu şekilde sıralımaya devam ediyor:

“Vergiler, vergiler ve yine vergiler... Daha ne kadar dayanabileceğiz biz bu vergilendirmelere? Yok mu bunların bir sonu? Bize ne dedi bu Çipras ve sonunda ne yaptı? Bu da boşmuş! Yazık bu memlekete! Artık seçmen olarak kime güveneceğiz? Biz bu adama inandık. Memorandumları kaldıracak, daha adil bir program uygulayacaktı. Ama eskilerinden de kötü bir duruma düşürdü bizi. Şaşkınız!”

Halkın belini büken iki başarısız memorandumdan sonra artık tamamen iflahımızı kesen ve vatandaşı yere seren 3. Memorandumun gelişi, ülkede büyük bir hayal kırıklığına daha neden oldu. Bu hayal kırıklığı, büyük bir kızgınlığı ve öfkeyi de beraberinde getiriyor. Getiriyor diyorum çünkü daha yeni oluşmaya ve kabarmaya başlamış durumdadır. Halkın asıl öfkesinin ve netice olarak tepkisinin, yapılacak ilk genel seçimlerde sandığa çok net bir biçimde yansıyacağı kanaatindeyim.

SYRİZA’nın iktidar yürüyüşünü hangi söylemler ile gerçekleştirdiğini hatırlayın. Yüzde 7’lerin “ömür boyu muhalefet” partisi halkı hangi sloganla kandırarak iktidara yürüdü? “Memorandumları kaldıracağız” söylemiyle iktidar olan “Antimemorandumcu” radikal sol, radikal sağı da yanına alarak halkı ve ülkeyi onca zaman oyaladıktan sonra “Memorandumcu” bir parti oluverdi.

İnsanlar şimdi doğal olarak soruyor: Bir halk daha ne kadar aldatılabilir veya hayal kırıklığına uğratılabilr?

Son seçimlerde iki temel vaadi vardı SYRİZA’nın:

1. Asgari ücret 751 Euro olacak.

2. ENFİA denen zalim gayrımenkul vergisi kalkacak.

Ne oldu? Bunlar olduğu gibi kaldı... Yetmedi, daha ağır bir memorandumu halkın sırtına yükledi.

Geçmiş hükümetleri acımasızca eleştiren SYRİZANEL hükümeti, aslında en büyük hayal kırıklığını memorandumlar konusunda yaşattı. Çünkü SYRİZA’nın temel söylemi ve iktidara yürüyüşünün en büyük nedeni, ülkeyi batıran geçmiş hükümetlerin halkın belini büken ve sömüren memorandumlarına son vereceği vaadiydi.

SYRİZA ne yaptı?

İktidara gelir gelmez, ülkeyi daha derin bir kaosa sürükleyen bir politika izleyerek halkı deyim yerindeyse aldattı. Bazıları oyaladı diyor, ama ben aldattı demeyi tercih ediyorum. Çünkü gelinen nokta bunu gösteriyor. Tam yedi ay boyunca kreditörlerle danışıklı bir oyun oynandı. Memorandumlara son veriyormuş gibi aylarca “görüşmeler” yaparak “mücadele” eden hükümet, sonuç itibariyle ülkeyi ve fakir vatandaşı daha zalimce bir ağır yükün altına sokmayı “başardı”.

Eğer bir “başarı”dan söz edilecekse, o da daha ağır şartlarla vatandaşın neredeyse iliğini emen bir ağırlaştırılmış 3. Kurtarma Paketi’nin kreditörlerin lehine onaylanmasıdır.

Sonuç olarak:

1. ENFİA olduğu gibi kaldı. 

2. 751 euroluk asgari ücret vaadi hayal oldu.

Doğal olarak vatandaş bu olan bitenlere kızıyor ve çıldırıyor. Çıldırıyor çünkü son umut olarak gördüğü ve büyük beklentilerle oy verdiği SYRİZANEL hükümeti asıl vaadinde durmadı. Durmayı bırakın söylediklerinin tam tersini yaptı.

Söylemleriyle bu kadar zıt icraat yapan ve ülkeyi önceki iktidarlardan daha ağır memoranduma mahkûm eden bu hükümet tarafından aldatılmış, hatta hiç olmadığı kadar aptal yerine konmuş hissediyor vatandaş. Çünkü gerçekten “bu kadar olur” dedirten bir “ters köşe” manevrasıyla karşı karşıya bıraktı bizi bu hükümet. Dolayısıyla, yalancılardan kurtulmak için sarıldıklarınızın daha büyük yalancı olduğunu görünce nasıl hissediliyorsa, işte halk da böyle hissediyor şu anda.

Netice itibariyle, yağmurdan kaçarken doluya tutulduk. Bu ruh hali, tam bir aldatılmışlık ve büyük bir ihanete maruz kalmış ruh halidir. Bu ruh haliyle bundan sonra bu halk hangi partiye inanabilir. Bence çok zor inanır. SYRİZA son umuttu ve bu umut da halkı aldattı. Deyim yerindeyse evire çevire kreditörlerin kucağına attı. Referandum düzenleyerek kreditölere, emperyalistelere ve sömürüye meydan okuyarak bizlere kocaman bir “Hayır” oyu attırdı. Sonra gitti bu “Hayır” iradesini kerditörlerle görüştükten sonra kocaman bir “Evet” olarak halkın kucağına attı.

Madem “Evet” diyeceklerdi, halka neden “Hayır” dedirttiler? Sanki bu işin içinde oyun var! Halkın bu kadar büyük desteğini aldıktan sonra bir iktidar nasıl gider de halkın iradesini satar! Buna düpedüz ihanet denir.

Halka en çok koyan da ne biliyor musunuz? İşte bu ihanet. En çok güvendiği iktidar tarafından sırtından hançerlenmiş hisseden bu halkın öfkesi her geçen gün büyüyor ve ürkütüyor.

Allah sonumuzu hayır etsin!  

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr