Ideal Schools
Ideal Schools

Yunanistan FETÖ’cüleri ne yapacak?

Sözde medeni ve demokrat Batılılar çıldırıyorlar. Müslüman Türkler nasıl olur da dünyaya barış ve demokrasi dersi verir... Ölüme adeta meydan okuyan bir imanla

Köşe Yazıları 17 Ağustos 2016
Yunanistan FETÖ’cüleri ne yapacak?

Sözde medeni ve demokrat Batılılar çıldırıyorlar. Müslüman Türkler nasıl olur da dünyaya barış ve demokrasi dersi verir... Ölüme adeta meydan okuyan bir imanla tankların karşısına çıkan bu silahsız millet nasıl olur da bize yiğitlik dersi verir, diye gururlarına yediremiyorlar.

Sürekli aşağıladıkları Müslüman Türklerin bu destanını hazmedemiyorlar. Bu yüzden bu demokrasi destanını görmezden geliyor, uydurma haberlerle küçümsüyerek ve alay ederek itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar. Bu şekilde de cibillyetlerinin ve karakterlerinin nasıl bir kalitede olduğunu göstermiş oluyorlar. 

Dünya tarihinde bir örneği daha görülmemiş FETÖ gibi karanlık bir terör örgütünü masum göstermeye çalışmak, onun elebaşı F. Gülen’i ve tetikçilerini “mazlum”,“mağdur” gibi göstererek bunlara sahip çıkmak, en hafif tabirle alçaklıktır. Çünkü bu tam anlamıyla terör yandaşlığı ve terörizme destek çıkmaktır.

Batılıların Türkiye’deki darbe karşısındaki bu tutumları, onların demokrasi ve barış söylemlerinin ve özellikle dostluklarının ne kadar sahte olduğunun bir göstergesi oldu. Bu bakımdan Turkiye'deki demokrasi destanı, günümüz dünyasındaki birçok şeyin hakikisiyle sahtesinin ortaya çıkmasını da sağlaması açısından önemli olmuştur. Bu anlamda Türkiye'nin yanında olanlar hakikatin, doğrunun ve şerefin yanında, diğerleri ise sahteliğin, yalanın ve şerefsizliğin yanında yer almışlardır.

* * *

Yunan devleti, sağcısıyla ve solcusuyla giderek faşizan ve antidemokratik bir yönetim şekline bürünmektedir. Batı Trakya Türk Azınlığının milli kimliği inkar edilirken, diğer yandan kendini tayin ve ifade hakkının da tamamen kısıtlanması söz konusudur. Yunanistan’da Türkçe ve Türk kimliği suç sayılacak bir duruma gelmiştir. Türk dernekleri kapatılmış, Türkçe basın mahkemelerde adeta süründürülmüş ve beli bükülmüştür. Hapis ve tazminat cezaları yağdırılırken yeni kovuşturma ve soruşturmalar da devam ediyor.

Milletvekillerimizin Yunan parlamentosunda can güvenliği tehdit altındadır. Irkçı Altın Şafak milletvekilleri azınlık vekillerimize vandallar gibi saldırıyor ve hedef gösteriyor. 

Hükümet ortağı ANEL partili bakan ve milletvekilleri azınlığımızın kimliğine saldırmakta neonazileri aratmamaktadır. 

Solcu geçinen başbakan Çipras ise yüzde üç ülke barajının daha aşağıya çekilemeyecini "aksi halde Türkiye'nin yunan parlamentosuna sızmasına izin vermiş oluruz" gerekçesiyle açıklayarak azınlığın kendisi için bir milli tehlike olduğunu göstermiş oldu. Siyasilerin bu söylem ve icraatları, biz ne yaparsak yapalım Türk ve Müslüman olduğumuzu ifade ettikçe Yunanistan'da asla kabul görmeyeceğimizi açıkça göstermektedir.

Son olarak Türkiye'den kaçan ve Yunanistan'a sığınan katil darbecileri de hükümetin hemen iade etmeyerek bahanelerle kollamaya devam etmesi de açık bir Türk düşmanlığının göstergesi olmuştur. 

Yunanistan'ın, her geçen gün sonu felaket olan bir dalaletin içine sürüklenmesi, bölgemizin geleceği açısından çok üzücü ve düşündürücüdür.

* * *

17 yıl önce Türkiye peşine düştüğünde APO’yu köşe bucak kaçırmaya ve saklamaya çalışan kimdi? Tabii ki Yunanistan. İşine geldiğinde hukuk normlarını dilinden düşürmeyen Yunan yöneticilerine soruyorum: Demokrasinin beşiği olduğunu iddia eden hukuk devleti, 40 bin canın ölümüne neden olmuş dünyanın en azılı teröristlerinden biri olan PKK’nın başı Apo’yu hangi hukuk normları ve ahlâk anlayışıyla koruyup kolladı? Onun binlerce teröristini hangi hukuka dayanarak kamplarda besleyip eğitti?

Tabii onların cevabı hazır: “Biz, özgürlük ve bağımsız Kürdistan için savaşan mazlum Kürt halkın liderine ve savaşçılarına kol kanat gerdik. Yaptığımız yanlış değil. Asıl yanlış yapan Türkiye’dir. Çünkü Kürtlere, Pontuslu Rumlara, Ermenilere ve daha nice halkı esaret altında tutmakta ve zülmetmektedir.”

Yunanistan için Apo ve PKK neyse, FETÖ ve Gülen de odur. O yüzden ülkeye sığınan FETÖ’cü teröristlere kucak açmaktadır ve hukuku bahane ederek onlara kol kanat germektedir. Önümüzdeki süreçte Yunanistan’ın bu konudaki gerçek niyetini hep birlikte göreceğiz.

İnşallah yanılırım, ama benim kanaatim odur ki, Yunanistan, güvenli liman olarak gördüğü için kendisine sığınan FETÖ’cüleri ne yapıp edip Türkiye’ye teslim etmeyecektir. PKK terör örgütünün başı Öcalan’ı son ana kadar nasıl kaçırmaya ve kollamaya çalıştıysa bunları da aynı şekilde son ana kadar korumaya çalışacaktır. Son ana kadar diyorum çünkü devlet, aklını yitirmediyse bunları eninde sonunda teslim edecektir. Yunanistan Türkiye’nin dostu olmaz, ama en azından iyi komşusu kalmak ve her zaman dostça yaklaşan Türkiye’nin düşmanlığını kazanmak istemiyorsa FETÖ’cüleri iade etmelidir.  

* * *  

Son günlerde yunan basınında Dedeğaç’a inen 8 hain FETÖ mensubunun “Bizi Erdoğan’a teslim etmeyin. İlk bizi idam edecektir” yalvarışlarını okuyoruz. Dimokratia gazetesi bunlarla röportaj yaparak adeta “mağdur” ve “mazlum” gibi sunmaktadır. Neredeyse bütün yunan basını söz birliği etmiş gibi ülkeye kaçan FETÖ’cüleri zulümden kaçan mazlumlar gibi göstererek kamuoyu algısı oluşturmaya çalışmaktadır.

Ethnos gazetesi FETÖ’nün Yunanistan ve özellikle Batı Trakya'daki mensuplarını savunan bir haber yapmış. Benim darbe haftası gazetedeki köşe yazıma ve sosyal medyadaki darbe(ci) karşıtı paylaşımlarıma yer vermiş. “Batı Trakya’daki darbeci itlerin tecrit ve tasfiye edilmesi gerektiğini, bunların gece gündüz Yunan derin devletiyle işbirliği yapıp Azınlığın kuyusunu kazdıklarını” belirten paylaşımım onlara dokunmuş. Buradan hareketle “Erdoğan (Batı) Trakya’da da Gülen(ciler)’i kovalıyor ” manşetiyle bizim Erdoğan adına cadı avı başlattığımızı yazmış.

Köşe yazımda hainlere en çok dokunan husus ise, “Türklerin dünyaya demokrasi dersi veren 21. yüzyılın destanını armağan ettikleri” ifadesi olmuş. Bu sebeple de beni bu milletin mensubu olarak gurur duymam eleştirilmiş ve “kraldan daha kralcı olmak”la itham edilmişim. Bu bizi üzdü mü? Tabii ki hayır. Aksine, bizim anavatanımızla demokrasi ve barış için bir ve beraber olarak tam bir dayanışma içerisinde olmamızdan rahatsızlık duyanların bizim düşmanımız olduğunu öğrenmiş oluyoruz ve onları kızdırdığımız için de seviniyoruz. Zaten bize göre düşmanını kızdırmayan kendinden şüphe etmelidir.

FETÖ’cülerin onlara sığınması, onların da FETÖ’cüleri kollayarak bizi fedef göstermesi birçok açıdan aydınlatıcı olduğunu belirtmek lazım. Bunların aynı amaca hizmet ettikleri açık bir şekilde anlaşılıyor.

Gazetedeki habere göre, Batı Trakya’daki FETÖ’cüler yaptığım FETÖ karşıtı paylaşımlar konusunda ihbarda bulunmuşlar. FETÖ’nün hain itleri kendileri gibi gördüklerine sığınmış, bizleri onlara şikayet ederek aman dilemişler. Aman diledikleri FETÖ destekçileri de bizleri manşet yaparak hedef göstermiş... Hainler nasıl da birbirine sığınıyor. Yakında bunlar elele vererek Batı Trakya Türk Azınlığı’na saldırmaya başlayacaklardır. Bu yazdığımı günü gelince hatırlatırım.

* * *

Yunan basını geçen hafta 15 FETÖ mensubu işadamı, asker ve sporcunun Türkiye’den Yunanistan’a kaçtığını ve siyasi sığınma talebinde bulunduğunu yazdı. Birkaç gün sonra duyduk ki, eski bir futbolcu Bat Trakya’ya gelerek Yunanistan’dan sığınma talebinde bulunmuş. Demek ki, iddialar doğruymuş. Kim bilir daha kaç kişi bu şekilde Yunanistan’a kaçarak sığınma talebinde bulunacaktır.

Önemli olan Yunanistan’ın bunlara sığınma hakkı tanıyıp tanımayacağıdır. Eğer binlerce kaçak FETÖ mensubuna kucap açıp himaye ederse, işte o zaman anlayın ki, devlet Batı Trakya Türk Azınlığı’nın canına okumaya niyetlenmiştir. FETÖ’cüleri Batı Trakya ve Yunanistan çapında palazlandırarak örgütleyecek ve bizim üzerimize salacaktır. Bizim üzerimizden de Türkiye’ye saldıracaktır. Yani bir taşla iki kuş... Benim tanıdığım Türk ve Azınlık düşmanı toplum mühendisleri için bu, bulunmaz bir fırsattır ve bu kez bunu kaçırmak istemeyeceklerdir. Çünkü geçmişte de böyle fırsatları olmuş, ama farklı gerekçelerle tam olarak faydalanamamışlardı. Bunu ben değil, PKK sevdalısı azılı Türk düşmanı ajan Savvas Kalenderidis geçen hafta bir makalesinde belirtti.

Kalender ajan, “Lozan Antlaşması’ndan sonra Mustafa Kemal’den kaçarak Yunanistan’a sığınan “150’likler”in ‘devşirilerek’ Türkiye aleyhine kullanılacakken yanlış ve tavizkâr dış politikalar yüzünden Türkiye’ye iade edildiklerini ve bunlardan istifade edilemediğini, dolayısıyla geçmişten ders alınarak bugün FETÖ’cülerle de aynı hatanın yapılmaması gerektiğini” yazdı. Kalender ajan, özetle FETÖ’cülerin himaye edilerek bir nevi Türkiye’ye karşı “asker” olarak kullanılması gerektiğini, bunun Yunanistan için kaçırılmaması gereken “milli bir fırsat” olduğunu anlattı.  

* * *

FETÖ’nün 15 Temmuz’da Türk Milleti’ne yaşattığı terör ve işlediği caniliği görmezden gelerek tutuklananları mağdur edebiyatıyla Yunan basınında topluma acındırmak alçaklıktır. Çünkü bu, onlara yardım ve yataklık yapmaktır. Zaten bunları acındıranların, aslında bunlara yardım ve yatırım yapanlar olduğu anlaşılmaktadır. Bu alçaklık onlara kıyamete kadar bir yüzkarası olarak yeter.

Son söz: Teröristlere acıyanlar bir gün acınacak duruma gelirler.

 

 

Millet gazetesi logo
© 2021 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr