Yunanistan’ın göçmen ve azınlık politikaları da ekonomisi gibi batıyor

25 Mart Bağmsızlık Günü kutlamaları nedeniyle her yıl olduğu gibi yine kriz ve tartışmalar yaşandı. Yunanistan’da okuyan göçmen çocuklarının yürüyüşlerde bayrak

Köşe Yazıları 3 Nisan 2016
Yunanistan’ın göçmen ve azınlık politikaları da ekonomisi gibi batıyor

25 Mart Bağmsızlık Günü kutlamaları nedeniyle her yıl olduğu gibi yine kriz ve tartışmalar yaşandı. Yunanistan’da okuyan göçmen çocuklarının yürüyüşlerde bayrak taşıması ile ilgili tartışmalar ve ırkçı eleştiriler zaten her yıl göndeme gelir. Bu yıl da başörtülü Müslüman bir kız öğrenci gündeme geldi. “Vay efendim nasıl olur da bir Müslüman hem de üstelik başı örtülü ve sonradan vatandaş olmuş bir Arap kızı Yunanistan’ın Milli Bayramı’ndaki resmi geçit törenlerinde bayrak taşıyan takımda yer alır!” vb tartışmalar ülke gündeminin tepesine yerleşir.

Bu seneki olay, sosyal medyada çok sert ve ırkçı tepkilere neden olurken Atina merkezli bir kısım ulusal medya işi biraz farklı aksettirdi. Yunanistan’ın İslam terörüne rağmen ne kadar hoşgörülü ve İslâm dostu demokratik bir ülke olduğunu lanse etmeye çalıştı. Yunanistan’da yaşayan ve ayrımcılığı iliklerine kadar hisseden Türk asıllı Müslüman Yunan vatandaşları olarak bütün bu şirin gözükme çabalarında bir hinlik yatıyor olabileceği ihtimalini her zaman göz önünde bulunduruyoruz. Bu yılki şirinlik gösterilerinde de bu ihtimali göz ardı etmedik ve bir hinlik olduğunu gördük. İstedikleri kadar Müslümanlara şirin görünmeye çalışsınlar, bizim gözlerimizi boyayamazlar. Hele alınlarında Srebrenitsa soykırımının izi, ellerinde de kanı varken...

Evet, devlet bu vahşete ortak olmuştur ve bunun hesabını hala verememiştir. Yetkililer bu lekeyi böyle şirinliklerle, şarlatanlıklarla örtemezler ve bu leke varken de Müslümanların onlardan gelecek her meseleye şüpheyle yaklaşmalarını önleyemezler.

Neymiş efendim, yunan basınına göre “Avrupa'da yabancı düşmanlığının arttığı, Fransa, İngiltere, Almanya gibi ülkelerde Müslümanların ırkçı saldırılara maruz kaldıkları bir dönemde, Mısır kökenli kız öğrencinin geçit töreninde yer alması ferahlık verici bir gelişme" imiş. Sanki Yunanistan’da Müslümanlar cennette yaşıyormuş gibi bir intiba verilmeye çalışıyor. Biz de yedik...

Batı Trakya Müslüman Türk Azınlık toplumu 90 yılı aşkın bir süredir bu memlekette yaşıyor ve Yunanistan’da Müslüman olarak yaşamanın nasıl bir şey olduğunu en iyi bilenlerdendir. Bizim en büyük (dez)avantajımız Müslüman ve aynı zamanda Türk kökenli vatandaşlar olmamızdır. Bu iki sıfata sahip bir kimliği taşımak bu ülkede çifte ve katmerli zulme maruz kalmamızın nedenidir.

Yunan basını istediği kadar resmi ideolojinin borusunu öttürsün; “Avrupa’da Müslümanlar ırkçılığa tabi tutulurken Yunanistan’da demokrasi ve hoşgörü var, bakın başı örtülü Müslüman öğrenci remsi geçitlerde ön sıralarda yer alabiliyor... Dolayısıyla ne mutlu bize ve Yunanistan’da Müslüman olarak yaşayanlara” algısını oluşturmaya çalışsın, boşunadır. Bazılarını belki kandırabilirler, ama bizi kandıramazlar. Batı Trakya Müslüman Türk Azınlık toplumunu hiç kandıramazlar. Çünkü bizler zalim hükümetlerin her gün zulmünü yaşıyoruz. Hangi zulmü mü?

İşte bu: Bize danışılmadan bizim için çıkarılan kanun ve düzenlemelerle vakıflarımıza, camilerimize ve okullarımıza el konularak zorla öğretmen ve din adamı dayatılması ve kültürel kimliğimizin temel yapı taşlarıyla oynanması, zulmü.

Devlet keyfi bir şekilde çıkardığı kanun ve kararnamelerle okullarımıza ve camilerimize el koyarak dinimize ve eğitimimize müdahale ederek dünyada işlenebilecek en büyük zulümleri işlemektedir. Sonra da Atina’da bir başörtülü Müslüman Mısırlı kökenli göçmen vatandaşı alıp 25 Mart Bağımsızlık Bayramı’ndaki resmi geçit töreninde yürüterek şirin görünmeye çalışıyor. Bu şekilde de Batı Trakya başta olmak üzere ülkede uyguladığı ayrımcılık ve zulümleri örtbas etmeye çalışıyor.

Nasıl da işleri uydurup kamuoyunu kandırmaya çalışıyorlar. Yunanistan bu “kandırma işlerinde” bayağı uzman, ama bir yere kadar. Zamanı gelince takke düşüp kelle ortaya çıkıyor. Avrupa Birliği’ni de böyle kandırdılar yıllarca, ama sonunda üçkağıtçılık ortaya çıktı ve ülke olarak dünyaya rezil olduk. Aldıkları paraların nasıl çarçur edildiği ve kağıt üzerinde rakamlarla oynanarak ülke ekonomisinin AB standartlarında gösterildiğini ekonomik krize girince anlaşıldı. Bakanlar ekranlara çıkıp, “hep birlikte yedik” deyince yenilen haltın nasıl teyit edildiğine de şahit olduk. 

Yunanistan’ın, ekonomisi sahte bir ülke olduğunu gördü bütün dünya ve kaç yıl geçti hala düzeltilemiyor. O denli sahte... Ekonomi politkaları sahte olan ülkenin diğer politikalarının sahici olması da pek beklenemez doğal olarak. Zira mali konularda dürüstlük, kul hakkının başında gelir ve bunda titiz davranılmadığında diğer konularda da hak yenmesi, haksızlık yapılması, dümen çevirilmesi çok daha kolay oluyor. Öyle olduğu için de zaten Yunanistan hükümetleri resmi devlet politikası gereği Batı Trakya’da yaşayan Müslüman Türk Azınlığın canına okudu ve okumaya devam ediyor. Bir taraftan canımıza okumaya devam ederken, diğer taraftan kontrol ettiği ulusal ve yerel medya araçlarıyla Yunanistan ve dünya kamuoyuna şirin görünmeye çalışarak demokratlık ve hoşgörülü ülke imajı ile kandırabildikleriyle bildiğini okumaya devam ediyor.

Son söz: Yalancının mumu yatsıya kadar yanar...
Millet gazetesi logo
© 2021 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr