Eski YDP-AP milletvekili Asimakopulu’ya 20 ay hapis, siyasette kriz büyüyor
Yunanistan’da yurt dışı seçmenlere ait kişisel verilerin sızdırılmasıyla ilgili dava, hem yargı kararı hem de siyasi yankılarıyla gündemin zirvesine oturdu.
Yunanistan’da yurt dışı seçmenlere ait kişisel verilerin sızdırılmasıyla ilgili dava, hem yargı kararı hem de siyasi yankılarıyla ülkede gündemin zirvesine oturdu.
Eski YDP Avrupa Parlamentosu milletvekili Anna-Misel Asimakopulu, 2024 Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde gerçekleşen veri sızıntısı davasında 20 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, cezayı 3 yıl süreyle erteledi.
Mahkemeden oybirliğiyle “Suçlu” kararı
Mahkeme, Asimakopulu’yu kişisel verilerin korunmasına ilişkin yasayı ihlal etmekten oybirliğiyle, görev sırrını ihlal etmekten ise oy çokluğuyla suçlu buldu.
Aynı davada yargılanan diğer üç isim de çeşitli oranlarda hapis cezalarına çarptırıldı: Eski İçişleri Bakanlığı Genel Sekreteri 18 ay, Yeni Demokrasi Partisi eski yetkilisi 8 ay ve bir diğer parti yetkilisi 12 ay hapis cezasıyla cezalandırıldı.
Bu isimlerden bazıları yalnızca kişisel veri ihlali suçundan mahkum edilirken, “görev sırrı ihlali” suçlamasından beraat edenler de oldu.
25 bin seçmenin verisi sızdırıldı
Dava dosyasına göre, yaklaşık 25.500 yurt dışı seçmene ait e-posta adreslerinin 2024 seçimleri öncesinde izinsiz şekilde paylaşıldığı tespit edildi. Olay, seçim sürecinin güvenliği ve kişisel verilerin korunması konusunda ciddi tartışmaları beraberinde getirdi.
Siyasi deprem: Hükümet–muhalefet çatışması
Kararın ardından Yunanistan siyasetinde sert bir polemik başladı. Hükümet sözcüsünün olayı “sadece bir e-posta” olarak nitelendirmesi muhalefetin tepkisini çekti.
PASOK, SİRİZA ve Yeni Sol, bunun basit bir iletişim hatası değil, ciddi bir veri ihlali olduğunu savundu.
Muhalefet partileri, yaklaşık 25.500 vatandaşın verilerinin siyasi amaçlarla kullanıldığını öne sürerek hükümeti “kurumsal güveni zedelemekle” suçladı.
“Bir e-posta değil, sistematik ihlal” tartışması
Hükümet kanadı ise olayın abartıldığını ve seçim sürecinin meşruiyetini etkilemediğini savundu. Ancak muhalefet, kararın bireysel bir hata değil, sistematik bir veri ihlali olduğunu vurguluyor.
Karar, Yunanistan’da hem veri güvenliği hem de siyasi etik tartışmalarını yeniden alevlendirdi ve hükümet üzerindeki baskıyı artırdı.