Sirigos'tan çarpıcı Türkiye değerlendirmesi: “Yunanistan, dış politikasını Türkiye'ye göre şekillendirmekten vazgeçmeli”

İskeçe'de düzenlenen konferansta konuşan YDP Atina Milletvekili Aggelos Sirigos, Yunanistan'ın Türkiye karşısındaki dış politika anlayışını eleştirdi.

Batı Trakya 31 Ekim 2026
Sirigos'tan çarpıcı Türkiye değerlendirmesi: “Yunanistan, dış politikasını Türkiye'ye göre şekillendirmekten vazgeçmeli”

İskeçe'de düzenlenen konferansta konuşan YDP Atina Milletvekili Aggelos Sirigos, Yunanistan'ın Türkiye karşısındaki dış politika anlayışını eleştirerek bağımsız bir jeopolitik aktör olması gerektiğini söyledi. 

“Müttefiklerimiz bizim yerimize savaşmayacak” diyen Sirigos, Yunanistan'ın güçlü ekonomi, savunma kapasitesi ve bölgesel ittifaklarla kendi çıkarlarını koruması gerektiğini vurguladı. Kıbrıs'ın savunmasını ise Yunanistan'ın en zayıf halkası olarak nitelendirdi.

Yunanistan ve Türkiye ilişkileri, Ege ve Doğu Akdeniz'deki jeopolitik gelişmeler, savunma politikaları ve uluslararası ittifakların geleceği, İskeçe'de düzenlenen konferansta kapsamlı şekilde ele alındı.

Trakya Yüksek Askeri Komutanlığı (ΑΣΔΙΘ) ile Trakya Sanat ve Gelenek Vakfı tarafından 30 Ekim Cuma akşamı İskeçe Belediyesi Kültür Merkezi Konstantinos Benis Amfitiyatrosu'nda düzenlenen konferansın konuşmacısı, Yeni Demokrasi Partisi (YDP) Atina Milletvekili ve Panteion Üniversitesi öğretim üyesi Aggelos Sirigos oldu.

“Yunanistan ve Türkiye: 50 Soru ve Cevap” başlıklı kitabının tanıtımı çerçevesinde değerlendirmelerde bulunan Sirigos, Yunanistan'ın Türkiye ile ilişkilerinde izlediği politikadan savunma stratejisine, Avrupa Birliği ve NATO'nun rolünden Kıbrıs meselesine, Türk-Libya mutabakatından bölgesel güç dengelerine kadar pek çok konuda dikkat çekici açıklamalar yaptı.

Sirigos'un konuşmasında öne çıkan en önemli mesaj, Yunanistan'ın dış politikasını sürekli Türkiye'nin hamlelerine göre belirleyen bir anlayıştan uzaklaşması gerektiği yönündeydi.

“Yunan dış politikası, Türk dış politikasına göre şekilleniyor”

Sirigos, 1974 sonrasında Yunanistan'ın Türkiye karşısındaki politikasının iki temel sütuna dayandığını belirtti. Bunların güçlü savunma kapasitesi ve güçlü uluslararası ittifaklar olduğunu ifade eden Sirigos, ancak günümüzde bu iki sütuna dayalı yaklaşımın artık yeterli olmadığını savundu.

Özellikle 2020 yılında Oruç Reis gemisinin Doğu Akdeniz'deki faaliyetleri sırasında yaşanan krizi hatırlatan Sirigos, 4 Ağustos'ta başlayıp çeşitli kesintilerle kasım ayının başlarına kadar devam eden sürecin, Türk-Yunan ilişkilerinde yaşanan en uzun krizlerden biri olduğunu söyledi.

Bu süreçte Yunanistan'ın müttefiklerinin Türkiye'yi durdurmak için geçmişteki krizlerde olduğu gibi kararlı bir müdahalede bulunmadığını belirten Sirigos, uluslararası ittifakların artık Yunanistan'a geçmişte olduğu ölçüde güvence sağlamadığını ileri sürdü.

Yunan dış politikasına yönelik eleştirisini açık bir ifadeyle dile getiren Sirigos, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bunu üzülerek söyleyeceğim ama gerçek budur: Yunan dış politikası, Türk dış politikasına göre uyarlanmıştır. Yani Türkler bir şey yapıyor, biz tepki veriyoruz; Türkler başka bir şey yapıyor, biz yine tepki veriyoruz.”

Sirigos, "Ertesi günle başedebilmek için dış politikamızı "türksüzleştirmemiz" gerekir. Türkiye'den bağımsız, otonom bir jeopolitik oyuncu haline gelmeliyiz. Onunla başa çıkabilmek için Doğu Akdeniz'de, Ege'de ve Balkanlar'da esaslı bir jeopolitik rol edinmeliyiz." ifadelerine yer verdi.

Yunanistan'ın bu yaklaşımı değiştirmesi gerektiğini savunan Sirigos, ülkesinin Türkiye'den bağımsız, kendi stratejik hedefleri ve bölgesel politikaları bulunan bir jeopolitik aktör haline gelmesi gerektiğini söyledi.

Bunun yalnızca Türkiye ile ilişkiler üzerinden değil, Doğu Akdeniz, Ege ve Balkanlar'da etkin bir rol üstlenerek mümkün olabileceğini belirtti.

“Müttefiklerimiz bizim yerimize savaşmayacak”

Sirigos'un konferanstaki en dikkat çekici açıklamalarından biri de Yunanistan'ın uluslararası müttefiklerine ilişkin değerlendirmeleriydi.

ABD, Fransa ve diğer Batılı ülkelerin Yunanistan'ın çıkarları doğrultusunda hareket edeceği düşüncesine aşırı güvenilmemesi gerektiğini belirten Sirigos, büyük güçlerin öncelikle kendi ulusal çıkarlarını gözettiğini ifade etti.

İngiliz siyasetçi Gladstone'un “Britanya'nın ebedi dostları yoktur; ebedi çıkarları vardır” sözünü hatırlatan Sirigos, uluslararası ilişkilerde belirleyici unsurun dostluklardan ziyade çıkarlar olduğunu söyledi.

Bu değerlendirmesini Aleksandros Ypsilantis'in 1820 yılında Yunan isyanının hazırlıkları sırasında kaleme aldığı mektuba da atıfta bulunarak sürdüren Sirigos, başka ülkelerin Yunanistan adına savaşa girmesini beklemenin gerçekçi olmadığını savundu.

Sirigos, Yunanistan ile Türkiye arasında olası bir çatışmada Avrupa ülkelerinin askerlerinin Yunanistan adına savaşmayacağını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Hiçbir Yunan anne çocuğunu Libya veya Suriye'deki bir savaşta kaybetmek istemez. Hiçbir İsrailli anne çocuğunu Yunanistan ile Türkiye arasındaki bir savaşta kaybetmek istemez. Hiçbir Fransız anne çocuğunu Yunanistan ile Türkiye arasındaki bir savaşta kaybetmek istemez.”

“Müttefiklerimizin bize sağlayabileceği yardım mühimmat, askeri malzeme ve diğer araçlar olabilir. Ancak bütün bunları kullanacak ve yönetecek insanların olması gerekir” diyen Sirigos, Yunanistan'ın öncelikle kendi savunma kapasitesine güvenmesi gerektiğini vurguladı.

“Güçlü ekonomi olmadan güçlü savunma olmaz”

Yunanistan'ın Türkiye karşısındaki caydırıcılığını artırabilmesi için yalnızca modern silah sistemleri satın almasının yeterli olmayacağını belirten Sirigos, güçlü bir ekonominin de zorunlu olduğunu söyledi.

Rafale savaş uçakları, F-16'lar ve Belharra sınıfı fırkateynler gibi savunma yatırımlarına değinen Sirigos, bu sistemlerin sürdürülebilirliğinin ekonomik güce bağlı olduğunu ifade etti.

2019 yılında milletvekili olarak katıldığı Savunma ve Silahlanma Komisyonu'nda Mirage 2000-5 savaş uçaklarının durumuna ilişkin kendisine verilen bilgileri anlatan Sirigos, yedek parça ve bakım eksiklikleri nedeniyle uçakların önemli bir bölümünün kullanılamaz durumda olduğunu söyledi.

Bazı uçakların füze sistemlerinin sertifikasyon sürelerinin dolduğunu ve gerekli bakımların yapılmadığını belirten Sirigos, geçmişte yaşanan bu sorunların güçlü bir ekonominin savunma açısından ne kadar önemli olduğunu gösterdiğini kaydetti.

“Türkiye'nin 7 savunma şirketi ilk 100'de, Yunanistan'ın şirketleri 200'üncü sıradan sonra”

Sirigos, Türkiye ile Yunanistan arasındaki stratejik güç farkını değerlendirirken iki ülkenin savunma sanayisindeki konumlarına da dikkat çekti. Türkiye'nin savunma ve silah üretimi alanında önemli bir kapasiteye ulaştığını belirten Sirigos, Türk savunma sanayisinden yedi şirketin dünya sıralamasında ilk 100 içerisinde yer aldığını, Yunanistan'ın ise yalnızca iki şirketinin 200'üncü sıradan sonra kendine yer bulabildiğini ifade etti.

Bu karşılaştırmayı Yunanistan'ın savunma kapasitesi ve ekonomik gücü açısından değerlendiren Sirigos, ülkesinin yalnızca dışarıdan silah sistemleri satın alarak Türkiye karşısında kalıcı bir caydırıcılık oluşturamayacağını söyledi. Güçlü bir savunma sanayisinin, ekonomik bağımsızlığın ve yerli üretim kapasitesinin önemine işaret eden milletvekili, Yunanistan'ın bu alandaki konumunu geliştirmesi gerektiği mesajını verdi.

Kıbrıs, Yunanistan'ın en zayıf savunma halkası

Sirigos, Yunanistan ile Türkiye arasında olası bir askeri gerilimde üç temel cephe bulunduğunu belirtti. Bunların Trakya, Ege adaları ve Kıbrıs olduğunu ifade eden Sirigos, bu üç bölge arasında savunma açısından en zayıf durumda olanın Kıbrıs olduğunu savundu.

Kıbrıs'ın savunma kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Sirigos, bunun bir savaş hazırlığı veya savaş isteği olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, temel amacın yeterli caydırıcılık sağlamak olduğunu söyledi.

Yunanistan ile Kıbrıs'ın birlikte hareket etmesinin bölgesel açıdan büyük önem taşıdığını kaydeden Sirigos, iki ülkenin Orta Doğu'daki çatışma alanları ile Avrupa'daki barış ve istikrar ortamı arasında stratejik bir konumda bulunduğunu dile getirdi.

Kıbrıs'ın güvenliğinin yalnızca adanın değil, Yunanistan'ın da güvenliği açısından önemli olduğunu vurguladı.

“Avrupa Birliği, Türkiye ile bizim hatırımız için çatışmayacak”

Avrupa Birliği'nin Yunanistan'ın güvenliği konusunda sınırsız bir güvence olarak görülmemesi gerektiğini belirten Sirigos, Birliğin 27 farklı ülkenin ulusal çıkarlarından oluştuğunu söyledi.

Avrupa Birliği'nin ortak bir siyasi ve ekonomik yapı sunduğunu ancak üye ülkelerin kendi önceliklerine göre hareket ettiğini ifade eden Sirigos, “Avrupa Birliği bizim hatırımız için Türkiye ile çatışmaya girmeyecektir” değerlendirmesinde bulundu.

NATO ve Avrupa Birliği'nin Yunanistan'ın en önemli güvenlik sorunu olarak gördüğü Türkiye karşısında yeterli güvence oluşturmadığını savunan Sirigos, Avrupa ülkelerinin tehdit algılarının birbirinden farklı olduğuna dikkat çekti.

Baltık ülkeleri, Polonya, İsveç ve Finlandiya'nın Rusya'yı; Yunanistan ve Kıbrıs'ın Türkiye'yi; İtalya'nın Kuzey Afrika'yı tehdit olarak değerlendirdiğini belirten Sirigos, bu farklılıkların ortak güvenlik politikalarının sınırlarını ortaya koyduğunu ifade etti.

Türk-Libya mutabakatı: “Coğrafyaya ve mantığa aykırı”

Konuşmasında Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz yetki alanları mutabakatına da geniş yer ayıran Sirigos, söz konusu anlaşmanın Yunanistan'ın Doğu Akdeniz'deki çıkarları açısından önemli bir sorun oluşturduğunu savundu.

Mutabakatın yalnızca uluslararası hukuka aykırı olduğunu değil, aynı zamanda coğrafi gerçeklerle de çeliştiğini ileri süren Sirigos, Türkiye'nin Yunanistan'ı devre dışı bırakarak Libya ile deniz sınırları belirlemeye çalıştığını söyledi.

Libya'daki siyasi gelişmelerin Türkiye açısından fırsat oluşturduğunu belirten Sirigos, Yunanistan'ın geçmişte Libya ile deniz yetki alanlarının belirlenmesine ilişkin yürüttüğü görüşmelerde önemli fırsatları değerlendiremediğini ifade etti.

Libya ile müzakerelerin 2006 yılında başladığını ve 2011 yılına gelindiğinde oldukça ileri bir aşamaya ulaştığını ancak Kaddafi'nin devrilmesi ve ülkede ortaya çıkan istikrarsızlık nedeniyle sürecin ilerlemediğini kaydetti.

Sirigos, Türkiye'nin Libya'daki gelişmeleri kendi dış politika hedefleri doğrultusunda değerlendirdiğini belirterek Yunanistan'ın da bölgesel gelişmeler karşısında daha etkin bir politika izlemesi gerektiğini savundu.

Türkiye'nin deniz parkları hamlesi ve Yunanistan'ın karşılığı

Sirigos, Yunanistan'ın Ege ve İyon Denizi'nde deniz parkları oluşturma kararının ardından Türkiye'nin attığı adımları da değerlendirdi.

Yunanistan'ın geçen yıl iki deniz parkı oluşturacağını açıklamasının ardından Türkiye'nin de kendi deniz parklarını ilan ettiğini belirten Sirigos, özellikle Limni ile Semadirek arasındaki bölge ve Meis çevresinde yapılan duyuruların dikkat çekici olduğunu söyledi.

Türkiye'nin bu adımlarla Yunanistan'a kendi deniz yetki alanları ve bölgesel çıkarları konusunda mesaj vermeye çalıştığını ileri süren Sirigos, söz konusu deniz parklarının şu aşamada daha çok kâğıt üzerinde kalan girişimler olduğunu düşündüğünü ifade etti.

Yunanistan'ın deniz altından elektrik bağlantısı ve kablo projelerini de bu çerçevede değerlendiren Sirigos, bölgedeki gelişmelerin yalnızca askeri değil, ekonomik ve stratejik boyutlarının da bulunduğunu kaydetti.

“Yunanistan büyük düşünmeli”: Dedeağaç'a stratejik rol

Sirigos'un konuşmasında öne çıkan başlıklardan biri de Dedeağaç'ın (Alexandroupoli) geleceğine ilişkin değerlendirmeleri oldu.

Dedeağaç'ın Yunanistan'ın bölgesel ve uluslararası konumunu değiştirebilecek büyük bir jeopolitik proje için merkez olabileceğini belirten Sirigos, limanın Bulgaristan, Romanya ve Ukrayna'ya uzanacak demiryolu bağlantılarıyla güçlendirilmesini önerdi.

Dedeağaç'ı Bulgaristan'ın Varna, Romanya'nın Köstence ve Ukrayna'nın Odesa limanlarına bağlayacak bir demiryolu hattının, Karadeniz ve Avrupa arasındaki ticaret ve ulaşım güzergâhlarını önemli ölçüde değiştirebileceğini söyledi.

Sirigos'a göre böyle bir hat sayesinde ürünlerin Dedeağaç üzerinden taşınması 10-12 saat gibi bir sürede gerçekleştirilebilecek. Boğazlar üzerinden yapılan deniz taşımacılığının ise en az üç gün sürebileceğini ifade etti.

Böyle bir projenin hayata geçirilmesinin Dedeağaç'ın ekonomik ve stratejik önemini artıracağını belirten Sirigos, Avrupa Birliği'nin Rail Baltica gibi büyük ölçekli ulaşım projelerini örnek göstererek benzer bir girişimin de bölge için mümkün olabileceğini dile getirdi.

“Türkiye, Yunanistan'ın SAFE'e katılmasını engelleme çabalarından rahatsız”

Soru-cevap bölümünde Avrupa Birliği'nin savunma finansman programı SAFE hakkında yöneltilen soruları da yanıtlayan Sirigos, 150 milyar avroluk program kapsamında Türkiye'nin yer almasına yönelik İtalya, İspanya ve Almanya'nın çeşitli girişimlerde bulunduğunu, Yunanistan ve Kıbrıs'ın ise bu girişimleri engellediğini söyledi.

Bu gelişmenin Yunanistan'ın Avrupa Birliği içerisindeki diplomatik mücadelesinin bir örneği olduğunu belirten Sirigos, Fransa'nın da bölgedeki askeri ve savunma işbirlikleri bakımından önemli bir aktör olduğunu ifade etti.

Sirigos, Yunanistan'ın uluslararası ilişkilerde yalnızca siyasi açıklamalara değil, somut ortak çıkarlar oluşturan projelere de önem vermesi gerektiğini kaydetti.

Sirigos: “Deniz gücümüzle böyle bir kararı destekleyebilecek durumda değiliz”

Soru-cevap bölümünde Yunanistan’ın deniz yetki alanlarını genişletme hakkını neden kullanmadığı ve Kıbrıs’la Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) sınırlandırma anlaşması imzalamadığı gündeme geldi. Sirigos, bu tür kararların yalnızca hukuki haklara dayanılarak alınamayacağını, kararın olası sonuçlarına karşı koyabilecek askerî kapasitenin de bulunması gerektiğini savundu.

Askerlik döneminde öğrendiği bir ilkeye atıfta bulunan Sirigos, “Uygulanamayacağını bildiğin bir emri asla vermezsin” sözleriyle yaklaşımını açıkladı. Kıbrıs ile, özellikle Kıbrıs ile Meis arasındaki deniz bölgesinde bir sınırlandırma anlaşması imzalanması halinde Yunanistan’ın bu anlaşmayı sahada savunabilecek güçlere sahip olması gerektiğini belirtti.

Türkiye’nin böyle bir anlaşmanın ardından bölgeye araştırma gemileri gönderebileceğini ve Yunanistan’ın da buna karşılık vermek zorunda kalacağını dile getiren Sirigos, mevcut donanma kapasitesinin bu tür bir adımı desteklemek için yeterli olmadığını söyledi. Yunan donanmasındaki bazı unsurların 30 ila 50 yıllık olduğunu vurgulayan milletvekili, Belharra sınıfı fırkateynler ve İtalyan Bergamini sınıfı gemiler gibi yeni deniz platformlarının hizmete girmesiyle bu alandaki kapasitenin güçlenebileceğini ifade etti.

Sirigos’un açıklamaları, Yunanistan’ın deniz yetki alanlarına ilişkin hukuki hakları ile bu hakları sahada koruyabilecek askerî imkânları arasındaki ilişkiye dikkat çekti.

İsrail ile işbirliği, Türkiye karşısında stratejik bir unsur

Sirigos, soru-cevap bölümünde İsrail ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin geleceğine de değindi.

Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin geçmişte yaşanan gelişmeler nedeniyle bozulduğunu ancak gelecekte yeniden yakınlaşma ihtimalinin bulunduğunu belirten Sirigos, Yunanistan'ın İsrail ile uzun vadeli ve somut ortaklıklar kurmasının önemine dikkat çekti.

Kalamata'daki havacılık eğitim merkezi, Yunanistan-Kıbrıs-İsrail arasında kurulması planlanan radar sistemi ve elektrik bağlantısı projelerini bu ortaklığın örnekleri olarak gösterdi.

Sirigos, bu tür projelerin ülkeler arasında kalıcı ortak çıkarlar oluşturacağını ve siyasi ilişkiler değişse bile işbirliğinin devam etmesine katkı sağlayacağını savundu.

“Büyük kararları kapalı gruplar değil, demokratik tartışmalar belirliyor”

Yunanistan ve Türkiye'nin dış politika geçmişini karşılaştıran Sirigos, iki ülkenin önemli stratejik kararları alma biçimlerinin birbirinden farklı olduğunu ileri sürdü.

Birinci ve İkinci Dünya Savaşları, Soğuk Savaş ve Avrupa Birliği'ne üyelik süreçlerini karşılaştıran Sirigos, Yunanistan'ın tarihsel açıdan önemli stratejik tercihlerde doğru tarafta yer aldığını savundu.

Yunanistan'ın Avrupa Birliği içerisinde yer almasına karşılık Türkiye'nin Birliğin dışında kalmasını da bu tercihlerle ilişkilendirdi.

İki ülkenin büyük siyasi kararlarının alınma biçimini karşılaştırırken Türkiye'de kararların daha dar bir siyasi çevre tarafından alındığını, Yunanistan'da ise bu kararların geniş toplumsal tartışmalar sonucunda şekillendiğini söyledi.

Yunanistan'da siyasi tartışmaların zaman zaman toplumsal kutuplaşmaya yol açtığını kabul eden Sirigos, buna rağmen demokratik tartışma ve katılımın ülkenin önemli avantajlarından biri olduğunu savundu.

Konuşmasının sonunda Yunanistan'ın uluslararası alanda daha etkin bir konuma gelebilmesi için büyük hedefler belirlemesi gerektiğini vurgulayan Sirigos, Dedeağaç üzerinden önerdiği demiryolu projesini bu yaklaşımın somut örneği olarak gösterdi.

İskeçe'deki konferans, Sirigos'un Yunanistan'ın Türkiye karşısındaki dış politika ve savunma anlayışına yönelik değerlendirmelerinin yanı sıra Ege, Doğu Akdeniz, Kıbrıs ve Balkanlar'daki jeopolitik gelişmelere ilişkin görüşlerinin ele alındığı soru-cevap bölümüyle sona erdi.

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr