Yunanistan hem suçlu hem güçlü! Yine aynı ulusal yalanlar
Türkiye’nin Batı Trakya Türk Azınlığına yönelik ihlalleri gündeme taşımasının ardından Atina’dan gelen açıklama tepki çekti.
Türkiye’nin Batı Trakya Türk Azınlığına yönelik ihlalleri gündeme taşımasının ardından Atina’dan gelen açıklama tepki çekti. Yunanistan’ın hem AİHM kararlarını hem de Lozan’ı görmezden geldiği eleştirileri yeniden alevlendi.
Yunanistan’da ana akım medya ve hükümetin Batı Trakya Türk Azınlığı konusundaki söylemleri bir kez daha tartışma yarattı. Türkiye’nin, Batı Trakya’daki Türk Azınlığın dini haklarının korunması çağrısına Atina’dan gelen yanıt, “alışılmış inkâr politikalarının tekrarı” olarak değerlendirildi.
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, yaptığı açıklamada Lozan Antlaşması’nın “çoklu yoruma açık olmadığını” savunarak, Batı Trakya’daki azınlığı “yalnızca dini azınlık” olarak tanımladı. Açıklamada ayrıca müftülerin seçimle belirlenmesine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığı iddia edildi.
Ancak Türkiye ve azınlık temsilcileri, bu yaklaşımın yıllardır süren ihlallerin bir parçası olduğunu vurguluyor. Özellikle müftülerin seçilmesi yerine atanması, Batı Trakya Türk Azınlığının en temel dini haklarının ihlali olarak görülüyor.
AİHM kararları yok sayılıyor
Uzun yıllardır devam eden tartışmalarda en dikkat çekici başlıklardan biri ise Yunanistan’ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uygulamaması.
AİHM; İskeçe Türk Birliği, Rodop İli Türk Kadınlar Birliği ve benzeri derneklerin isimlerinde “Türk” ifadesi bulunmasını yasaklayan Yunanistan’ı haksız bularak mahkûm etmişti. Ancak Atina yönetimi, bu kararlara rağmen söz konusu derneklerin faaliyetlerine hâlâ izin vermiyor.
Benzer şekilde, Batı Trakya Türk Azınlığının seçtiği müftüler de Yunanistan tarafından tanınmıyor. Merhum İskeçe Müftüsü Mehmet Emin Ağa ve mevcut Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif hakkında verilen mahkûmiyet kararları da AİHM tarafından ihlal olarak değerlendirilmişti. Ancak Yunan devleti buna rağmen hak ihlallerini sürdürerek Türk Azınlığın seçtiği müftüleri yok saymaya ve kendi müftülerini atamaya devam ediyor.
“Hem suçlu hem güçlü” tepkisi
Yunanistan’ın bu politikalarına en sert tepkilerden biri, Panagiotis Dimitras’tan geldi. Dimitras, Yunan basınının hükümet söylemini sorgulamadan aktardığını belirterek sert ifadeler kullandı.
Dimitras, Ta Nea gazetesinin haberine ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:
“On yıllardır Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Konseyi ve Birleşmiş Milletler tarafından verilen çok sayıda mahkûmiyet kararıyla çürütülen alışılmış ulusal yalanlar… Ancak bunları HİÇBİR medya, kendini ‘hak odaklı’ olarak tanımlayanlar bile ASLA yayımlamıyor; Türk azınlık milletvekilleri ise bunları parlamentoda dile getirmenin yasak olduğunu biliyor.”
Dimitras ayrıca, Protagon için de “devlet propagandasının sözcülüğünü yapmak” suçlamasında bulundu.
Türkiye’den net mesaj
Türkiye Dışişleri Bakanlığı ise Batı Trakya Türk Azınlığının haklarının ihlal edildiğini belirterek, özellikle müftülerin seçimle belirlenmesi gerektiğini vurguladı. Ankara, Yunanistan’ın Lozan Antlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi çağrısında bulundu.
Tartışma büyüyor
Tüm bu gelişmeler, Batı Trakya Türk Azınlığının kimlik, örgütlenme ve dini liderlerini seçme hakkı konularında yaşanan sorunların devam ettiğini bir kez daha ortaya koydu.
Uzmanlara göre, Yunanistan’ın hem uluslararası hukuku hem de Avrupa kurumlarının kararlarını uygulamaması, “çifte standart” eleştirilerini güçlendirirken, Türk azınlığın temel hak ve özgürlükleri konusundaki tartışmaların da süreceğini gösteriyor.