Yangroup logo Yangroup logo
Hisarturizm Hisarturizm

2002-2010 Yılları Arasındaki Türk Dış Politikası (2)

Geçen hafta Türkiye’nin Irak savaşıyla ilgili yaşadığı sorunlarda Hoca’nın (Başbakan Ahmet Davutoğlu) etkisini anlatırken, bu hafta da Türkiye’nin Obama konusun

Köşe Yazıları 18 Mayıs 2015
2002-2010 Yılları Arasındaki Türk Dış Politikası (2)

Geçen hafta Türkiye’nin Irak savaşıyla ilgili yaşadığı sorunlarda Hoca’nın (Başbakan Ahmet Davutoğlu) etkisini anlatırken, bu hafta da Türkiye’nin Obama konusundaki hayal kırıklıklarını ve İsrail’le ilgili sorunları dile getireceğim.

Hoca, 11 Eylül saldırılarından sonra bir konferans için bulunduğu Amerika’da günümüz dünyasında nasıl bir Amerikan yönetimi olması gerektiğini Roma İmparatorluğu döneminden verdiği örneklerle dile getirmişti:

“Günümüzde Teksas’tan gelen bir Sezar’a değil, Boston’dan gelen bir Marcus Aurelius’a ihtiyaç var.” diyordu.

Teksas, o sırada başkanlık koltuğunda bulunan George Bush’un seçim çevresiydi. Boston ise Amerika’nın en nitelikli bilim adamlarını yetiştiren okulların (Harvard dahil) bulunduğu bir eyalet.

ABD’nin küresel üstünlüğünden bahsederken, dünyayı yönetebilmek için ilk önce kendi içinde zihinsel bir dönüşüm gerçekleştirmesi gerektiğini ve ne zaman bir zenci Amerika’nın başkanı olursa, gerçek insani içerme başlar diyordu.

Nitekim, bu konuşmasının sekiz yıl geçmesinin ardından ABD, Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu Marcus Aurelius (Barack Obama)’una kavuşacak ve bu lider Amerika tarihindeki ilk zenci lider olacaktı.

Hoca bu gerçeği resmen öngörmüştü fakat işler beklediği gibi yürümeyecekti. Hayalleri “üç büyük hayal kırıklığı” başlığı altında suya düşmüştü.

İlk hayal kırıklığı: Obama’nın beraberinde getirdiği ilk hayal kırıklığı, güvenilir siyasetçi kimliğini koruması adına “Ermeni Soykırımı”nı tanımayacağı yönünde vaatte bulunmasına rağmen bu durumun aksini yapmasıdır. Soykırım tasarısına yönelik bu olumsuz tavır Türkiye’de Obama yönetiminin küresel vizyonu hakkında ciddi soru işaretleri doğurdu.

İkinci hayal kırıklığı: Hilary Clinton’ın 2009 Ağustos’unda Dış İlişkiler Konseyi’nde ABD’nin temel prensiplerini açıklarken bundan sonra küresel bakımdan gelişmekte olan ülkelerle birlik olacağını söylemişti. Bu ülkeler; Çin, Hindistan, Rusya, Brezilya, Güney Afrika, Türkiye ve Endonezya diye zikredilmişti. Brezilya Dışişleri bakanına bu durumu nasıl karşıladığını sorduklarında tek kelimeyle “disappointment (hayal kırıklığı)” demişti. Türkiye’de yaşanan da buydu. Hem yükselen güçlerin deverede olduğu hem de uzalaşma yönünde elde edilmiş mutabakatına Obama yönetimi sırtını çevirmişti.

Üçüncü hayal kırıklığı: Adil bir dünya vaadiyle başkanlık koltuğuna oturan Obama, 31 Mayıs 2010 gece Doğu Akdeniz’de seyreden Türk gemisi Mavi Marmara’ya düzenlenen saldırıyı kınamaktan kaçınmıştı.

Daha önceki yazımda Hoca’nın temel stratejisinin komşu ülkelerle dostluk kurup dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı koruma sağlamak olduğunu ve bu ülkelerin içinde İsrail’in olduğunu da söylemiştim. Türkiye bu dostluk sayesinde İsrail’i, Filistin’e karşı düzenlediği saldırılardan vazgeçirmeyi başarmıştı. Bir noktadan sonra İsrail, kendisine Filistin tarafından bir saldırı yapıldığını iddia ederek saldırıları tekrar başlatmıştır. Ardından bu saldırılar Türkiye tarafından yine bir şekilde durdurulmuştu. Bu olayların akabinde İsrail hükümetine ciddi tehditler gelmişti ve İsrail vazgeçmekten başka bir şey yapamayacağının farkına varmıştı.

Hiçbir suçu olmayan Mavi Marmara gemisi olaylarında ise İsrail hükümeti bu konudan bihaber olduğunu iddia ediyordu. Meşhur Davos zirvesinde Şimon Perez Erdoğan’a hitaben parmağını sallayarak konuşmasının ardından, Erdoğan o efsaneleşecek olan “One Minute!” sözünü tam sekiz kez tekrarlayıp herkesi susturmayı başarmıştır. Başbakan Erdoğan “Sayın Perez, benden yaşlısın. Sesin çok yüksek çıkıyor. Biliyorum ki, sesinin bu kadar yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir. Benim sesim bu kadar yüksek çıkmayacak, bu da böyle bilinsin. Öldürmeye gelince siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz. Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü, nasıl vurduğunuzu çok iyi biliyorum. Ülkenizde başbakanlık yapmış olan iki kişinin bana çok önemli lafları oldu: Tankların üzerinde Filistin’e girdiğim zaman kendimi bir başka mutlu hissediyorum. İsim de veririm, merak edenleriniz vardır belki (açık açık İsrail liderini tehdit etmekten korkmuyor, çünkü bu durumda kaybeden Perez olacaktır). Şu zulme alkış tutanları da kınıyorum (Amerika’yı kastediyor), çünkü bu insanları öldürenlere kalkıp da alkış tutmak zannediyorum ki bu da bir insanlık suçudur.” deyip, Tevrat’tan katliam karşıtı bazı ayetleri okuyup, ünlü yahudilerin İsrail barbarlığı konusunda yaptığı açıklamalara da değinmiştir.

Bu olayların ardından Davos’u terk ettikten sonra, İsrail hükümeti bir anlık kontrolsüzlük yüzünden böyle bir olayın yaşandığını söylemiş ve onlarca kez özür dilemiştir. Çünkü Türkiye’nin İsrail’le ilişkilerini tamamen koparması söz konusuydu ve bu da Türkiye’de ne konsoloslukta ne de başka bir yerde İsrail’li çalışanın olmaması anlamına geliyordu, bu da İsrail için korkunç bir tehditti.

Türkiye, İsrail gibi başkaları tarafından beslenen bir devlete bile kafa tuttuktan sonra uluslararası medyada övgülerle karşılanıp, Türkiye’nin gelecekteki gücü öngörülmeye başlanmıştı

Yazdığım bütün bunların kaynağının Gürkan Zengin'in yazdığı “HOCA” adlı kitaptan olduğunu belirtme zorunluluğu duyuyor yazara da teşekkür ediyorum, çünkü şimdiye kadar hiçbir yerde bahsedilmemiş gerçekler bu kitapta yer alıyor ve herkesin okuması gerektiğine inanıyorum.

Hisarturizm
Millet gazetesi logo
© 2023 Millet
KÜNYE
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr