Ideal Schools
Ideal Schools

Amerika Kıtasını Aydınlatan Endülüs ve Osmanlı Meşalesi

Önce doğruyu bilmek gerekir. Doğru bilinirse yanlış da bilinir, ama önce yanlış bilinirse, doğruya ulaşılamaz. (Fârabî) BREZİLYA İSMİ Brezilya imlâsına göre Br

Köşe Yazıları 5 Ağustos 2016
Amerika Kıtasını Aydınlatan Endülüs ve Osmanlı Meşalesi

Önce doğruyu bilmek gerekir. Doğru bilinirse yanlış da bilinir, ama önce yanlış bilinirse, doğruya ulaşılamaz. (Fârabî)

BREZİLYA İSMİ

Brezilya imlâsına göre Brezil, İngilizce imlâsına göre de Brazil olan "Brezü" kelimesi, ne Avrupa ve ne de Brezilya (Amerika) kökenlidir. Brezilya ismi Arapça isimdir.

Berberler arasında çok meşhur bir kabile vardır ki, adı Birzala'dır. Bu kabilenin fertlerinden oluşan topluluk da, kendisine "Brâzîl" demektedir. Çok ilginçtir ki, bu Brâzil Berberlerine, sadece Müslüman İspanya'da değil, Suriye'ye kadar olan yerlerde de rastlanmaktadır. Biyografik lügatler, önemli bir miktarda "Birzâlî"lerden bahsetmektedirler.

Endülüslü meşhur âlim İbn Hazm Brezilya ismi hakkında şunları rivayet etmiştir:

''Berberlerin şeceresi: Zanâta'lar'a gelince, bunların, Benû Birzât, Benû Dammir, Mağrava, Benû Sağmar v.s. gibi büyük kolları vardır. Bir zahit olup, bu kabilenin (yâni kendi kabilesinin) şeceresini çok iyi bilen Ebû Muhammedi Buvaikini el-Birzâlî el-İbâdı bana aşağıdaki şu bilgileri verdi:

Benû Birzâl ve Benû Wassin dışında zikrettiğimiz Berber kabilelerinin tamamı Mu'tezilî'dirler; Benû Mağrava ve Benû Yafrân'a gelince, bunların ekseriyeti Sünni'dirler. Bunları bana anlatan râvi, Berber şecerelerine göre. Sadrata, Mazâta ve Lavâta'ların kıpti kökenli olduklarını ilâve etti.

Filhakika, bugün Kanarya adaları içinde bulunan Palma adası, eskiden çok meşhur olan Berber kabilesi Huwâra'ya atfen Bene Hoare diye adlandırılmaktaydı. 14. yüzyılda, Benemarin (Bani Marin) ve Lekman (Lukmân?) adlarında iki ada daha vardı ki, bugün bunların her ikisinin de isimleri değişmiştir. İleride bu konuya tekrar geleceğiz.

Kristof Kolomb'un oğlu Ferdinand Colomb, kanaatine göre babasının özellikle İspanya ile Asya arasındaki darlıkla ilgili Arap astronomu el-Ferğânî veya Alpagan'ın görüşlerinin tesiri altında kaldığını belirtmektedir.

Bizatihi 14. yüzyılın ortalarında, bir Franciscain keşişi tarafından, Dünya Tanımının Kitabı adlı tercümesinde şunları yazmaktadır:

"Afrika'nın Atlantik üzerindeki kıyıları boyunca, plajlardan geçerek çok uzun bir mesafe kat ettim. Bir kaç Mağribî’yle beraber bir leno'ya (lignum, her türlü deniz taşıtına verilen isim) binerek. Gresa diye adlandırılan ilk adaya vardık.

Daha sonra, yerlilerin bu ismi taşıyan bir Cenovalıyı öldürmelerinden dolayı Lansarot (Lançarote) adı verilen bir adaya vardık. Oradan, Bezimurin adındaki başka bir adaya, sonra da Rakan (Rackan) adasına geçtim. Aynı şekilde, Alegraça, Vegimar, Forte Ventura ve Kanarya adaları da var.

Müteakiben Tenerife denen bir adaya, oradan Isla de Inferno adındaki başka birine, oradan Cumara adındaki başka birine, oradan Ferro adındaki başka birine, oradan Aragania adındaki başka birine, oradan Salvaje adındaki başka birine, oradan Disierta adındaki başka birine, oradan Lecmane adındaki başka birine, oradan Puerto Santo adındaki başka birine, oradan Lobo adındaki başka birine, oradan Cabras adındaki başka birine, oradan Brazil adındaki başka birine, oradan Columbaria adındaki başka birine, oradan Ventura adındaki başka birine, oradan Conejos adındaki başka birine, oradan Cuervo-Marines adında başka birine, böylece toplam 25 adaya gittim. "

Şu halde, daha 1350 yılında bu adalar hakkında açık bilgilere sahibiz.

Bu isimler tamamen Arapça ses uyumundan kaynaklanmaktadır. Bu adalara ait aslî bir bilgi daha vardır ki, bu açık belirtiye göre, söz konusu adalar arasında, tesadüfi değil, muntazam bir ticaret vardı ve o zamanlar mevcut olan tek deniz gücü Araplardı. Brazil adı muhtemelen bugünkü Brezilyadan ziyade, Küçük Antil adalarından, meselâ Barbad'la ilgili olmalıdır.

Her ne kadar bu yörelerde yelkenli gemicilik yapamama üzüntüsü var idiyse de; kürekli gemiler çok yaygın olup, sürekli yağmurlar da, içme suyunu garanti ediyordu.

Portekizli denizciler Brezilya’yı bir cennet bahçesi olarak nitelendiriyorlardı. Yerli halk onlara çok farklı gelmişti. Brezilya, bu süreçte dünyanın ilk büyük tarım ekonomisinin kurulduğu binlerce kölenin çalıştırıldığı bir üretim üssüne dönüştürülmek isteniyordu.

Avrupa’dan gelen denizciler toprak ağası gibi görüyorlardı kendilerini. Yerli halkların tarlalarda çalışmak istememesi; Portekizli askerlerle çatışma yaşanmasına sebep oluyordu.

Tarlalarda üretimin devam etmesi için Afrika’dan zorla işçiler getirilmişti. 18.yy sonlarına doğru 150.000 kölenin pek çoğu şeker üretiminde zorla çalıştırılıyordu.

Bu esnada Brezilya'nın nüfusu 2.500.000 olup, bunun 400.000'i beyaz 1.300.000 zenci ve 800. 000'ini yerli halk teşkil ediyordu. Zenciler büyük şekerkamışı çiftliklerinde ve madenlerde çalıştırılmak üzere 1538 yılında Afrika'dan köle olarak getirilmişlerdi.

BREZİLYA'DAKİ İSLAMIN TARİHİ

İlk Müslümanlar, 1500'lü yıllarda Avrupa'dan giden beyazların arasındaki Endülüs asıllı Müslümanlardır. Sonraları Batı Afrika ülkelerinden giden köle Müslümanlar Brezilya ile tanışmıştır.

Portekizliler, Müslümanların dinlerini yaşamalarına müsaade etmemiş ve İslam'ı terk etmeyenlere idamlar dâhil aşırı işkenceler yapmıştır.

Buradaki siyahi Müslüman köleler Arap harfleri ile yazı yazmanın bile idam sebebi olarak görüldüğü kara günler yaşamıştır.

19. yüzyılın sonlarında Ortadoğu'dan giden Arapların %10'nu Müslümanlar, kalanını da Hıristiyanlar oluşturuyordu. Bugün kesin olmamakla birlikte, Müslümanların sayısının 2,5-3 milyon civarında olduğu tahmin edilmektedir.

Avrupa'dan gelen Müslümanlar, siyahi köle Müslümanlar ve Ortadoğu'dan gelen Müslümanlara ilaveten Brezilya asıllı Müslümanların sayısı da her geçen gün artmaktadır.

1865 yılında yolu yanlışlıkla Brezilya'ya düşen iki Osmanlı savaş gemisine kadar uzanır. Osmanlı Devleti'nin Basra'ya gönderdiği iki savaş gemisi Afrika'yı dolanırken fırtınanın etkisiyle rotayı kaybederek Brezilya'nın Rio de Janerio sahiline çıkar.

İlk defa Osmanlı askeri gören halk, gemiyi ziyarete gelir. İkinci günde gemiye gelenler arasındaki siyahlar, Osmanlı askerlerinin arasında bulunan ve kıyafetleri ile ulema sınıfını temsil ettiği belli olan Bağdatlı Abdurrahman Efendi'ye selam verirler. Abdurrahman Efendi, Frenk kıyafetleri ile kendisine selam verenlerin istihza ettiklerini düşünür ve selamlarını almaz.

Birkaç gün sonra tekrar gemiye gelen siyahlar, namaz kılan Osmanlı askerlerine katılır ve beraberce namaz kılarlar. Bu manzarayı gören Abdurrahman Efendi siyahların selam vermekle kendileriyle istihza etmediklerini anlar ve onlarla tanışmak için tercüman arayışına girer. Sonunda Fas asıllı bir Yahudi, Abdurrahman Efendi ile siyahi Müslümanlar arasında tercümanlık yapar.

Nitekim 10 gün kadar Rio sahilinde kalan gemiler hareket etmeye hazırlandığında, siyahi Müslümanlar Abdurrahman Efendi'nin Brezilya'da kalması ve kendilerine İslam’ı öğretmesi için ısrar ederler.

Abdurrahman Efendi gemideki komutanlarla istişare ettikten sonra irşat, tebliğ ve davet çalışmaları için Brezilya'da kalır. İki-üç yıl muhtelif şehirlerde kalarak siyahlara dinini öğretir. İlk aylarda Faslı tercüman aracılığıyla yaptığı vaazların tesirini göremeyen Abdurrahman Efendi, Portekizceyi öğrenip, derslerini bu dilde yapar.

Brezilya'daki Müslümanların durumu Brezilya'daki Müslümanlar arasında izole olup kendi kabuğuna çekilen yok denilecek kadar az. Ancak asimilasyon oldukça yaygın.

Müslümanların toplumun diğer kesimleri ile açık bir iletişim halinde olması da asimilasyonu hızlandırmış. Müslümanlardan çok az bir kısmı Hıristiyan olmuş, büyük bir kısmının sadece adı kalmış ve bir kısmı da kendilerini ve nesillerini kurtarma mücadelesi vermektedirler.

Yabancılarla evlenme oranının %25'i geçmesi, Müslüman kızlar arasında yabancılarla evlenmenin normal hale gelmesi, asimile olma boyutunu gözler önüne sermektedir. Müslümanlarla evlenen gayrimüslim bayanların çok azının Müslüman olması, bunların da çok azının İslam'ı gerektiği gibi yaşaması, şuurlu Müslümanların müşteki olduğu konuların başında gelmektedir.

Tarih, şahsiyetin ta kendisidir. Onsuz insan teşekkül edemez. Cemiyet için mazi yani tarih, fert için hafıza gibidir. Asıl şahsiyetin kendisidir. Hafızasını kaybeden adam, nasıl artık kendisi değilse, cemiyet de mazisini unutursa veya bu mazi fikrini vuzuhundan mahrum ederse öylece kendisi olmaktan çıkar.

Millet gazetesi logo
© 2021 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr