Anadolu Meydan Muharebesi

Bütün cihanın malumu geçtiğimiz günlerde tarihin tozlu sayfalarında kendine yer alacak olan 15 Temmuz 2016 Anadolu Meydan Muharebesi yaşandı. Türklerin tarihine

Köşe Yazıları 26 Temmuz 2016
Anadolu Meydan Muharebesi

Bütün cihanın malumu geçtiğimiz günlerde tarihin tozlu sayfalarında kendine yer alacak olan 15 Temmuz 2016 Anadolu Meydan Muharebesi yaşandı. Türklerin tarihine baktığınız zaman aslında böyle bir zafer hiç de sürpriz olmamalıydı. Zaferi imkansızmış gibi gözüken Malazgirt Meydan Muharebesi, Çanakkale Savaşı, Kurtuluş Savaşı, biraz geçmişe gidersek zaferle sonuçlanmasa da Kürşad’ın kırk askerle Çin sarayını korkudan tir tir titretmesi, Çin Seddi’nin yaptırılması vb. ses getiren olaylar Türklerin tarihinde hep olmuştur, o yüzdendir ki Türklere asker kavim denilmiştir.

Tevazuyu işin içine çok da fazla karıştırmanın bir anlamı olduğunu düşünmediğim için biraz da övünme kısmına geçeyim. İlk başta köprüde duran asker kılıklı teröristler herkesi şoka uğratmıştı. Az veya çok herkesin Türkiye ile ilgili bir menfaati var. Kimisi takım tutar, kimisi ticaret yapar, kimisi okul okur ve bahsi geçen darbenin vücut bulması da menfaatlerin zarar görmesine yol açacaktı. Hal böyleyken şüphesiz her vatan sevdalısı yaradana dua ediyordu. Netice olarak da Allah çok şükür dualarımızı kabul etti.

Sultan Alparslan’ın Malazgirt Zaferi öncesi “Kumandanlarım, askerlerim! Biz ne kadar az olursak olalım, onlar ne kadar çok olursa olsunlar, daha fazla bekleyemeyiz. Bütün Müslümanların minberlerde bizim için dua ettiği şu saatlerde kendimi düşman üzerine atmak istiyorum. Ya muzaffer olur gayeme ulaşırım, ya şehit olur cennete girerim.” ve Gazi Mustafa Kemal’in Çanakkale Savaşı’nda kaçtıklarını gördüğü askerlere “Ben size taaruzu değil, ölmeyi emrediyorum” şeklindeki sözleri gibi FETÖ’nün askerlerine karşı Başkomutan Recep Tayyip Erdoğan da “Milletimizi illerimizin meydanlarına davet ediyorum. Milletçe meydanlarda, havalimanlarında toplanalım. Halkın gücünün üstünde bir güç ben tanımadım bugüne kadar. Bundan sonra da tanımamız söz konusu değil." sözüyle Feto’nun tansiyonunu yükseltmekte muvaffak olmuştur.

Artık Feto’nun bütün pislikleri ortaya çıkmışken bunları temizlemenin de bir yolunu bulması gerekiyordu ve belki de ortaya atılana kadar kimsenin aklına gelmeyen tiyatro safsatası ortaya atıldı. Bazı insanlarımız da ne yazık ki sırf muhalifliklerinden dolayı buna inandılar. Bunun tiyatro olmadığını tabi ki kanıtlayacağım, fakat bunun öncesinde bu şekilde verilen ani suçlamalarla FETÖ’nün her zaman nasıl mağlubiyet yaşadığını açıklayacağım.

Hatırlarsanız Gezi Parkı olaylarından sonra Erdoğan’a diktatör sıfatını takmışlardı, şimdi de darbeye tiyatro diyorlar. Çok kısa süre içerisinde karar vermeye mecbur oldukları için sağlıklı düşünemeden suçlamanın en ağırını ortaya atıyorlar ama ne yazık ki buna ilk başta inanan millet sonradan doğru yolu buluyor, ki bu sefer de ilk başta darbenin tiyatro olduğunu söyleyenlerin fikir değişikliğine gittiklerini görmekteyiz. Fakat, bundan 110 sene öncesine gittiğimizde aynı iftirayla Abdülhamid Han’ın hal edildiğini görmekteyiz. Peki aradaki fark neydi? O zamanlar Diktatör yerine müstebdid sıfatı kullanılmaktaydı ve vahşi bir liderden çok keyfine düşkün, bağımsız bir lideri temsil etmekteydi. İşte bu orta şiddetli suçlama insanları kandırmayı başardı. Ne var ki, günümüzde düşmanların gözü kör olduğu için suçlamaları en ağır şekilde yapmakta, halk da bir süre sonra gerçeğin farkına varmaktadır.

Şimdi bir de ispat konusuna gelecek olursak, evvelâ Erdoğan 50 bin kişiyi işinden edecek, meclisi bombalatacak, halkı helikopterle bombalatacak, tankla ezdirecek kadar cani olsaydı dediğiniz gibi diktatör olurdu ve sizin sandığınızın aksine başkan olmak için bunlara ihtiyacı kalmazdı. İkinci olarak, en usta aktörler bile bazen rollerini iyi oynayamamaktadırlar, kaldı ki bu oyunda tamamen kusursuz bir rol sergilemek bana göre imkansızdır. Son olarak, aklı selim olan her insanın aklına gelmiştir ki, aktörler akıbetlerini bile bile bu rolü üstlenmiş olamaz. Baktığınız zaman, birinin kafasına file giydirilmiş, birinin kulağı sarılmış, birinin burnu yamulmuşken hiçbir aktörün böyle bir rolü kabul etmiş olabileceği düşünülemez.

“Taşla tankları-uçakları durdurduğunuzu mu sanıyorsunuz?” diyen pozitivist zekalılar ne yazık ki tarihlerini hiç bilmiyorlar. Tarih bilgisizliğinden kaynaklanan cahilliğin yanına bir de Erdoğan düşmanlığı da eklendi mi tiyatro yakıştırması gibi safsatalara kolayca inanmak için uzunca bir yol açılıyor.

Son olarak, yazımı bitirmeden önce kahraman Türk halkını can-ı gönülden tebrik ediyorum, bize bu cennet vatanın üzerinde güvenle basabilme imkanını geri verdikleri için teşekkür ediyorum.

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr