Azınlık okulları başımızın tacıdır
Evlatlarımız canımız, ciğerimizdir. Kişi kendisi için yapmayacağı şeyi evladı için yapar. Onlar bizim geleceğimizdir. Varlığımızın teminatıdır. Evladını en iyi
Evlatlarımız canımız, ciğerimizdir. Kişi kendisi için yapmayacağı şeyi evladı için yapar. Onlar bizim geleceğimizdir. Varlığımızın teminatıdır. Evladını en iyi şekilde yetiştirmek, iş-güç sahibi yapmak, toplumuna faydalı bir birey olarak yetişmesini sağlamak tüm ebeveynlerin temel vazifesidir.
Azınlık olarak yaşadığımız şu memlekette yıllardır birçok problem ile mücadele ediyoruz. Şüphesiz "Azınlık sorunları" olarak nitelendirdiğimiz bu problemlerin en önemli olanlarından bir tanesi "Eğitim" meselesi veya bizim deyişimizle "Azınlık Eğitimi"dir.
Azınlık sorunları içerisinde hangisi "kanayan yara"dır diye sorsalar, hiç düşünmeden Azınlık Eğitimi diye cevap veririm. Zira son yıllarda Batı Trakya Türk Azınlık mensupları, türlü sebeplerle çocuklarını azınlık okulları yerine devlet okullarına göndermeye başladılar. Bu tabii ki bir günde olmadı. Sistematik müdahalelerle bugüne geldi. Bugüne baktığımızda ise evlatlarımızın yarısının azınlık okullarında, diğer yarısının da devlet okullarında anadil Türkçe eğitiminden yoksun bir şekilde eğitimine devam ettiğine şahitlik ediyoruz.
Anadilimiz Türkçe ve devletimizin resmi dili Yunanca ile çift dilli olarak yapılan Azınlık Eğitimi kendi içerisinde birçok zorluğu da barındırıyor elbet. Yıllar içerisinde aldığı müdahaleler sonucunda geldiğimiz noktada Azınlık Eğitimi, tabiri caiz ise çırpınmaya devam ediyor.
Yıllarca, eski Türkçe kitaplarla ders verilen azınlık okullarında Türkçe kitaplar değişti ve güncellendi. Ancak bu kez bu kitapları, çocuklarımıza hakkını vererek öğretecek öğretmenler kalmadı. Bugün azınlık okullarımızda Türkçe müfredatında vazife yapan öğretmenlerimizin çoğu bu konuda yetersiz olduklarını yıllardır dile getiriyorlar. Tabi oldukları dernekler aracılığıyla da yılladır seminer talebinde bulunuyorlar. Ancak bu makul talepleri bugüne kadar hiçbir şekilde dikkate alınmadı, alınacak gibi de görünmüyor. Kısaca daha iyi bir Türkçe eğitim için çırpındığınızda bu ülkede sesinizi duyan yok.
Gelelim bugünlerde azınlık okullarımızda yaptığımız eyleme. Evlatlarını azınlık okuluna gönderen anne babalar, çocuklarının hem Türkçe hem Yunancayı iyi bir şekilde öğrenmesini istemektedir. Üç tane evladı halihazırda azınlık okullarına devam eden bir baba olarak ben de, çocuklarımın hem anadilimiz Türkçeyi, hem de yaşadığımız ve vatandaşı olduğumuz ülkenin dili olan Yunancayı en iyi şekilde öğrenmelerini isterim.
Ancak bu maalesef birçoğumuzun ortak kanaatine ve gerçekte gözlemlerimize göre pek mümkün olmuyor. Kısacası çocuklarımızın ne Türkçesi ne de Yunancası pek istediğimiz düzeyde değil.
Bugün geldiğimiz noktada ise, azınlık ilkokullarımızda yaklaşık 20 yıldan beri ders kitabı olarak okutulan ve "Frangudaki programı kitapları" olarak bilinen kitapların artık yetersiz olduğunu kabul ederek, bunların yerine Yunanca müfredatında çocuklarımıza tüm devlet okullarında okutulan kitapların okutulmasını talep ediyoruz. Bunun için okullarımızı kapatıp eylem yapıyoruz.
Bu haklı ve makul eylemin başından beri encümenlerimiz, okul aile birliğimiz ve diğer tüm arkadaşlarla birlikte hareket etmeye gayret ediyorum. Azınlık Eğitimi'nin problemleri oldukça fazla. Bir yerden başlamak ve bunu gündeme getirmek ve tabii ki çözümler bulmak hepimizin vazifesidir. Birkaç yıldan beri Yunanca müfredatla ilgili dile getirilen bu durum bir nebze karşılık buldu ve ilk etapta Frangudaki kitapları ile devlet okullarında okutulan kitaplar arasında öğretmene bir tercih hakkı verildi. Birkaç okulumuzda öğretmenler bakanlığın bu yazısını yeterli bularak hemen devlet okullarında okutulan Yunanca kitaplara geçtiler. Ancak azınlık okullarımızdaki Yunanca öğretmenlerin çoğunluğu, bağlı oldukları dernekle birlikte bakanlığın ilk yazısının bu kitaplara geçmek için yeterli olmadığını ileri sürerek kararsız kaldılar. Bakanlık tarafından gönderilen ikinci yazı ise öğretmenleri rahatlatırken bizim talebimizi elinin tersiyle bir kenara itti ve azınlık ilkokullarında Yunanca müfredatta okutulacak temel kitapların Frangudaki kitapları olduğunu netleştirdi. Öğretmenlerin değerlendirmesine göre de devlet okullarındaki kitaplar yardımcı materyal olarak kullanılabilecek.
Böylece mesele bizim açımızdan tam bir kitap karmaşası halini aldı. Bu arada İskeçe Merkez Azınlık İlkokulu ile başlayan okul kapatma eylemi, İskeçe ilinde, bu yazıyı kaleme aldığım esnada 26 okula ulaştı. İskeçe'de faal 44 azınlık ilkokulu mevcut ve yaklaşık 2800 öğrenci var. Ancak öğrenci sayısı itibariyle eylem yapan ilkokullardaki öğrenci sayısı 1800-1900 civarında. Yani eyleme İskeçe'de an itibairyle %70 düzeyinde bir katılım söz konusu.
Bu arada gerek milletvekili Hüseyin Zeybek, gerekse encümenlerimiz konunun muhatapları ile temas halinde bulunuyorlar. Mesele ulusal basına yansıyacak düzeye geldi.
Fakat bu mücadeleyi verirken bazı noktalara çok dikkat etmemiz gerekiyor. Çünkü Yunan basınına yansıyan bazı açıklama ve yazılarda mesele farklı taraflara çekilmek üzere bir zemin oluşturuluyor.
Yapılan yorumlarda, genellikle Frangudaki programının anadili başka olan (Türkçe diyemiyorlar) çocuklar için faydalı olduğunu ancak kitaplar güncellenmediği için bu noktaya gelindiği dile getiriliyor. Ancak bunu savunanlar devlet okullarına devam eden azınlık çocukları için bir şey diyemiyorlar. Azınlık okullarına devam eden çocuklar azınlık çocukları da, devlet okullarına devam edenler azınlık çocukları değil mi? Bu soruya verecek cevapları yok maalesef.
Tam bu noktada azınlık okullarını tercih etmeyen soydaşlarımıza da bir çift sözümüz olacak. Çocuklar sadece sizin çocuklarınız değil. Bu meseleye bir bütün olarak bakmalıyız. Evlatlarımız hepimizin. Çocuk benim çocuğum, istediğim okulda okuturum diyebilirsiniz, ama bazı şeylerin bedelini hep beraber öderiz. Azınlık okullarında iyi bir eğitim olmadığı bahanesiyle çocuklarını azınlık okullarına göndermeyenler bir yandan azınlık okullarının zayıflamasına hatta kapanmasına sebep olmakla birlikte, kendi çocuklarının anadilinden yoksun bir şekilde yetişmesine sebep olmaktadırlar. Bunun bedelini de zamanla hep birlikte ödüyoruz.
Azınlık okulları başımızın tacıdır. Böyle olmalıdır. Ne pahasına olursa olsun çocuklarımızı azınlık okullarında okutmalı ve bunun için ne kadar bedel ödemek gerekiyorsa hep beraber ödemeliyiz.
Yaptığımız eyleme gelince. Bunu farklı noktalara çekenler olacaktır. Nitekim oluyor da. Şöyle bir izlenim oluşturulmaya çalışılıyor kanaatimce. Sanki azınlık, Türkçe eğitimi önemsemiyor da, varsa yoksa daha iyi Yunanca eğitim. Devlet okullarında okutulan Yunanca kitapları istiyoruz ya, sanki azınlık eğitimini önemsemiyoruz. Bazıları utanmasa şunu diyecek; "Devlet okullarında okutulan Yunanca kitapları istiyorsanız, buyurun devlet okullarına." Azınlık eğitimi zaten gereksiz diyecekler. Bazı okullarda da, "Zaten anadiliniz Yunanca olmalı aslında, evinizde Yunanca konuşun. Başka türlü çocuklarınız Yunanca öğrenemez" gibi sözleri de duyduk. Elcevap, evimizde anadilimiz Türkçeyi konuşuyor ve konuşacağız. Çocuklarımızın Yunancayı öğrenmesi için de elimizden geleni yapacağız.
Konuyu fazla dağıtmadan toparlayalım. Verdiğimiz mücadele çok haklı ve yerinde bir mücadeledir. Belki bir günde Frangudaki kitapları değişmeyecek. Ama bizler azınlık olarak çocuklarımızın Yunancayı daha iyi öğrenmesi gerektiğini gür bir sesle dile getiriyoruz. Bu da Azınlık Eğitimi'nin kalitesinin artırılmasından geçer. Azınlık mensuplarına düşen birinci vazife de çocuklarını azınlık okullarına göndermektir. Yok şöyleydi, yok böyleydi... Hepsi boş laf. Geleceksin, mücadeleni azınlık eğitiminin içinde vereceksin.
Geldiğimiz noktada gelişmelere göre, meselenin başka mecralara saptırılmasına ve azınlık eğitiminin yara almasına müsaade etmeden, yaptığımız eylemle ilgili olarak akıllı bir yol haritası belirlememiz gerekir. Şovmenlere de asla müsaade etmemeliyiz. Çok daha fazla ayrıntıyı da burada yazabilirdim. Ancak şimdilik bu kadarının yeterli olduğunu düşünüyorum.
Bu mücadeleyi yürüten arkadaşların samimiyetinden de zerre miktarı şüphem yok. Bu ciddiyet içinde devam edildiği müddetçe ve istişare edilerek karar alındığı müddetçe kısa vadede olmasa da, orta ve uzun vadede azınlık eğitiminin kalitesi için çok daha güzel işler yapacağımız inancındayım.
Kim ne derse desin, bir kez daha üstüne basa basa söylüyorum. Toplumumuza faydalı evlatlar yetiştirmemizin temel şartı, bu evlatları azınlık okullarına göndermekten ve bu çerçevede mücadele etmekten geçer. Bu sebeple azınlık okulları başımızın tacı, evlatlarımız da geleceğimiz için ortak teminatımızdır. Onlara sahip çıkarsak geleceğimize sahip çıkmış oluruz.