Barışa “Evet”, Savaşa “Hayır”

Dünya fokur fokur kaynayan bir kazan gibi. Karışıklığın olmadığı, kanın akmadığı neredeyse bir yer yok. İster siyasi olsun ister ekonomik, illâ uydurulan bir se

Köşe Yazıları 3 Temmuz 2015
Barışa “Evet”, Savaşa “Hayır”

Dünya fokur fokur kaynayan bir kazan gibi. Karışıklığın olmadığı, kanın akmadığı neredeyse bir yer yok. İster siyasi olsun ister ekonomik, illâ uydurulan bir sebeple kaos ortamları oluşturularak insanlık oyalanıyor ve “birileri” işini yapmaya devam ediyor.

Kim bu “birileri”? Tabii ki dünyanın kanını emen küresel patronlar. İşin detayına girmeye gerek yok çünkü bunlar artık sanal ortamda bile taradığınızda haklarında yeterince kanaat oluşturacak kadar bilgiye ulaşabiliyorsunuz. Ayrıca yıllardır hep aynı senaryo ve oyunlar sahnelendiği için insanlar bu işlerin ardında kimlerin olduğunu ve ne için bunları yaptığını kolayca çözebiliyor.

İşte bu küresel “vahşi kapitalistler”, kendi çıkarlarına göre dizayn ettikleri dünyamızı insanlara acımadan kana bulamaktadırlar. “Vahşi Kapitalist” derken, buna sözümona komünist veya sosyalist geçinen Çin ve diğer doğulu ve batılı devletleri de kastediyorum. Dünyada sol ve sağ diye bir şey yoktur, iyi ve kötü, menfaatçı ve paylaşımcı anlayış ve zihniyet vardır.

Bu çerçevede düşündüğümüzde, bu çıkarcı siyasetin gereği olarak yakın gelecekte Trakya ve Balkanlarda bir “Kobani” ve “Rojava” durumuyla karşı karşıya kalabilme ihtimalini olasılıklar dahilinde düşünebiliriz. Suriye’nin Kuzey’indeki mevcut durumu yıllar önce bu şekilde kim tahmin edebilirdi. Teoride olsa bile pratikte bunun olacağına kimse kolay inanmazdı. Mamafih, bugün gelinen noktada durum ortadadır. Yarın ne olacağı da belli değil. Gerçi “birileri”ne göre belli, ama bazen işler onların istedikleri gibi gitmeyebiliyor. Çünkü hesap etmedikleri bir faktör de var ve bu, bütün faktörlerin üstündedir. Son söz O’nundur ve her şeyde son noktayı O koyar.

Bu “birileri”, kapitallerine güvenerek geleceği dizayn etmeye çalışıyorlar. Ortadoğu’yu da geçmişte olduğu gibi yine onlar dizayn etmeye çalıştığı için, bugün bu coğrafyada kan oluk oluk akmaktadır. Kaotik bir ortam oluşturduktan sonra puslu havadan istifade ederek bölgenin zenginliklerini hortumlamanın haritasını çizmeye çalışıyorlar. Ama hep olduğu gibi en önemli faktörü kaçırıyorlar. İyilik sahibi ve O’na inanmış vicdan sahibi insanlık, her zaman kirli oyunları ve hesapları bozmuştur. Bugün Suriye’deki savaş ortamını Türkiye’nin içine çekmeye çalışanlar, işte bu yüzden hâlâ bu hedeflerine ulaşabilmiş değildir. Türk milletinin kahır ekserisinin sahip olduğu iman, vicdan ve dirayet sayesinde hem bu ateşin sınırından içeriye sıçramasına izin vermiyor, hem de komşudaki ateşten kaçan mazlumlara merhem olmaya çalışıyor. Batı dünyası zulümden kaçan üç-beş mülteciyi almamak için sınırlarına duvar örerken, Türkiye tarihi görevini bir kez daha yaparak mazlumların güvenli limanı olduğunu ortaya koymuştur.

Suriye’nin Kuzey’inde ve genel olarak Ortadoğu coğrafyasına kendi hesapları için insanlığın yok sayıldığı kıyımlar planlayanlar veya en azından seyredenlerin yarın aynılarını Trakya ve Balkanlarda planlayacağını söylesek kim inanır? Hadi canım sen de, alçaktan at, bu kadarı da komplo teorisi, diyenleri duyar gibiyim. Ama dünyada olan bitene bakıldığında bu, ihtimal dışı sayılmayacak bir olasılıktır. Yunanistan’ın bu günleri göreceğine de ihtimal verilmiyordu, ama gelinen durum ortada. 60 Euro için banka kuyruklarında bekleyen Yunan halkını da gördük. Milletin parasını bankadan çekmesine sınır getirildiği AB üyesi Yunanistan’ı da gördük.

Halkın rahatına düşkün olduğu Yunanistan gibi bir ülke için bunlar olağandışı gelişmelerdir. Medya yayın organlarında yer alan haberlerden Yunan halkının bu durumdan ne kadar rahatsız ve endişeli olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Gündelik hayatta, sokakta, kafelerde ve günlerdir bankamatiklerin önünde sıra bekleyen halkın kaygısı gözlerinden okunabiliyor. “Yarın ne olacak? Bu durum daha da kötüleşir mi? Ne kadar kötüleşir? Ülkede kaos büyür mü? Aşırı sağcılara gün doğar mı? Sağ sol çatışmaları olur mu? Avrupa’dan kopacak mıyız?” soruları, halkın en büyük derdi olmuş durumda.

Azınlığımız da benzer endişeleri paylaşmaktadır. Ancak Azınlığın endişesi Çoğunluk toplumununkinden en az iki kat fazladır. Azınlık, bir taraftan ekmek yediği ülkesinin durumuna üzülürken, diğer taraftan da Azınlık olarak zaten ikinci sınıf muamelesi gördüğü Batı Trakya’da daha kötü muameleye maruz kalmaktan endişe ediyor. Nitekim bunun sinyallerini de alıyoruz.

Halkın bu kadar tedirgin olduğu bir ortamda özellikle siyasetçilerin olur olmaz yerlerde ve tehlikeli bir şekilde havayı iyice gererek kamuoyunu adeta provoke etmeleri gerçekten düşündürücüdür.

Yunanistan parlamentosu, kreditörlerin önlemlerini referanduma götürme kararını görüşürken, iktidar ile muhalefet arasında sert tartışmalar yaşandı. Batı Trakya Türk Azınlığı’na ve Türkiye'ye karşı düşmanca tavrıyla bilinen hükümetin küçük ortağı radikal milliyetçi Bağımsız Yunanlar (ANEL) lideri ve Savunma Bakanı Panos Kammenos, kreditörlerin faşist olduğunu ve Türkiye'ye karşı kendilerini savunmasız bırakmak istediğini iddia etti. Kreditörlerin silahlı kuvvetlerde talep ettikleri tasarruf tedbirlerinin, ülkenin Türkiye'ye karşı caydırıcı gücünü azaltacağını ve Türkiye’nin Yunanistan’ı kolayca işgal edebileceğine işaret eden Kammenos, "Savunma Bakanı olarak sorumluluğum var. Şunu söylemek istiyorum ki 400 milyon Euro'luk savunma harcamasının azaltılması, ülkenin tam anlamıyla silahsız, uçaksız ve tek gemisiz olarak Türk tahriklerini bertaraf edememesi anlamına gelir" diye konuştu.

Tabii ki Türk asıllı bir azınlık olarak, bu düşman konseptli nefret söyleminden dolaylı da olsa nasibimizi almamamız ve bundan etkilenmememiz beklenemez.

Bölgemizin bir diğer “vatan kurtaran politikacı”sı ise Azınlığı direkt olarak hedef gösterdi. Rodop ili Yeni Demokrasi Partisi (YDP) Milletvekili Evripidis Stilyanidis, Parlamento Başkanı Zoi Konstandopulu'ya bir mektup göndererek, ekonomik krizin, ülkenin hassas bölgesini (Batı Trakya) etkilediğini ve yanlış politik kararlar ve eksiklikler nedeniyle yeni bir çıkmaz karşısında olduğunu iddia ederek bölge için partiler arası komisyon kurulmasını istedi.

Stilyanidis, meclis başkanına gönderdiği ve Trakya'nın kalkınması ve tanıtımı için partiler arası komisyon oluşturulmasını istediği mektubunda, azınlık oylarından ve geçen yıl Avrupa Parlamentosu seçimlerinden bahsetmesi dikkat çekti. Ekonomik krizin bölgede işsizliğe ve göç dalgasına neden olduğunu belirten Stilyanidis, bu durumun yerli ve yabancı kaynaklı milliyetçiliği körüklediğini, azınlık oylarının yönlendirmesini kolaylaştırdığını, Hıristiyalarla Müslümanlar arasında duvarlar ördüğünü öne sürdü. Evripidis, 2014 Mayıs ayında yapılan Avrupa Parlamentosu seçim sonuçlarının tüm bu endişelerin haklılığını ortaya koyduğunu belirtti.

Stilyanidis'in mektubunda, işsizlik sebebiyle genç insanların göç etmek zorunda kaldığını, bunun da demografik sorunu yoğunlaştırdığını ve Hıristiyanlarla Müslümanlar arasındaki dengeyi bozduğunu, hatta milletvekili ve yerel seçimlerde bile bölgenin adil temsilini olumsuz etkilediğini öne sürdü. Stilyanidis, bu sebeple de 1990'da olduğu gibi Batı Trakya'nın kalkınması ve tanıtımı amacıyla mecliste partiler arası komisyon kurulmasını istedi. Aslında üstü kapalı Batı Trakya Türk Azınlığı’na dikkat çekerek bir nevi, “Ey millet, bırakın referandumları gelin ülkemizin bu “hassas”  bölgesini kurtaralım. Batı Trakya elden gidiyor. Biz silah satın almayı kısıtlarsak Azınlık bunu fırsat bilerek Türkiye’nin desteğiyle ayaklanabilir ve Trakya’yı kaybedebiliriz.” demeye getiriyor. En azın biz böyle anlıyoruz. Bu şekilde Yunan asıllı halkın milliyetçi duygularını depreştirerek Amerikan ve Rus yapımı silahlarının alımının önemini vurgulamış oluyor. Savunma Bakanı Kammenos’un ABD’ye sıkça gitmesi ve ne görüştüğü şimdi daha iyi anlaşılıyor.

Stilyanidis'in Batı Trakya için komisyon oluşturulmasını talep ettiği ve bu şekilde Azınlığın adeta karantinaya alınmasını teklif ettiği mektubunu, aralarında YDP eski başkanı Kostas Karamanlis ve eski bakan Dora Bakoyanni'nin de olduğu toplam 57 milletvekili imzalıyor. Türk dostu Dora’ya bak sen!

Halk ve sağduyulu politikacılar ekonomik dar boğazdan kurtulmanın derdine düşmüşken, bölgemizin bazı  Türk azınlık takıntılı “vatan kurtaran” politikacıları Batı Trakyayı Azınlık tehdidinden kurtarmakla meşgul. Bu nasıl bir sorumsuzluktur böyle! Bu maceracılar, “Batı Trakya hassasiyeti” ile bölgeyi potansiyel tehlike olarak göstererek Azınlıktan ve komşu ülke Türkiye’den kurtaralım derken aslında bütün ülkeyi nasıl bir maceraya sürüklediklerinin farkında değiller. Olsalar, bu gergin ortamda böyle manyakça söylem ve taleplerde bulunmazlar. Veya bunların elikolu bağlı olduğundan kendilerine garanti veren “birileri”nin taşeronluğunu yapma adına böyle davranıyorlar.

Allah bizleri böyle sorumsuz ve sonu ne olacağı belli olmayan maceracıların şerrinden korusun. Bunların zihniyetine “hayır” diyorum. Bunların şüpheli, artniyetli politikalarına “Hayır”, iyiniyetli siyasi yaklaşımlarına “Evet” diyorum. Savaş çığrtkanlığı yapanların “Evet” dediklerine “Hayır”, “Hayır” dediklerine “Evet” diyorum.

Son söz: Barışseverlerin yardımcısı olan Allah, ülkemizin ve dünyamızın sonunu hayır eylesin!

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr