Batı Trakya Türklerini gözden çıkarmış bir devletten ne beklersin?

Uzun bir aranın ardından siz değerli okurlarımızla tekrar bir aradayız. Gönül isterdi ki sizlere bu dönemde daha güzel haberler verebilelim.

Köşe Yazıları 19 Ağustos 2020
Batı Trakya Türklerini gözden çıkarmış bir devletten ne beklersin?

Uzun bir aranın ardından siz değerli okurlarımızla tekrar bir aradayız. Gönül isterdi ki sizlere bu dönemde daha güzel haberler verebilelim. Ancak maalesef yaşanan gelişmeler Batı Trakya Türkleri açısından pek de olumlu sayılabilecek türden değil. Batı Trakya Türkleri olarak eyyamcılık yapmayı sevmeyiz, halimize şükretmesini de biliriz ama, haksızlık karşısında hakikatleri haykırmayı ve dik durmasını da biliriz.

Birçoğunuzun bildiği gibi geçtiğimiz haftalarda yıllardır konuşulan "Trakya Kalkınma Komisyonu" kuruldu. Komisyonda üç azınlık mensubu milletvekilinden sadece birisi yer aldı. Tabi bu komisyonun kurulmasıyla birlikte gerek genelde bölgemiz, gerekse özelde biz azınlık için bazı gelişmelerin olabileceği, bir takım olumlu görüşme ve gelişmelerin meydana gelebileceği, velhasıl bölgenin ekonomik olarak kalkınmasının yanı sıra, köhneleşmiş azınlık sorunlarımızdan bazılarının da bu komisyon aracılığıyla ele alınabileceğine ve belki bazı çözümler getirilebileceğine inanmak istedik.

Aradan çok fazla zaman geçmeden YDP hükümeti çok fazla heyecana kapılmamamız gerektiğini, Batı Trakya Türklerinin haddini bildirmeye devam edeceğinin sinyallerini vermeye başladı. Hepinizin hatırlayacağı üzere geçen sene Gümülcine Medresesinde öğrenciler kenetlenerek tayinli müftü naibini okula sokmamışlardı. Devlet bu işin hesabını yaptı, bu sene de faturasını kesti. Yeni bir kanunla medreselerin encümen heyeti başkanlığına tayinli müftüleri getirdi. Kısacası 'alın size medrese, alın size eylem, alın size encümen' dedi. Devlet bildiğini okudu, haddimizi bildirdi. Bunun yanında medreselerde öğretmenlik yapan hocaların görevlerine son verdi. Bakalım yeni hocalar kimler olacak.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da ilkokullarımız kapanmaya devam etti. Öğrenci azlığı bahane edilerek son yıllarda kapanan okullar azınlık eğitiminin kademeli olarak yok olmasına büyük katkı sağlıyor. Bu yıl da 8 azınlık ilkokulu kapatıldı. Doğrusunu isterseniz azınlık toplumu, seçilmişleri ve kurumları olarak bu okul kapatmalarına açıklamalı tepki göstermekten öteye gidemiyoruz. Organize bir tepki veremiyoruz. Kapanmaması içim çareler de üretemiyoruz. Organize tepki verdiğimizde dahi, karşımızda bizimle adeta alay eden, gözü kör, kulağı sağır bir devlet var. Siz ne yaparsanız yapın, size haddinizi bildirmek için bildiğinden vazgeçmiyor. Yüzünüze karşı tamam diyor. Gerektiğinde geri adım attırmak amacıyla tehdit dilini kullanmaktan da vazgeçmiyor. Geçtiğimiz yıl İskeçe Azınlık Ortaokulu ve Lisesi'ndeki vardiyalı eğitim problemine çözüm üretilmesi için yapılan eylemde bu zikrettiklerimin hepsini yaşadık. Günlerce eylem yaptık, yetkililerle görüşmeler oldu, fakat maalesef netice yok. Netice alınamayınca da bir çok veli öğrencilerinin kaydını devlet okuluna aldırdı. Verilen emek, sarf edilen mücadele hepsi boşa gitti. Çünkü muhatabın seni dinlemeye ve anlamaya değil, yok etmeye odaklanmış. Sen okulun için çözüm istiyorsun, daha iyi eğitim için çareler arıyorsun, karşındaki devlet seni bitirmek için sana ayar çekiyor. Olayın özeti bundan ibaret. Azınlık mısın? Gelen vuruyor, giden vuruyor maalesef.   

Gelelim öğrenci azlığı bahanesiyle kapatılan ilkokullara. Devlet öğrenci azlığı sebebiyle ülkenin her tarafında ilkokulların kapatıldığını ve başka okullarla birleştirdiğini ileri sürüyor. Tabi burada da pek bir şey yapamıyoruz. Kapanan okul bir daha açılamıyor. Şehir merkezlerinde ilkokul çağına gelmiş azınlık mensubu öğrencilerin önemli bir kısmı da azınlık ilkokullarını tercih etmeyip devlet ilkokuluna kaydettiriliyor. Veliler bu konuda bilinçlendirilemiyor. Çok iyi hatırlıyorum, bundan birkaç yıl önce çocuklarımızı azınlık ilkokuluna kaydedelim yönünde kampanya yürüten bir veli kendi çocuğunu azınlık ilkokuluna kaydetmemişti. Azınlık ilkokullarında öğretmenlik yapan bir çok öğretmenimiz de ilkokul sonrası çocuklarını yine azınlık ortaokuluna göndereceği yerde düz devlet ortaokuluna göndermeyi tercih ediyor. Devlet okullarını kötülemiyorum. Ancak bizim için bir ayrıcalık olan çift dilli Türkçe-Yunanca azınlık eğitimine sahip çıkmazsak anadilimiz Türkçeyi pazarda domates satın alırken dahi kullanamayacak duruma geliriz. Öğretmenlerin kendileri sahip çıkmazsa onlar da en iyi durumda işsiz kalırlar. Sen kendi evladını azınlık okuluna göndermezsen kime öğretmenlik yapacaksın. Komşun Marika çocuğunu sana göndermeyecek herhalde...

Bu konularda yazacak çok şey var. Ancak biz asıl konumuza geri dönelim. Son dönemde devletin Batı Trakya Türklerine yönelik kademeli bitirme taktiklerinden biri de okullarımızdaki encümen heyetlerinin yetkilerine yapılan müdahalelerdir. Son yapılan müdahale de encümenlerin elinden okuldaki temizlik görevlilerini belirleme yetkisinin alınarak belediyelere verilmesi oldu. Encümenler Birliği yapılan bu müdahaleleri yayınladığı açıklamada çok güzel bir cümle ile özetlemiş aslında. "Her konuda olduğu gibi Azınlık Eğitimi konusunda da devamlı gelişmeler oluyor. Ne hikmetse lehimize gelişen bir şey olmuyor, her gelişme bir şeyleri alıp götürüyor." Aslında bu cümle çok şeyi anlatıyor. Problem şurada, her geçen gün haklarımızdan bir şeyler alıp götürülüyor ve biz buna karşı bir şey yapamıyoruz ne yazık ki. Bunun sonu bu toplumun özünden koparılmasından başka bir şey değildir. Benim en azından yüreğim sızlıyor. Ama bu memlekette yüreğin de fazla sızlamayacak... Anlayan anlamıştır.

Gelelim bizleri ne kadar "sevdiğini" her fırsatta ortaya koyan devletimize. Son olayda öyle bir "sevgi" gösterisine maruz kaldık ki hiç sormayın. Ege'de Türkiye ile yaşanan gerginlikte devletimiz bize olan bakış açısını, sevgisini, Türkiye ile daha da gergin olabilecek durumlarda başımıza neler gelebileceğini çok net bir şekilde anlattı. Ege'de gerginlik, Türk azınlık köylerinde askeri hareketlilik, askerlerin silahları da ellerinde. Üzerine bir de alay edercesine rutin tatbikatlar diyorlar. Aklımızla alay ediyorlar. Biz bu toplumda yaşıyoruz. Ne zamandır askerler silahlı bir şekilde köylerimizde rutin tatbikatlar yapıyor? Ama devlet bu, ne derse o. Biz anlayacağımızı anladık. Yunanistan devleti Batı Trakya Türklerine bakışını bu olayda çok net ortaya koymuştur. Yunan devleti Batı Trakya Türklerine 'Türkiye ile ciddi bir gerginlikte operasyona sizden başlarım' mesajını vermiştir. Biz de bu mesajı aldık zaten. Aslında bu mesajı vermesine de gerek yok. Devletin yıllardır azınlığımıza bakış açısı zaten bunun böyle olacağını ortaya koyuyor. Allah muhafaza durum oralara varmasın... Bu hadise, devletin azınlığımızı gözden çıkardığının bir kanıtı olarak kayıtlara geçmiştir. Umarız yanılan biz oluruz.
Millet gazetesi logo
© 2021 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr