Yangroup logo Yangroup logo
Hisarturizm Hisarturizm

Batı Trakya’da Hareketlilik 2

Geçen haftaki yazımda, Batı Trakya’daki hareketliliğin olumsuz yanlarına değinmiş olumlu yanlarını bu hafta ele alacağımı belirtmiştim. Bu memlekette huzurumuzu

Köşe Yazıları 21 Mayıs 2015
Batı Trakya’da Hareketlilik 2

Geçen haftaki yazımda, Batı Trakya’daki hareketliliğin olumsuz yanlarına değinmiş olumlu yanlarını bu hafta ele alacağımı belirtmiştim.

Bu memlekette huzurumuzu kaçıran gelişmeler hiç eksik olmasa da, iyi gelişmeler de eksik olmuyor ve bu sayede bir nebze de olsa moralimiz yerine gelebiliyor.

Evet, Azınlık haklarımız engellense de, camilerimiz kundaklansa da, devlet dairelerinde ve hatta sokakta farklılığımız yüzünden ikinci ve hatta üçüncü sınıf vatandaş ve dolayısıyla baskıcı bir psikolojik muameleye maruz  kalsak da, bizler şerefli bir tavırla dik durarak ayakta kalma mücadelesini sürdüyoruz. Bunu moral değerlerimize borçluyuz. Moral değerlerimize sahip çıkarak moral buluyor ve yolumuza devam ediyoruz. 

Moral, yani ahlâkî değerlerimizin ve manevî iklimin coşkun olduğu ilkbaharlardaki Hatim ve Kutlu Doğum etkinlikleri, Batı Trakya’mızda çok farklı ve apayrı bir çoşku ve güzellikte gerçekleşmektedir.

Batı Trakya’nın her köşesinden binlerce kardeşimiz her hafta 3-4 köyümüzde gerçekleşen bu etkinliklere akın ederek kucaklaşıyor, kaynaşıyor ve birleşiyorlar. Bu birlik de doğal olarak bir güç ve moral kaynağı olmaktadır. Birlikten kuvvet doğar, sözünün ifade ettiği anlamı idrak etme fırsatı bu şekilde doğmuş oluyor.

Bir taraftan toplu tevbe, tekbir, Kur’an, hadis, şiir, ilahi ve manzumelerin miniklerimiz tarafından çoşkuyla okunduğu hatim ve mevlidlerle imanlar tazeleniyor, diğer taraftan anavatanımız Türkiye’den bu etkinliklerdeki çoşkuyu bizimle paylaşmaya gelen kıymetli misafirler yalnız olmadığımızı hatırlatarak gücümüze güç katıyor. Bu nimetlerden dolayı Allah’a ne kadar şükretsek azdır!

Olumlu anlamdaki hareketlilikten kastım işte bu nimetlerdir. Bunlara sahip olduğumuz sürece sırtımız yere gelmez. Çünkü Türk ve İslam Dünyası’nın varlığı bu iki nimetle kaimdir: Biri manevi değerlere bağlılık ve Allah sevgisi, ikincisi de Türk - İslam Dünyası başta olmak üzere mazlumların hamisi ve garantörü anavatan Türkiye’nin güçlü şefkat elidir.

Gönül ister ki, bu iki olmazsa olmazın yanına bir güçlendirici etken daha olsun, ama zorla güzellik olmuyor işte. Ama biz, vatanımız Yunanistan’ın da bu dostluk kervanına katılması için yine de dua ediyoruz. Dostluklar ve barış varken, düşmanlıklar kime fayda? Gel, ne olursan ol gel, diyoruz. Önemli olan iyi niyetli olmaktır. Farklılıklarımıza rağmen birlikte yaşamak mümkündür. Bunun reçeteleri vardır. Ama önce düşmanlıklardan arınarak bunu samimice istemek lazım.

--- -- ---

Batılı siyasetçilerin ve onları destekleyenlerin ne kadar çarpık bir zihniyete sahip olduğunu Mısır’daki gelişmelerle birlikte bir kez daha görüyoruz.
 
Anavatan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın haykırdığı gibi: Nerede bunların demokratlığı? Hani idama karşıydılar? Neden seçilmiş bir Cumhurbaşkanı olan Mursi’ye darbeci iktidar tarafından verilen idam kararına ses çıkarmıyorlar?

Evet, neden bu her fırsatta demokrasi havariliği yapan ve İslam ülkelerinde, özellikle de Türkiye’de kendilerince “antidemokratik” bir durum söz konusu olunca gürültü koparan Batı, eli kanlı diktatör Sisi’ye ve haksızlıklarına tepki göstermiyor.

Fransa’daki Peygamber düşmanı karikatür dergisine yapılan saldırı için yürüyüş yapan ve “Ben Çarli’yim” diyenler nerede? Neden benzer bir tepkiyle “Ben Mursi’yim” deyip yürüyüş yapmıyorlar?

Türkiye’deki Gezi Olayları’nda iki ağaç için dünyayı ayağa kaldıran, iktidarı ve Lider Erdoğan’ı diktatör ilân eden Batı medyası neden suskun?

Ben size söyleyeyim: Çünkü bunlar ikiyüzlü, ikidilli, madrabaz ve düzenbazdır. Bunların demokrasi ve insan hakları gibi bir derdi yok. Olsa da, sadece kendileri için olsun istiyorlar. Kendileri dışındaki dünyaya üstten bakıyorlar ve demokrasiyi,  kontrol edemedikleri, sömüremedikleri ülkelere müdahale etmek, buraları karıştırmak için bir araç olarak kullanıyorlar. İcabında kendi halklarına da zulmediyorlar. Bu noktada düzenbaz iki yüzlü Batı derken masum iyiniyetli halkı kastetmediğimi belirtmek isterim.

AB olsun, Batı olsun, Batı zihniyeti ile yoğrulmuş Rusya gibi Doğu olsun, hepsi görünürde başka perde arkasında başka türlü davranıyorlar. Samimiyet denen olgunun çok uzağında kalmış bu sömürgeci, emperyalist ve bencil zihniyetin ürünleri, izledikleri yanlış yolda dünyamızın sonunu hızlandırmaktadırlar.

Biz, samimi dünyanın temsilcileri olarak bunların karşısında dimdik durarak hak, hukuk, adalet ve ahlaklı bir dünya için mücadele etmekle mükellefiz. Tabii bu da boş işlerle iştigal ederek değil; durmadan çalışarak, sürekli kendini geliştirerek, ehil bireyler yetiştirerek ve örgütlü bir şekilde hareket ederek gerçekleşecektir.

Her şeyden önce imanlı, ahlâklı, paylaşımcı, bencillikten uzak, bilgili ve ehil insanlar olmak ve böyle nesiller yetiştirmek zorundayız. Çünkü dünyamızın bugün en çok ihtiyaç duyduğu budur.

Dünyamızda medeniyetin ve insanlığın geliştiği, bir palavradan ibarettir. Medeniyet olsaydı 21. yy’ın başlarında Avrupa’nın göbeğinde Bosna’daki, Kosova’daki soykırıma izin verilmez, seyirci kalınmazdı. Arakan’daki Müslümanların, Mısır ve Bangladeş’teki diktatörlere ve haksız idamlara, Ortadoğudaki trajediye, Gazze’deki İsrail zulmüne, Afrika’daki açlığa, kıyımlara seyirci kalınmazdı.

Hem seyirci kalanlar, hem de bu senaryoları çizenler var, Batı denilen cennet görünümlü cehennemde. Dünyayı daha iyi sömürmek için bütün bu trajedileri tasarlayan ve uygulatanların bu yüzden medeni olmakla bir alakaları olamaz. Bunlar olsa olsa çok iyi sahtekârlardır. Emellerine ulaşmak için her yolu mübah gören ve bu uğurda her türlü rolü oynayabilen oyunculardır bunlar.

Dünyada bugün diktatör varsa, bunların varlığı sözümona medeni Batı Dünya’sına bağlıdır. Çünkü güç onlardadır. Silah da, para da onlardadır. Özellikle kontrol ettikleri yerlerde kimin diktatör olacağına onlar karar verirler. İşte Mısır da bu yerlerden biridir. Sisi denen Firavun bunların uşağıdır. Mısır’da halkın iradesiyle iktidara getirilen ve Mısır’ı Mısır için yönetmek isteyen Mursi’yi alaşağı ettiren “demokrat” Batı’dır.

Ne yazık ki bu Batı’nın içinde demokrasinin beşiği olmakla övünen ülkemiz Yunanistan tamamen hapsolmuş durumdadır. Ekonomik krizle ipleri Batı’nın eline veren ülkemizin siyasi anlamda da bir iradesi kalmış değildir. AB ne derse onu yapıyor. Bunun en bariz göstergesi de Başbakan Çipras’ın eli kanlı diktatör Sisi’yle tokalaşarak gülücüklü pozlar vermesidir.

Radikal Sol Parti Başkanı Çipras’a eli kanlı diktatörlerle dostane pozlar vermek yakışır mı? Demokrat bir ülkenin Başbakanı olarak ülkeye leke sürmesi yakışık alır mı? Bu nasıl bir politika, nasıl bir solculuk, ne menem bir demokratlıktır böyle! Ama ne yapsın, o istemese de ağababaları öyle istiyor.

Başbakanın bu sorumsuz ve çirkin tavrını yadırgıyor ve kınıyoruz. Bunu kınamak, bizim insanlık ve vatandaşlık sorumluluğumuzun bir gereğidir. Böyle bir ayıba ve günaha alkış tutmak veya seyirci kalmak helâl süt emmiş, ahlâk ve şeref sahibi insanlara yakışmaz. Ayrıca ülkemize böyle bir leke sürülmesine tepkisiz kalmayı vatandaş olarak içimize sindiremiyoruz.

Son söz: Diktalara, diktatörlere, eski ve yeni firavunlara, baskılara, haksızlıklara, insanlığın kıyımına sessiz kalmak en azından şerefsizlik, tam anlamıyla da şeytanlıktır.

Hisarturizm
Millet gazetesi logo
© 2023 Millet
KÜNYE
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr