Batı Trakya’da köy sosyolojisi
Batı Trakya’da köy sosyolojisini anlayabilmek için çok basitmiş gibi görünse de ilk başta köy ve sosyoloji kelimelerinin anlamlarını ayrı ayrı daha sonra da köy
Batı Trakya’da köy sosyolojisini anlayabilmek için çok basitmiş gibi görünse de ilk başta köy ve sosyoloji kelimelerinin anlamlarını ayrı ayrı daha sonra da köy sosyolojisi ifadesini bir kavram olarak bilmek gerekir.
Köy Nedir?
Klasik tanımı itibariyle birçok özelliğiyle şehirden ayrılan, genellikle tarıma dayalı çiftçilerden oluşan ve işbölümünün olmadığı yerleşim yerleridir.
Sosyoloji Nedir?
Sosyolojiyi teferruatlı bir şekilde açıklamayacağım, sadece konumuzla ilgili olarak endüstri devrimiyle birlikte Batı Avrupa’da yaşanan buhranların giderilmesi için ortaya çıkan bir bilim dalıdır demek yeterli olacaktır.
Köy Sosyolojisi Nedir?
Hem köy, hem de sosyoloji kelimelerinin tanımını öğrendiğimize göre köy sosyolojisi dalının nasıl ortaya çıkmış olabileceğini bir düşünelim. Az önce endüstri devriminde Batı Avrupa’da bazı buhranların yaşadığını söyledik. Bu buhranların sebebi artık işlerin insan gücü yerine buhar gücüyle yapılıyor olması ve insan gücüne artık ihtiyaç duyulmuyor olmasıydı. Tabi hiç ihtiyaç yoktu denilemez, çünkü nihayetinde fabrikalarda da işçilere ihtiyaç vardı. Dolayısıyla işçiliğin değer merkezi köyden kente aktarılmış oldu ve böylelikle de işbölümü kavramı ortaya çıktı. Bundan sonra da köylülerin akıbeti iyice değişmiş, hepsi kentlere akın etmeye başlamıştı. Bunu bir şekilde kontrol edebilen devletler işten karlı çıkmış, edemeyenlerin ise buhranları devam etmiştir.
Köyler özellikle de gelişen toplumlarda sosyolojinin odak noktası olmuştur. Çünkü birçok toplumda köyler üretimin merkezi halindedir. Örneğin Türkiye Cumhuriyeti ilk kurulduğunda köy sosyolojisi her şeyin önünde yer almaktaydı. Her şeyden önce köylü nüfusu ülke nüfusunun yarısından fazlasını oluşturuyordu, köylüye değer vermeme gibi bir fikir intihar olacaktı. Onun dışında köylüler Kurtuluş Savaşı’nda askerlere birçok konuda yardım sağladıkları için devlet bir borç ödeme bilinciyle hareket ediyordu.
Peki Batı Trakya’da Durum Nasıl?
Aslında Yunanistan’ın hiçbir yerinde durum istediğimiz gibi ilerlemiyor, ancak konumuz Batı Trakya olduğu için ve Batı Trakya’nın da kendine has özellikleri olduğu için sadece Batı Trakya’yı analiz etmeye özen göstereceğim.
Her şeyden evvel İskeçe’de köy olduğuna inanmıyorum. Batı Trakya’nın diğer kesimlerinde köyler daha ciddi bir yapıda olsa da, İskeçe’nin özellikle Balkan bölgesinde köy tanımına uyan bir yerleşim yerine günümüzde rastlamak zor. Bunun iki sebebi olarak kendimizi ve devletimizi eleştirmek zorundayım.
a) Kendimizden başlayalım
Post-modern çağda insanlar modern çağdakinden çok farklı olarak modern bir şekilde yaşadığını zanneder, bu yüzden köyden uzaklaşır ama uzaklaştığında da bir ömür cahiloğlu cahil kalmaya devem eder, çocukları da böyle yetişir. Modern çağda insanlar kentlere çalışmak için göç ederlerdi. Bahsi geçen çağda Endüstri Devrimi sonrası olan dönemi konuştuğumuzu biliyoruz, ondan önce ise aynı çağın Aydınlanma Devri olarak bilinen döneminde insanlar her yerde bilimle ilgili son gelişmelerden haberdardı. Kahvehanelerde bile bilim konuşuluyordu. Onu geçtim, bir erkek hoşlandığı kızı etkilemek için ona bilimden bahsederdi ve modernite buydu.
Modernite bizim anladığımız gibi köyden uzaklaşmak değildi. Belki daha iyi ilim yapmak için köyden uzaklaşmak iyi bir seçenek olabilir ama gerekçemiz gerçekten böyleyse köyden uzaklaşmalıyız. Aynı şekilde eğer iktisadi refahımızın daha iyi bir duruma geleceğine inanıyorsak köyden uzaklaşmalıyız. Köylü olmaktan kurtulmak için insan köyden uzaklaşmamalı. Ben her şeye rağmen çiftçilik dışında bir meslek yapılacaksa yine de köylerden uzaklaşmayı desteklerim ama uzaklaşınca tekrar cahiloğlu cahil olmamaya özen göstermeliyiz.
Başka bir unsur olarak, ne yazık ki bir kez daha kullanacağım ifade olan cahiloğlu cahil ünvanlı gençlerimiz köyleri tahrip edecek her türlü yabancı unsuru köylerimize getirdi. Köy olarak adlandırılan yerde bar olmaz, köy olarak adlandırılan yerde parti gibi eğlenceler olmaz, köy olarak adlandırılan yerde içkili eğlenceler olmaz, olmamalı!
b) Bir Diğer Husus Devlet
Kültürel boyutu bir kenara atacak olursak devletimiz çok sade bir deyişle köylüye sahip çıkmalı. Yunanistan için tek umut köyler ve köylülerdir. Üretimin merkezi olan köylere sahip çıkılmazsa şu an yaşlı ve hasta adam durumundaki devletin ölümü maalesef yakındır. Devletin vücudundaki problemin üretim olduğunu artık herkes anlamalı. Yunanistan’da sosyologlar asimilasyon projeleri çizeceğine devletin gerçek sorunlarını araştırmalı.
Peki bu konuda ne yapılabilir? İşçinin köyde kalıp çalışması için her türlü destek sağlanmalı. Bunun haricinde, ortaöğretim düzeyinde hiçbir okulun köylerde olmaması gerekir. Bir insan bilimle uğraşacaksa ilkokulda kazandığı temelden sonra en azından evinden uzaklaşabilmeyi öğrenme amacıyla okumak için şehre gitmeli. Nitekim, köylerdeki liselerle şehirlerdeki liseleri karşılaştırdığımız zaman köylerde yüksek not alanlar olsa da bunların içinden bilim adamı statüsüne yükselebilecek hiçkimse çıkamazken, aynı durum şehirlerde çok farklı. Nitekim mezun olduğum İskeçe Muzaffer Salihoğlu Azınlık Lisesi’nden mezun olan birçok öğrenci şu an çeşitli ülkelerde akademisyen olarak çalışmakta, dahası bir soydaşımızın NASA’da çalıştığı da bilinmektedir.
Bu yüzden ideal bir topluma kavuşabilmemiz için her alanda uygun bireylerin yetişmesi lazım. Köyde yaşayan insanlar da olmalı, şehirde yaşayan insanlar da olmalı. Ancak, köyde yaşayan köylü, şehirde yaşayan da şehirli olmalı.