Batı Trakya’da son zamanlardaki intihar olayları
Bölgemizde son zamanlarda intihar haberlerini çok sık bir şekilde duyar olduk. Üstelik normalin dışında bir oranda. Bunu anlamak için hiç detaylı araştırmaya ge
Bölgemizde son zamanlarda intihar haberlerini çok sık bir şekilde duyar olduk. Üstelik normalin dışında bir oranda. Bunu anlamak için hiç detaylı araştırmaya gerek yok, sadece 80 milyon nüfusa sahip Türkiye’de çıkan intihar haberleriyle 150bin Türk nüfusuna sahip Batı Trakya’da çıkan intihar haberlerini kıyaslayın, çok garip gelebilir ama Batı Trakya’da daha fazla intihar vakası yaşanmaktadır.
Böyle bir durumu analiz etmek için sosyolojide bir zamanlar intihar çalışmasıyla gündeme gelen Emile Durkheim üzerinden gideceğiz. Durkheim sosyolojizm isimli felsefi görüşü benimsemiş, yani toplumun her şartta bireyi etkilediğini, hatta abartarak toplumu neredeyse tanrı olarak gördüğünü belirtmiştir. Bunu kanıtlamak için de aslında herkesin psikolojik olduğunu zannettiği bir olguyu (intihar) inceleyip toplumsal olduğu yönünde bir kitap yazmıştır.
Bu çalışmada intihar birçok bölüme ayrılmasına rağmen konumuzla bire bir bağdaşan bölüm olan anomique (kuralsız) intiharı ele alacağız. Bu bölümde intihar herkesin tahmin edeceği üzere ekonomik kriz durumunda meydana gelir. Kitapta verdiği örneklerle intiharın ekonomik krizlere göre gerçekten arttığını görüyoruz ama bu, olgunun toplumsal olduğuna inanmak için yeterli değil, çünkü böyle bir durumda intiharı herkes psikolojik problem olarak görür.
Öyle ki, büyük ihtimalle herkes intiharların yaşam zorlaştı diye arttığını düşünmüştür, böyle bir durumda refah yükselince de intiharların azalması gerekir ama durum hiç de öyle değil. Verilen örneklere göre ekonomik kriz yaşayan Prusya’da buğday fiyatı çok düşük olmasına rağmen yani ekonomik refah yeterli seviyede olmasına rağmen intihar oranları sürekli artmıştır. Köylü’nün onca sıkıntı içinde yaşadığı İrlanda’da ise intihar oranı epey azdır. Peki bu nasıl olabiliyor?
Durkheim, “bir insanın gereksinimleri olanaklarıyla orantılı değilse mutlu olamaz hatta yaşayamaz” demektedir. Bir hayvanı düşünelim. Hayvanlar nedense hiç intihar etmez, peki neden? Öncelikle bir hayvan besinini tüketirken asla sınırını aşmaz, insan ise bilindiği gibi doyumsuz bir varlıktır ve karnı doysa bile yemeye devam eder, bu da bir yerden sonra işlerin yanlış gitmesine neden olur. Bir hayvan beslenirken sınıra ulaştığında kendi bedeni bunu ona haber verir, insanda ise Durkheim’ın görüşüne göre bu sınırı toplum belirler ve ona bir yerden sonra dur emrini veren toplumdur. Bunu daha da açacak olursak bir insan toplumda yoksulken de kınanır, zenginken de kınanır diyebiliriz.
Tabi buna sadece ekonomik örnekler vererek geçiştirmek olmaz. Bunun dışında evlilik-boşanma ile ilgili örnek de verilebilir. Kulağa yine psikolojik bir problem gibi gelebilir ama bir düşünün çiftler mutlu olmadıkları için boşanırlar, dolayısıyla boşandıktan sonra mutlu olmaları gerekir, ki bu çoğunlukla böyledir, peki intihar neden meydana gelmektedir. Cevap yine aynı, yine bir kuralsızlık durumu var. Artık bir kural haline gelmiş olan evlenme, boşanma ile sona eriyorsa ortada bir kuralsızlık var demektir.
Kısaca özetlemek gerekirse “İnsan düzeninin bozulması ve insanın bundan rahatsızlık duyması” insanı intihara sürükler diyebiliriz. Ayrıca bir şeyin karıştırılmaması için özel olarak uyarıda bulunmak istiyorum. Bu başlık altında yaşanan intiharlar sırf ekonomik kriz oldu diye veya boşanıldı diye değil, bu olguların oluşturduğu kuralsızlık atmosferi nedeniyle insan dünya hayatından bir parça uzaklaşıyor, dünyadan bir parça uzaklaşan insan için de ölmek çok daha kolay oluyor.
Son olarak, yaşadığımız toplumda insan özgürlük içinde özgürlük aramaktadır. Özgür olduğunu farkedemeyen insan aradığı özgürlüğü bulamayınca buhranlara girer, bu da onu feci sonlara kadar götürebilmektedir. Bu tür kuralsızlıkların önüne geçebilmek için elimizde mutlaka bu dünya için açıp okuyabileceğimiz bir kullanım kılavuzu bulunmalıdır. Bu kullanım kılavuzunun adı da şüphesiz Kur’an-ı Kerim’dir. Bu kitabı okuyan insan toplumun her türlü yasalarını öğrenir ve ona göre yaşamayı bilir, dolayısıyla da kuralsızlık yaşamaz.