Yangroup logo Yangroup logo
Hisarturizm Hisarturizm

Batı Trakya'nın Babası

Devlet gemisinin başındaki hayırlı baba ve aynı zamanda ümmetin babası olarak nitelendirilen Sultan II. Abdülhamid Han Batı Trakya için önemli bir şahsiyettir.

Köşe Yazıları 10 Ekim 2015

Devlet gemisinin başındaki hayırlı baba ve aynı zamanda ümmetin babası olarak nitelendirilen Sultan II. Abdülhamid Han Batı Trakya için önemli bir şahsiyettir. Bilhassa tarihte Osmanlı sultanları arasından Batı Trakya bölgesine en çok yardımı ve yatırımı yapan Osmanlı hükümdarıdır. Ayrıca hiçbir yunan hükümeti şu Batı Trakya topraklarına Abdülhamid Han kadar muazzam şeyler yapmamıştır.

Lakin yaptığı bunca iyiliklere rağmen Sultan II. Abdülhamid’i devirmek isteyen jön Türkler (yeni Türkler veya ittihat ve terakki) cemiyetini kuran ilk üçlüden biri sayılan Gümülcineli Talat Paşa ve İttihat ve Terakki cemiyetinin önde gelen simalarından olan  Gümülcine milletvekili İsmail Hakkı, Sultan II. Abdülhamid’e ihanet etmişlerdi. Nitekim Sultan II. Abdülhamid Han Batı Trakya için çok muazzam şeyler gerçekleştirmiştir. Bundan dolayı "Batı Trakya’nın Babası" sayılır.

Mesela Dedeağaç dedin mi Abdülhamid akla gelir. Zira 19.yüzyılın 4. çeyreğine dek Dedeağaç bir balıkçı köyünden ibaretti. Fakat Sultan II. Abdülhamid Dedeağaç’ı basit bir köyden bir şehre çevirmiştir. Çünkü Dedeağaç’a 2 Yunan Ortodoks kilisesi, 2 adet sinagog, Dedeağaç’a bağlı Derbent köyüne bir adet Bulgar kilisesi, bir adet askeri kışla, mektep, okul, hastane, karayolu, köprüler ve içme suyu hattı gibi icraatlarından dolayı Dedeağaç’ı sancak haline getirerek, Edirne’ye olan bağlılığını keserek bağımsız bir şehir haline getirmiştir.

Hassaten Dedeağaç’a bir liman inşa ederek aynı zamanda bir dalgakıran inşa ederek Dedeağaç’ı önemli bir ticaret merkezi haline getirerek Akdenizin önemli bir şehri ve bir limanı olmasına vesile olmuştur. Bilahare, şehre tren yolu ve tren merkezi inşa ederek Dedeağaç’ın  önemli bir güzergâh olmasını sağlamıştır. Şayet, Sultan II. Abdülhamid Han Dedeağaç’a buyatırımları yapmasaydı Dedeağaç belki de bir balıkçı köyünden ibaret kalacaktı. Bilakis Dedeağaç halkı Sultan Abdülhamid’in bu şehre yaptığı fedakârlıkları unutmuş olacaklar ki bugün onu kızıl sultan olarak nitelendirmektedirler. Aslen Yunan halkı da II. Abdülhamid’i kızıl sultan olarak görmektedir. Oysaki Dedeağaç bir şehir olmasaydı ismi tarih sayfalarında böyle zikredilmeyecekti.

Velhasıl ulu hakan II. Abdülhamid Dedeağaç’ın ismini tarihe yazdırtan bir zattır kendisi. Kadim bir şehir olan Dimetoka’daki Yıldırım Beyazıt camiini onararak aynı zamanda Dimetoka'daki bir köye Rum kız mektebi açarak tarihi bir şehir olan Dimetoka’ya verdiği değeri ifade etmektedir. Ayrıca Ferecik şehrindeki çocuklara çiçek aşısı yaptırarak çocukların ve yöre halkının sevgisini kazanmıştır. Şu muhakkaktır ki Ferecik etrafındaki madenleri işleterek hem Hicaz demir yoluna katkı sağlamış hem de fakir olan yöre halkına yardımda bulunmuştur.

Gelelim bir diğer şehir olan Sofulu kasabasına.Sofulu şehri denildiğinde akla ipek ve ipek fabrikası gelir. Şu muhakkaktır ki sultan II. Abdülhamid Han Sofulu şehrine ilk olarak ipek fabrikasını kurarak ipek ticareti ile halka iş imkanı sağlamakta muvaffakiyet elde etmiştir. Dolayısıyla halkı fakirlikten kurtarmıştır. Bunlarla yetinmeyip şehre bir cami ve bir de okul inşa etmiştir. Günümüze dek halen ipek ticareti Sofulu’nun en önemli geçim kaynaklarından biridir.

Sultan II. Abdülhamid Han İskeçe şehrinin geliştirilmesinde, büyümesinde ve onarılmasında çok önemli bir rol oynamıştır. İlk olarak Karaağaç iskelesini nahiye yapıp İskeçe'ye bağlayarak başlamıştır işe. Bu bir milattır İskeçe şehri için. Çünkü İskeçe o günden sonra yerli ürünlerini başka şehirlere de pazarlamaya başlamıştır. Şehrin nüfusu artmış ve şehirde bolluk hissedilmeye başlamıştır. Binaenaleyh Sultan II. Abdülhamid İskeçe şehrine yatırım yapmaya başlamıştır. Çocukların ve hayvanların aşılanması için şehre doktor ve veteriner göndererek ahalinin ve hayvanların sağlığını güvence altına almıştır. Daha sonra şehre 2 adet Rum Ortodoks kilisesi, 2 adet jandarma karakolu, 6 adet askeri baraka, bir adet saat kulesi ve bir adet hastane inşa etmiştir. Hatta şehirden balkan köylerine ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla İskeçe Şahin köyü üzerine bir taş köprü inşa etmiştir.

Tütün üretimini geliştirerek İskeçe’nin tütününü diğer şehirlere ve dış ülkelere sürerek İskeçe tütününün dünyaca ünlü kaliteli tütün olmasına vesile olmuştur. Böylece şehrin ekonomisini şekillendirerek halka hem iş imkânı sağlamış hem de halkın gönlünü almayı başarmıştır.
Şunu belirtmek gerekir ki Sultan II. Abdülhamid Han devletin bütçesini şahsi olarak kullanmamak için bizzat kendi parasıyla İskeçe’nin Kireççiler köyünde 50 dönümlük tarla satın alarak tütün ve nargile ihtiyacını gidermiştir. Bu demek oluyor ki Sultan II. Abdülhamid’in kendi şahsi ihtiyaçlarını devletin kasasından değil de kendi cebinden ödeyerek ne kadar dürüst ve namuslu bir Sultan olduğunun kanıtıdır.

Ayrıca İskeçe şehrinin diğer Avrupa şehirlerine benzemesi için bir Osmanlı bankası ve saat kulesi yapmıştır. Aşırı yağış ve kasırgadan zarar gören İskeçe halkına maddi yardımda bulunmuştur. Abdülhamid’in İskeçe’ye olan en büyük yatırımı ise şüphesiz tren merkezi ve istasyonu olmuştur. Tabi bu da ticari ürünlerin dışarıya pazarlanmasına, rahat seyahatin ve asker sevketmenin kolaylaştırılmasına çok büyük katkısı olmuştur.

Gümülcine Sultan II. Abdülhamid’in en çok itina gösterdiği şehirlerden bir tanesi olmuştur. Yunanistan genelindeki tüm şehirlerle Gümülcine’yi kıyaslayacak olursak Gümülcine Yunanistan genelinde Sultan II. Abdülhamid’in en çok yatırım yaptığı şehir sıfatına sahip olmuştur.

Balkanlar genelinde Edirne’den sonra balkanlarda en çok yatırım yaptığı şehir olmuştur. Bunun nedeni ise Abdülhamid’in Gümülcine’yi balkanlardan kaçan göçmenlerin bir eman veya sığınak diyarı haline getirmek istemesiydi. Özellikle Gümülcine şehrini son kale yani balkanlara Edirne ve hatta İstanbul’a açılan son kale olarak görmesiydi.

Şu gerçektir ki Abdülhamid şehre trenyolu, tren merkezi ve gümrük dairesi yaptırarak kaçak silahlara, mallara, eşkıyalara, Bulgarlara, Yunanlılara ve Sırplara karşı Osmanlı devletinin güvenliğini ele alarak dış ve iç tehdide karşı bir savunma mekanizması oluşturmakta muvaffak olmuştur. Günümüzde de halen Gümülcine’nin sembolü sayılan saat kulesi Sultan II. Abdülhamid’in emriyle şehrin bir Avrupa şehri görüntüsü oluşturması maksadıyla inşa edilmiştir. Ulu Hakanın Gümülcine beldesine yaptığı diğer icraatlarını şöyle sıralayabiliriz:

Yeni Mahalle’ye yani o zamanki adıyla Hacı Yavaş Mahallesi’ne bir cami ve Osmaniye isminde okul inşaa etmiştir. Postane, Osmanlı bankası, hükümet dairesi, bir adet askeri kışla, bir adet hapishane, 2 adet jandarma karakolu, bir adet telgrafhane, tarihi belgeleri koruma amaçlı arşiv deposu, muhacirler için bir adet hastane ve yetimhane yaparak, Postu Boş tekkesini ve Süpüren Mescidini de tamir ettirmiştir.

Ayrıca Gümülcine sokaklarına kaldırım taşı ve lağım yaparak şehrin alt yapısını oluşturmuştur. Şehrin su sıkıntısını da çözüme kavuşturmuştur. Meydana gelen kasırgadan dolayı şehirde zarar gören çiftçilere faizsiz kredi temin etmiştir. En önemlisi de şehirde yaygınlaşan şap hastalığına derman bulması olmuştur. Şehri sellere karşı korumak amacıyla su yolları inşa etmiştir. Buna binaen Gümülcine-Dedeağaç arası karayolu ve 20 adet taş köprü yaparak iki şehir arasındaki ulaşımı kolaylaştırmıştır. Müslüman ahali için bir idadi mektebi açmış ve Hristiyan cemaati için de bir Rum rüştiyesi açmıştır. Darıdere ve Eğridere'deki Bulgar zulmünden kaçan muhacirler için Burhaneddin,  Osmaniye ve Ertuğrul isimlerinde 3 köy kurmuştur.

Hassaten Sultan II. Abdülhamid Sirkeli köyüne ayrı bir özen göstermekteydi. Bunun nedeni ise Sirkeli ahalisinden Hacı İsmail Ağa'nın 3 yunan eşkıyasından birini öldürüp diğer ikisini de yaraladığından dolayı Sultan Abdülhamid tarafından Mecidiye ödülüne layık görülmesiydi.

Kırmahalle medresesi Sultan II.Abdülhamid'in BatıTrakya topraklarında açtığı ilk medrese olma özelliğine sahiptir. Diğer dönemlere nispeten II. Abdülhamid dönemi Batı Trakya tarihi için çok önemlidir çünkü Dedeağaç’a inşa ettirdiği liman ve tren merkezi ile Dedeağaç’ın meşakkatli günler geçirmesini, Sofulu da ipek ticaretini geliştirerek Sofulu’nun fakirlikten erimesini, Dimetoka ve Ferecik şehirlerindeki maden yataklarını işleterek ve tren yolunu bu şehirler üzerinden de geçirerek bu iki şehrin can çekişmesini, İskeçe’nin külfetli günler geçirmesini ve Gümülcine halkının hastalıktan ve susuzluktan kırılmasını engelleyerek, BatıTrakya’yı da son kale yani son karakol –haline getirerek maneviyat katması ile Batı Trakya’nın hayırlı babasıve BatıTrakya halkının gönül fatihi vasfını alarak BatıTrakya tarihine adını altın harflerle yazdırmayı başarabilmiştir Ulu Hakan Sultan II. Abdülhamid Han, Rahmetullahi Aleyh (Allah'ın Rahmeti Üzerine olsun.)

Hisarturizm
Millet gazetesi logo
© 2023 Millet
KÜNYE
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr