Kurban Yardim 2024 Kurban Yardim 2024

BEN MEHMET’İM!

Fransa’da gerçekleştirilen terör saldırısı dünyanın gündemine oturtuldu. Oturduldu diyorum, çünkü her şey gibi bu saldırının da istismar edildiğini düşünüyorum.

Köşe Yazıları 19 Ocak 2015
BEN MEHMET’İM!

Fransa’da gerçekleştirilen terör saldırısı dünyanın gündemine oturtuldu. Oturduldu diyorum, çünkü her şey gibi bu saldırının da istismar edildiğini düşünüyorum. Peygamberimize hakaret eden “Charlie Hebdo” isimli paçavranın yüzünden ölen 12 kişiye ağlayan bazı “medeni” batı ülkeleri, ürettiği bombalarla İslâm coğrafyasında yıllardır öldürülen milyonlarca masuma susuyor ve adeta çanak tutuyor. Paris’teki saldırıya her yerden tepkiler yükselirken, özellikle ABD ve AB’nin temsil ettiği “medeni” ülkeler terörü (çoğu kasıtlı olarak “İslam terörünü”) kınamakta ve birbirini teselli etmekte yarıştılar.

Kendilerini sivrisinek ısırsa dünyayı ayağa kaldıran “medeni” batı ülkelerinin göz yaşartıcı bir duygusalllıkla ve adeta ajitasyonla teröriszme karşı birlik ve dayanışma gösterileri gerçekten manidar. Canları yandığında teröre lanet ederler, milyonlarca canı yaktıklarında ise “demokrasi” ve “özgürlük” derler. Ne sahtelik, ne iki yüzlülük gördük bu olayda da! Her seferinde benzer oyunlar sergileniyor. Charlie Hebdo paçavrası Hz. İsa’ya hakaret edeceği zaman Fransa mahkemeleri yasaklıyor, ama Hz. Muhammed’e hakaret ettiği zaman “basın ve ifade özgürlüğü” bahanesiyle Müslümanların en derin duygularıyla, din ve vicdanlarıyla alay ederek tahrik ediyorlar. Bu şekilde de kaos ortamı oluşturarak teröre zemin hazırlıyorlar. Böylece küresel terör tezgahtarlarına pazar oluşturmuş oluyorlar.

Buradan şu sonuç çıkar: Fransa’da akan kanın asıl sorumlusu, ahlaksızlığı sanat olarak pazarlayan ve Müslümanların kutsallarıyla alay eden Charlie Hebdo karakatürcülerinin karakatürlerine cevaz veren Fransız mahkemeleridir. Bunların Hz. Peygamberimizle ilgili çizdiklerine karikatür denemez. O yüzden karakatür diyorum ve ekliyorum: Ben anamdan, babamdan ve canımdan çok sevdiğim Peygamberime hakaret eden, beni ben yapan kutsal değerlerime küfreden bir karakatürü yapan Charlie Hebdo değilim, asla olmam ve olamam. Bu kendimi, dinimi, aslımı, insanlık şerefini inkâr sayılır.

Terörizme karşı insanlık tabi ki, birlik olup tek vücut halinde mücadele etmelidir. Ancak 12 kişinin öldürüldüğü bir saldırıya, özellikle “İslâmi terör” diyerek duygusallaşan ve insanlık nutukları atan batı, bu insanlık duygusunu İslam dünyasında öldürülen milyonlarca masum insan için ortaya koymuyor.

Onlarınki can, diğerlerinki değil... Onlar insan, diğerleri evlerinde besledikleri hayvan bile değil... Filistinli çocukların üzerine adını bilmediğimiz çeşitili modern bombalar yağdırılırken ne Fransa, ne de batı Filistinle duygudaşlık yapamadı, kendi deyimleriyle “empati” kuramadı. Neden mi? Öyle bir dertleri yok da ondan. “Ötekilerin canı Cehenneme” modundalar da ondan. Bunların her şeyleri göstermelik ve oyun. İşleri güçleri oyun ve filim. Dost görünürler, ama ilk fırsatta oyuna getirirler. Terörün kitabını yazan İsrail’in başbakanı çocuk katili Netanyahu bile Paris’te Fransa devlet başkanıyla elele vermiş terör karşıtı pozlar vermeye çalışıyordu. Bunu kimse yemez... En azından vicdan sahibi dünya yemez.

Paris’te yürüyen liderlerden acaba kaçı samimiydi? Ben bunların çoğunun samimiyetine inanmıyorum. Hele teröristbaşı Netanyahu’ya asla! Orada samimi bir şekilde yürüyen ve mesaj veren varsa, en başta Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nu zikretmemiz lazım. Çünkü verdiği mesajlar çok manidardı. Batı’nın terör karşısındaki ikircikli ve samimiyetsiz tutumunu ortaya koyar gibiydi. Davutoğlu, aynı hassasiyetin Avrupa’da cami saldırıları için de gösterilmesi gerektiği hususuna dikkat çekti. En önemlisi de, Suriye ve Gazze için de aynı hassasiyeti beklediklerini ifade ederek, batı dünyasının PKK terörü konusundaki çifte standardını yüzlerine vurur gibiydi. Velhasılı, “Charlie” için yürüyen batılı liderler, Gazze ve PKK tarafından şehit edilen Mehmetler için yürümedikçe bu dünyada terör bitmez.

Avrupa’nın önde gelen devletleri, Türkiye’nin 50 bin vatandaşının ölümüne sebep olan PKK terörünü yıllarca destekledi, maddi ve manevi açıdan besleyerek Türkiye’nin üzerine saldı. Şimdi bu Avrupa devletleri, terör kendilerini acıtınca, destek ve dayanışma söylemlerine sarılıyor. Bunu yaparken de ben Charlie’yim diyor, ama ben Gazze’de öldürülen Ahmed’im, PKK terörünün katlettiği Mehmed’im demiyor. Terörü topyekün kınamıyor. Kendi yaptıkları terörü örtbas etmek için mi acaba?

Fransa’daki saldırıda öldürülen masumlara üzülüyoruz ve terörün her türlüsünü en şiddetli bir şekilde kınıyoruz. Ölenlerin acısını paylaşıyor onları anlıyoruz, hatta en iyi biz anlıyoruz. Evet, biz Müslüman “yobaz ve barbarlar”anlıyoruz... Çünkü bizim hep canımız acıyor. Hep ölüyorüz da öndan. Bugün dünyada kanın aktığı yerler İslam ülkeleridir. Emperyalist küresel güçlerin sömürgeci alışkanlıkları yüzünden en çok İslâm coğrafyası acı çekmektedir.

Birkaç masum Hıristiyan ve gayrı müslimi öldürenleri de kınıyoruz, ama milyonlarca masum Müslüman’ı katledenleri de kınıyor ve lanetliyoruz. Peygamberlerimizle, dinimizle alay edenler, bizleri her gün taciz ediyor, tahrik ediyor; bizlere sürekli hakaret ediyor, küfrediyor, aşağılıyor. Bu çirkefliklerle dünyayı kana bulamak isteyen küreselciler de, ifade özgürlüğü adı altında bunlara çanak ve alkış tutarak bizleri yok sayıyorlar. 

Kendi insanlarını bile sömüren batılı siyasetçilere bakın vicdan sahibi İspanyalı aktör Willy Toledo ne diyor: “Siz hiç gürültü çıkartmadan günde milyonlarca kişiyi öldürüyorsunuz, onların bu olaylar karşısında sessiz mi kalacağını düşündünüz. Pentagon ve NATO'nun bombalı saldırılarının Müslümanların ülkelerini bile yok edecek düzeye geldi. Bu olaylara karşı eleştirilerimi dile getireceğim, amacım sadece sizin de hafızanızı tazelemektir. Paris'teki saldırıyı lanetliyorum, şiddetle kıniyorum, ancak bu katliam ile herkesin başını önüne koyarak iyi düşünmesi gerektiğini düşünüyorum”.

Batı, bu iki yüzlü, bencil ve sömürgeci alışkanlıklarından ne zaman vazgeçecek? Mevcut hali, hırslı tutumu, aşağılayıcı ve ötekileştirici tavrından pek de böyle bir niyetinin olmadığı anlaşılıyor. Avrupa çapında medeni diye geçinen devletlerde cami ve öteki kültürlere tahammülün olmadığını, yabancı düşmanlığının sokaklara toplu protestolarla kitlesel bir hastalığa dönüştüğünü görüyoruz. Almanya, Yunanistan, Fransa, İsveç, gibi ülkelerde cami ve Müslümanlara yönelik saldırıların giderek artmaktadır.

Medeni geçinen Avrupa’da camiler hatta insanlar (genelde Türkler) yakılıyor. Milyonlarca Müslüman vatandaşa “öteki” muamelesi yapılıyor. PEGİDA adı altında ırkçı söylemli gruplar şehirlerin sokaklarına indirilerek korku terörü estiriliyor. İfade özgürlüğü adı altında sözde basın ve Charlie Hedbo gibi mizah dergileri vasıtasıyla Müslümanların dinlerine en iğrenç bir şekilde hakaret ediliyor. Bu ve buna benzer insanlık dışı olaylar ve büyük haksızlıkların meydana geldiği bu Avrupa ve batı medeniyetini reddediyorum. Böyle medeniyet olmaz olsun. Farklılığa ve kutsallara saygı duymayan, çok kültürlülüğe tahammül etmeyen, iki yüzlü davranan, aldatan ve yalan söyleyen “medeniyet”, insanlığın asıl düşmanıdır ve buna karşı bütün insanlığın topyekün mücadele etmesi gerektiğini düşünüyorum. İşte bu yüzden ben Charlie değilim. Ben Fransa’da Charlie Hebdo burolarını korumakla görevliyken öldürülen, ama görmezden gelinen Müslüman polis Ahmet’im, Gazze’de katledilen binlerce masumum, milyonlarca Müslümanım, ben mazlumum, ezilen insanım...

Türkiye Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in çarpıcı sözleriyle noktalayalım: 12 kişiye ağlayanlar, 12 milyonun ölümüne sessiz.

Millet gazetesi logo
© 2024 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr