“Benim Ayıbım Senin Ayıbını Döver” Misâli...
Çocukluk yaşlarında iken arkadaşlarımızla herhangi bir meselede anlaşamayıp kavgaya tutuştuğumuz zamanlar olmuştur. Üstün olduğumuzu ispat etmek için, bizden ya
Çocukluk yaşlarında iken arkadaşlarımızla herhangi bir meselede anlaşamayıp kavgaya tutuştuğumuz zamanlar olmuştur. Üstün olduğumuzu ispat etmek için, bizden yaşça daha büyük ağabeylerimizi zikrederek, halk diliyle, “benim abim senin abini döver’ dediğimiz zamanlar da olmuştur.
Konuyla alakalı bir hikâyeciği sizlere sunmak isterim. Şöyle ki:
“İçkiyi biraz fazla kaçırmış olan bir adam, yanına helâli olmayan bir kadını alarak zinâya kalkışır. Sarhoşluğun etkisiyle yanlışlıkla evi yerine cami’ye girer. Zinâyı cami içinde işlediğinin hiç farkında olmaz, sarhoş haliyle orada sızar kalır.
Sabah namazı için camiye imamdan önce gelen cemaattan bir vatandaş onu görür ve adama şöyle der ‘Tüh yazıklar olsun, gidecek başka yer bulamadın mı da bu kutsal mekânı pisletmeye girdin. Daha neler göreceğiz Ya Rabbi!...’ der ve ilk safa gidip istiğfar getirerek namazı beklemeye koyulur.
Nasıl bir günahı işlediğinin farkında olan (zani, sarhoş) adam, milletin önünde rezil olmamak gayesiyle kendisini haklı duruma getirmek için vatandaşa şunu söyler: ‘Seni gidi seni, hem namaz kılmaya camiye gelirsin hem de cami içinde tükürürsün, (halbûki vatandaş ona tükürmüştü) dışarı çıktığımızda diğer insanlara da söyleyeyim de gör o zaman bakalım cami içinde tükürmenin ne olduğunu!’
Hikâyemizde de olduğu gibi “Yaptığım günahlar için Yüce Allah’a nasıl hesap vereceğim!” düşüncesinin azaldığı hatta yok olduğu bu günün hayatında, hesap vereceğini unutan veya böyle yaşamakla dünyalık işlerine daha iyi gelen insanların etrafımızda çoğalmalarını görmek, bizi derinden üzmektedir. Sırf kendi ayıplarının meydana çıkmaması veya bu milletin önünde rezil olmaktan korkan, daha çok yalan uydurarak milletin gözünde vezir olmaya gayret eden insanlar, acaba bunu hiç düşünüyorlar mı? Bugün sadece kendi insanımızın önüne çıkıyoruz. Âhırette ise bizleri yaratan Allah’ın önüne çıkacağız. Rezil veya Vezir asıl orada olmak var.
Yapıp ettiklerimizi nefes aldığımız sürece iyi tartmalıyız. Kendi ayıplarımızı düzeltmemiz veya onları işlemekten vazgeçmemiz gerekirken, onları işlemeye devam etmek ve biriken ayıplarımızı örtmek için bir başkasının ayıbıymış gibi göstererek, kendi ayıplarımızı örtmeye kalkışmak ayıpların en büyüğüdür. Bu da yazı başlığımız olan “Benim Ayıbım Senin Ayıbını Döver” sonucunu çıkarır. Gerçi bu insanlar arsız olurlar. Atasözümüz der ki: “Arsızın yüzüne tükürmüşler, yağmur yağıyor sanmış”
Yüce Allah, ayıp işlemekten bütün insanları korusun. İşleyenleri de işlemeyenler tarafından en kısa zamanda görülür ve ibret olurlar inşallah...