Berlin Konferansının Perde Arkası

Osmanlı Rus harbi 19. yüzyılın 4. çeyreğinin başlarında yani 1877-1878 yılları arasında çetin bir şekilde geçen bir savaş olmuştur. Ayrıca 19. yüzyılın en mütem

Köşe Yazıları 18 Ekim 2015

Osmanlı Rus harbi 19. yüzyılın 4. çeyreğinin başlarında yani 1877-1878 yılları arasında çetin bir şekilde geçen bir savaş olmuştur. Ayrıca 19. yüzyılın en mütemadi olarak geçen savaşıdır. Zira Osmanlı İmparatorluğu'nun bu savaşın neticesinde balkanlardaki gücü sona ermiştir. Savaşın sonunda imzalanan Ayastefanos mütarekesi Rus Çarlığı için bir dönüm noktası olacakken Sultan II. Abdülhamid’in   dahiyane zekası ile engellenmiştir.

Bilhassa Sultan II. Abdülhamid balkanları  İstanbul'un anahtarı olarak gördüğü için İngiltere ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğunu devreye sokarak yeni bir anlaşma zemini hazırlamıştır. Hassaten Ayastefanos anlaşmasından sonra İngiltere İstanbul boğazına bir donanma yollayarak Rusya’ya ültimatom vermiştir. Bu hususta, Rusya yeni bir anlaşma arzulamadığı halde buna tolerans göstererek kabul etmek zorunda kalmıştır. Bunun sonucunda İngiltere, Fransa, Avusturya-Macaristan, Rusya, Almanya, İtalya ve Osmanlı İmparatorluğu'nun katılımıyla Berlin muahedesi (1878) yılında  imzalanmıştır. Berlin kongresinin en ilginç yanı ise Osmanlı Rus Harbi veyahut 93 harbine iştirak edip de galip gelen Rusya İmparatorluğu ve ona halaskar (kurtarıcı) gözüyle bakan milletlerin de kaybetmiş olmalarıdır. Ancak galip gelen taraf olarak Osmanlı İmparatorluğu nispeten başarılı olmuştur. Bilakis savaşa dahil olmayan diğer devletler ise kazanan taraf olmuşlardır.

Rusya İmparatorluğu savaşın galibi olmasına rağmen bizzat Rusya’nın 1000 yıllık hayali olan Akdeniz’e çıkma projesinin rafa kaldırılmasıyla ve büyük Bulgaristan devletinin kurulmaması sebebiyle Rusya savaşta en büyük darbeyi alan taraf olmuştur. Bu durum Rusya için esef verici olmuştur. Romanya Rusya’yla müşterek hareket etmesine rağmen Besarabya'yı kaybetmekle mükâfatlandırılmıştır. Sırbistan istiklaline kavuşmuş fakat Bosna Hersek’in kendisine taksim edileceğini düşünerek aldanmıştır. Hatta Sırbistan Bosna-Hersek’i elde edemeyerek ve Karadağ’ın da ayrı bir devlet olmasıyla aynen Rusya gibi Akdeniz'e kıyısı olmaktan aciz  kalmıştır. Karadağ da Sırbistan gibi Bosna Hersek’in kendisine verileceğini düşünerek aldanmıştır. Yunanistan ise güzel sözlerle kandırılarak Larissa’yı ancak 1881'de  Fransızların sayesinde düzenlenen İstanbul konferansında topraklarına katabilmiştir. Büyük bir hayal peşinde koşan Bulgaristan ise Berlin anlaşmasıyla söndüğünü görmüştür. Dobruca Romanya’ya, Niş ise Sırbistan’a peşkeş çekilmiş, güneyinde ise garip bir vilayet olan Doğu Rumeli vilayeti kurulmuştur. Velhasıl Bulgaristan ne bir bağımsız devlet olabilmiş ne de Akdeniz'e ulaşabilmiştir. Makedonya ise bütün  balkan devletlerinin paylaşmak istediği bir pasta haline dönüşmüştür. Ermeniler ise Rusya’ya yardım etmelerine rağmen hiçbir çıkar elde edememişlerdir. İngiltere ise Kıbrıs’ı almış gözünü Mısıra dikmiştir. Bunun akabinde Mısıra sahip olmuştur. Fransa da 1882 yılında Tunus’a hakim olmuştur. Avusturya-Macaristan Bosna Hersek’i zapt etmiş gözünü Selanik’e dikmiştir. Aslında her üç devlet de savaşmadıkları halde  kazanmışlardır. Çünkü İngiltere Kıbrıs’ı alarak hakim olmuş buna binaen en stratejik noktada bulunan Mısırı alarak Kızıl denizin, Hint okyanusunun ve Akdeniz'in amiri  olma vasfını elde ederek ticaret yollarını ele geçirmiştir. Diğer bir güç olan Fransa da Tunus’u işgal ederek batı Akdeniz’e hakim olmakla beraber kuzey ve orta Afrika’daki sömürgeleri üzerindeki nüfuzunu arttırmıştır. İtalya sömürgeci devlet olması için Libya’yı almasını kendisine bir ülkü edinmişti. Almanya ise konferansa ev sahipliği yapmakla birlikte Avusturya-Macaristan’ın ve Osmanlı İmparatorluğu'nun çıkarlarını gözetmiştir. Lakin kendi çıkarlarını gözetememiştir. Rus ve İngilizler Kotur yöresini Osmanlı İmparatorluğu'ndan koparıp İran’a teslim etmişlerdir. Bunun altında yatan neden ise İran ile Osmanlı devletinin arasını açıp iki devleti birbirine düşürerek her iki devleti de zayıflatarak topraklarını kendi aralarında taksim etme arzusundan kaynaklanmaktadır.

Osmanlı İmparatorluğu bu kongreden kazançlı çıkmıştır. Sultan II. Abdülhamid Han  Alman İmparatoru Bismarck’ı kullanarak Ayastefanos anlaşmasını iptal ettirmiş ve yerine Berlin anlaşmasının imzalanmasını sağlamıştır. Şu muhakkaktır ki Sultan II. Abdülhamid Han Balkanlar ve Selanik düştükten sonra sıranın İstanbul’a geleceğini iyi bilerek Bismarck aracılığıyla Avusturya-Macaristan’ı devreye sokarak hem Selanik’in düşmesini engellemiş hem de Rusya’nın Akdeniz’e ulaşma hedefini baltalamasında muvaffak olmuştur. Hatta yine Bismarck aracılığıyla Avusturya-Macaristan’ın önüne Sırbistan ve Makedonya’yı dikerek Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun Selanik’e ulaşmasını engellemiştir.

Berlin Kongresi kavimlerin alınıp satıldığı bir bezirganlar çarşısına dönmüştür. Balkan devletleri Rusya’nın oyununa geldiklerini fark etmişler ve Osmanlı İmparatorluğu'ndaki huzurlu günlerine geri dönememişlerdir. Sırbistan’da Karageorgeviç ve Obrenoviç aileleri arasında  iktidar kavgası görülmeye başlayarak, Bulgar komitacılarıyla Yunan palikaryaları birbirleriyle amansız bir savaşa sürüklenerek Makedonya, Sırbistan, Yunanistan ve Bulgaristan arasında paylaşılamayan bir bölge haline getirilerek, Gregoryen mezhebine mensup olan Ermenilere Rusya tarafından Ortodoksluk, Fransa tarafından Katoliklik ve İngiltere tarafından Protestanlık aşılanarak, Bosna Hersek ise adeta Sırpların, Hırvatların ve Boşnakların çatışma alanına dönüşerek, Kosova’da Arnavut ve Sırp milliyetçiliği şekillenerek, İran ise  Kotur yöresini kendisine teslim eden İngilizleri ve Rusları dost ve müttefik zannederek topraklarının Rusya ve İngiltere arasındaki paylaşılmasına seyirci kalarak Osmanlı Rus harbinde Rusya’yı desteklemelerinin ve Berlin konferansına bir pay koparmak amacıyla bilinçsizce iştirak etmelerinin bedelini çok ağır bir şekilde ödemek zorunda kalmışlardır.

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr