Bir Musibet Bin Nasihatten İyidir
İki hafta önce meydana gelen darbe girişiminden sonra yapılan umumi temizlik herkesin darbe girişimi konusunda “Bir musibet bin nasihatten iyidir” gibi sözler s
İki hafta önce meydana gelen darbe girişiminden sonra yapılan umumi temizlik herkesin darbe girişimi konusunda “Bir musibet bin nasihatten iyidir” gibi sözler sarfetmesine vesile oldu. Peki bu temizlik sadece Fethullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) gelecekteki olası tecavüzlerini mi önledi? Hayır, bu temizlik Türkiye Cumhuriyeti’nde siyasi ve içtimai bazı meselelerin de çözüme ulaşmasını sağlayacak.
--- -- ---
Özellikle Türkiye’de okuyan Batı Trakya’lı öğrenciler bilir, daha önce Türkiye’de okumuş olan büyükleri her zaman siyasetten uzak kalmalarını tavsiye eder. Türkiye’de insanlar siyasi partileri bugüne kadar takım tutar gibi destekliyordu. Kimisi solculuğu, kimisi sağcılığı hayat-memat meselesi haline getirerek Türkiye’de ciddi bir ayrışmaya sebebiyet getirmekteydi. Lakin hiçkimse Korkut Tuna’nın dediği gibi siyasetin Hak ve Batıl arasındaki kavgadan ibaret olduğunu anlayamamıştı.
Şimdi gelin bu ayrışmanın sebebini hep birlikte analiz edelim. İlk başta Osmanlı Devleti’nin Tanzimat Dönemi’ne geçişiyle bazı şeyler değişmeye başladı. Şöyle ki, tanzimatın gerekçesi modern yaşama ayak uydurmak zorunda olmak, aksi takdirde çok geride kalacağımızdı. Bu durum belli sınırlar içerisinde kabul edilebilir. Mesela, günümüzde insanlar 16-17 yaşlarında evlenmek yerine, 25-26 yaşlarında evlenmeyi tercih ediyor. Başka bir örnekte, Osmanlıca tanzimat dönemine kadar kaligrafik bir yazı stiliydi, ancak modernite bürokrasiyi beraberinde getirdiği için artık bundan vazgeçmek gerekiyordu.
Bunun gibi hususlar ne topluma, ne de medeniyete zarar verecek değildi. Ancak, bunun fırsat bilinmesi sonucu Osmanlı’yı parçalamak adına gelenek, örf ve adetlerden de vazgeçerek ciddi bir toplumsal ayrışmaya sebebiyet verilmişti. Daha sonra Prens Sabahattin’in Adem-i Merkeziyetçilik teorisi, buna müteakip Cumhuriyet döneminde modernleşmenin yine yanlış bir şekilde hayata geçirilmeye çalışılması da, ayrışmanın devamını getirdi.
Geçen gün vefat eden 100 yaşındaki şeyh’ül müverrihin Halil İnalcık’la yapılan bir röportajda kendisine Türkiye Cumhuriyeti’nin Osmanlı Devleti’nin devamı olup olmadığı sorulmuştu. Kendisi bu soru üzerine, ”İdari bakımdan değil, ancak içtimai bakımdan devamı olduğunu söyleyebiliriz” demişti. Maamafih, açıkça anlaşılmaktadır ki Türkiye’deki siyaset aşkının tek sebebi, modernitenin geleneğine bağlı olarak yaşayan halka bir aksesuar olarak takılması yerine, komple bir imaj değişikliği olarak aşılanmasıdır.
--- -- ---
Şimdi, yazımızın başında da belirttiğimiz gibi siyasi ve içtimai bazı meselelerin nasıl çözüme kavuşacağı konusuna gelelim. Bu FETÖ musibeti sayesinde Cumhuriyet’in kuruluşunda arzulanan milli iradeye sonunda kavuşulmuş oldu. FETÖ’nün bir oyunu olarak ilk başta bu zafere tiyatro algısı oluşturulmasına rağmen, daha sonra bütün Türk halkı bilinçli bir şekilde gerçeklerin farkına vardı. Bundan sonra siyasi rekabetler tabi ki olacak, fakat bu diğer ülkelerdekinden farklı olmayacak. Türk halkı artık beynelmilel mevzularda ve devletin çıkarı ön planda olduğu durumlarda CHP’linin AKP’liye, AKP’linin MHP’liye, MHP’linin CHP’liye muhalif olmasının netice getirmediğini çok iyi biliyor. Şimdi bir partiye muhalif olunacaksa, o parti HDP’den başkası değildir. Nitekim bunu Kürt halkı da artık çok iyi anladı ve zannımca olası bir seçim durumunda HDP’nin oyları %5’i geçemeyecek.
Türkiye’nin yıllardır geride kalmasına sebep olan şey dış güçlerin yanısıra kaleyi içten fethetme çabalarıydı. Artık herkes çok iyi anladı ki, toplumsal ayrışma içten fethe sebep olmaktadır. Son olarak, emin bir şekilde söylüyorum ki, 15 Temmuz 2016 tarihi Türkler için diriliş tarihidir!