Bir ötekileştirme kavramı olarak: Pomakochoria
Batı değiştirdi, dönüştürdü, kendini bilimin babası ilan etti, kendi tarihini kendisi yazdığı gibi başkasının tarihini de kendisi yazdı. Batı kendi tarihini yaz
Batı değiştirdi, dönüştürdü, kendini bilimin babası ilan etti, kendi tarihini kendisi yazdığı gibi başkasının tarihini de kendisi yazdı. Batı kendi tarihini yazarken salt tarih metodolojisi buna kafiydi. Ancak başkasının tarihini yazarken baktılar ki tarih yetersiz gelmekte, hatta bazı konularda başkalarını onlardan üstün göstermektedir.
Bunun için de sırf başkalarını araştırabilmek için antropoloji bilimini ortaya çıkarmışlardır. Antropoloji biliminin hiç eveleyip gevelemeden ötekiyi araştırdığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Tabi bunu bir doğu toplumu olarak daha masum konularda kullanabilmek de mümkün, ama bu bilim tabiatı itibariyle ötekiyi araştırmaktadır.
Peki, kim bu ötekiler? Bu ötekiler Batı dışındaki bütün toplumlardır, Afrika Kabileleri’nden tutun da Çin Medeniyeti’ne kadar. Fakat, burada bir sıkıntı vardı. Afrika Kabileleri gibi toplumlarla ilgili çalışmalar çok iyi ilerlerken, antropoloji Çin ve Türk Medeniyeti gibi dünya tarihinin başlangıcından bugüne var olmuş medeniyetleri araştırmaya yetersiz kalmıştır. Bu yüzden de tarihin yetersiz kalıp antropolojinin ortaya çıkması gibi, antropoloji yetersiz kaldığında da oryantalizm (şarkiyatçılık) bilimi ortaya çıkmıştır. Günümüzde oryantalizmin daha çok tarihe yakınlığı göze çarpsa da, bazı alanlarda antropolojiyle ciddi bir şekilde bir iş birliği içerisinde olduğu inancındayım.
Şöyle ki, Yunanistan’da azınlığın kahır ekseriyetinin Türk olarak kabul ettiği bir Pomak toplumu yaşamaktadır. Türkiye’de bu toplulukla ilgili yapılan çalışmalar daha çok siyasi üslupta olup bunun yanında az önce bahsi geçen antropolojinin iyi niyetli çalışmalar dahilindeyken, Yunanistan’da bizi son zamanlarda Yunan olduğumuz gerekçesiyle kucaklaşma sevdasına düşen akademisyenlerin yaptığı çalışmalar tamamen oryantalist-antropolojist metodlarla sürdürülmektedir.
Burada büyük bir çelişki yatmaktadır. Zira antropoloji, yazımızın başında da söylediğimiz gibi başkasını araştırır, Yunan akademisyenler bizleri onlardan biri olarak görüyorsa bu konuda tarihsel araştırmalar yapmaya başlamalıdır. Peki Türkiye kesiminde de antropolojik araştırmalar mevcut, bunlara ne demeli? Cevabı aslında çok basit. Az önce de dediğimiz gibi Türkiye’de iyi niyetli (Türk usulü) antropoloji, yani toplulukları ötekileştirmeyen antropoloji yapılmaktadır.
Yunan kesiminin antropolojisinin ötekileştirici olduğuna başka bir kanıt da Fransızların “deux poids, deux mesure” yani “iki ölçü, iki terazi” olarak adlandırdıkları ve Balkan tarihçiliğinin büyük sorunu olan yöntemin kullanılmasıdır. Bu yöntemde deliller dikkatli bir şekilde toplanıp sadece menfaat dahilinde işe yarayanlar alınır gerisi de çöpe atılır. Yani her iki ölçü de tek bir terazide değil de ikisi ayrı terazide kıyaslanılarak tamamen sübjektif sonuçlar çıkarılmaktadır.
Buna en iyi örnek Adamou Evangelia’nın İskeçe’deki Pomak ve Roman’ların Osmanlı döneminde dillerinin zaman içerisinde nasıl değişikliğe uğradığını gösterdiği makalede (Evangelia Adamou. Temporal uses of Definite Articles and Demonstratives in Pomak (Slavic, Greece). Lingua, Elsevier, 2011, 121 (5), pp.879-889. <10.1016/j.lingua.2010.12.001>. <halshs-00556520>) Romanların “Allahkabulele” kelimesini “teşekkür” anlamında kullandığını belirtmektedir. Burada sübjektif bir çalışma olduğu çok açık çünkü, Türkçe bilen herkes “Allahkabulele” diye bir kelimenin olmadığını bunun aslında “Allah kabul etsin/Allah kabul eyleye” şeklinde olduğunu bilir. Üstelik bunu Arapça bir kelime olarak tanıtan Adamou yetersiz delillerle cahilane bir şekilde çalıştığı toplumları ötekileştirdiği ortadadır.
Görüyoruz ki Pomak toplumu üzerinde yapılan antropolojik çalışmalar faciayla sonuçlanıyor. Bunun nedeni Pomak toplumunun antropolojiyle açıklanmaya müsait olmamasıdır. Halbuki bizim tarihsel olan Pomakların soyunun Kuman-Kıpçak ve Peçenekler’e dayandığı hipotezi doğru (tarihsel) metodolojiyle açıklanmaya çalışıldığında gerçekten de ortaya kaliteli sonuçlar çıkıyor.