Biz kul hakkı olayını yanlış anlamışız

Hepimizin malumu olan Kutsi bir hadiste Allah “Bana kul hakkıyla gelmeyin” demiştir. Bu hadis kültürümüze iyice yerleşmiş olup, günlük hayatımızda çok hassas bi

Köşe Yazıları 25 Ekim 2017
Biz kul hakkı olayını yanlış anlamışız

Hepimizin malumu olan Kutsi bir hadiste Allah “Bana kul hakkıyla gelmeyin” demiştir. Bu hadis kültürümüze iyice yerleşmiş olup, günlük hayatımızda çok hassas bir yeri vardır ve cennete girmenin iman etmekten sonraki en temel şartı olarak kabul edilmektedir, çünkü Kur’an’ın bir çok yerinde Tövbe kapısının açık olduğu söylenmiş ama az önceki hadiste ise affın bizatihi kulun kendisinden dilenilmesi gerektiğini anlamaktayız. Bu anlayış da İslam Medeniyeti’nin temelini oluşturmuştur, buna örnek olarak Osmanlı Devleti’nde “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışı vardı.

Ne var ki hepimizin aklında bir gün günahlarımızdan tövbe etme düşüncesi bulunduğundan kimse kul hakkının nasıl meydana geldiğini bilmiyor, herkes herhangi bir hak iddia etme hakkına sahip olduğunu düşünüyor. Halbuki, “Kalbinde zerre miktar kibir bulunan kimse asla cennete girmeyecektir!” diye bir hadis de mevcut ve biz ileride bir gün mutlaka tövbe edeceğimiz için kul hakkı sırasında bazen hak iddia ederken kibrimizle ediyoruz.

Şimdi burada büyük bir tutarsızlık var. Her iki hadisten de yola çıkacak olursak, kul hakkına sebep olan insan da cehenneme girecektir, kul hakkına maruz kalan da kibrinden dolayı girecektir. Peki umulduğu gibi bir gün tövbe ederse ne olur? Allah tövbesini kabul ederse şüphesiz cennete girer, ancak tövbesinin kabul olması kul hakkını da geçersiz kılacaktır.

Eee ne anladım ben bu kul hakkı sisteminden? Öncelikle insan, kul hakkından yararlanmak istediği zaman, kul hakkının mahiyetini düşünmeli. Kul hakkı öncelikle, insanlar arasındaki çatışmaları gidermek, adaleti sağlamak için vardır ve ben kibirli bir şekilde başkasının benim üzerimdeki hakkını helal etmezsem adalet nasıl sağlanacak? Adalet karşılıklı bir etkileşim sürecidir.

Peki nedir gerçek kul hakkı sistemi?  Gerçek kul hakkı sistemi, haksızlıklara karşı insana bilinçli bir vicdan kazandırır. Ama vicdanın karşısında bir kibir de olduğu için kendimizi affettirmemiz adına Allah bize her ihtimale karşı bir şans tanımıştır ve bunun adaletli bir şekilde meydana gelmesi için de affetme olayı bizzat hak sahibi tarafından olmaktadır. Mesela insanların birbirini kırmaması gerekir ki toplumsal düzen bozulmasın, ancak kırdığı takdirde de Allah’ın affetmesi veya affetmemesi toplumsal düzeni tekrar sağlamayacaktır, o yüzden bizzat kırılan kişinin affetmesi gerekir ve bu durumda kişi kibirlenip affetmemeye yeltenirse kul hakkına giren kadar kötü duruma düşmez mi? O yüzden kul hakkını affetmek hepimiz için bir görev olmalı. Allah bile affediyorken bizim affetmememiz psikolojik olarak tanrılaştığımızın göstergesidir.

Bir tutarsızlık daha var ki, o da kul hakkını affetmeyen bu dünyada hesap soramadığı için “Ben ahirette ona çok çektireceğim diyor”. Millet cennete girmek için çabalıyor, bu adam da sanıyor ki ahirette düşmanını tekme tokat dövüp rahatlayacak ve inanın ki bunu cennetten daha çok istiyor.

Son olarak bilmeliyiz ki, İslam’a dair yaptığımız işler adalet ölçüsünde olduğu takdirde İslam’a dairdir.

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr