BİZLERE TAHAMMÜL EDEMEYENLERE SEVGİ VE HOŞGÖRÜYÜ TAVSİYE EDERİZ

Azınlık olarak 90 yıldır hakkımız yendiği için hakkımızın peşindeyiz. Ancak haklı olduğumuz bu davada, haksız duruma düşürmekle karşı karşıyayız. Gazetemize açı

Köşe Yazıları 8 Kasım 2014
BİZLERE TAHAMMÜL EDEMEYENLERE SEVGİ VE HOŞGÖRÜYÜ TAVSİYE EDERİZ

Azınlık olarak 90 yıldır hakkımız yendiği için hakkımızın peşindeyiz. Ancak haklı olduğumuz bu davada, haksız duruma düşürmekle karşı karşıyayız. Gazetemize açılan kamu davaları böyle bir çabanın ürünüdür.

Azınlığın değerleri tartışma konusu yapılarak, bir yıpratma kampanyasıyla toplumumuzun kimlik bunalımına sürüklenmesi hedeflenmektedir. Şimdiye kadar yapılan çalışmalarla Azınlığın zihninin bulandırılması ve kimlik bunalımına düşürülmesi yönünde çalışmalarla istenen hedefe ulaşmaktan çok, Azınlık toplumunun huzurunun kaçırılması sağlanmıştır.

Batı Trakya’da milletin huzurunu kaçırtanlar belliyken, sanık sandalyesine çıkarılıp yargılananlar biz oluyoruz. Delil olmadan, bazı hayali iddialara dayanarak haksız bir şekilde ben ve çalışma arkadaşım Bilâl Budur yargılandık ve hapis cezalarına çarptırıldık.

Bizlere açılan kamu davalarının daha çok siyasi olduğunu sağduyulu bütün vatandaşlar ve özellikle Yunanlı hukukçular söylemektedir. Yazdıklarımızdan dolayı toplum içinde olaylar olduğu iddia ediliyor, fakat bu olayların hangi olaylar olduğu ve nerede meydana geldiği belirtilmiyor. Ayrıca mahkemede bu olaylar ispatlanamamıştır. Fakat buna rağmen bizler mahkûm ediliyoruz. Bunun nasıl bir yargı anlayışı olduğunu önümüzdeki süreçte hep birlikte göreceğiz. Biz her şeye rağmen, yine de ülkemizin yargı bağımsızlığına inanmak istiyoruz ve ümidimizi yitirmiyoruz.

Bu mahkemelerde nelere şahit olmadık ki. Bunlardan birisi, mahkeme hâkimlerinin dava esnasında şahitlere sürekli kökenlerinin ne olduğu sorulmasıydı. “Siz nesiniz?” sorusu ve özellikle bir dava esnasında insanların kimliğinin sorgulanması bence abesle iştigal ve açıkça bir saldırıdır. Böyle bir teşebbüse kimsenin hakkı yoktur. Kimlik kutsaldır ve ait olduğu insanları bağlar. Devlet bile olsa, hiç kimse bir kişinin veya toplumun kimliğini sorgulayamaz, yargılayamaz. Kimin ne olduğu kişinin veya toplumun kendi bileceği ve takdir edeceği bir husustur.

Yıllardır dikkat çekmeye çalıştığımız hususlardan biri, işte bu ülkede yapılagelen bu haksızlıktır. Bu haksızlığa, ülkemizde Azınlık olarak sürdürdüğümüz gündelik hayatın hemen hemen her kademesinde rastlamak mümkündür. Bir mağazada, bir bakkalda veya markette; bankada, valilikte ve son olarak da görüldüğü gibi bir mahkemede bile rastlamak mümkün olabilmektedir. Önceki yazılarımda geçen yıllarda İskeçe Polis Teşkilâtı tarafından ifadem alınırken de aynı tacizin yapıldığını sizlerle paylaşmıştım. Gazetede “Batı Trakya Türk Azınlığı” yazmaya devam edersem vatanseverlerin kafamı taşla kırabilecekleri “uyarısıyla” karşılaşmıştım.

Devlet baskılarının devam etmesi bunun bir hastalık olarak Yunan toplumunun geneline yayılmasına neden olmaktadır. Hastalığın en büyüğü, içinde yaşadığımız çoğunluk toplumu tarafından Azınlık toplumuna kimlik tayin edilmesi veya dayatılmasıdır. Çoğunluğun, “Siz nesiniz?” sorusuna Azınlığın, “Müslüman ve Türküz” diye cevap vermesi hoş karşılanmıyor ve bu tanımlama çoğunluk tarafından genelde reddedilerek toplumumuza başka kimlikler dayatılmaktadır. Bunlardan en çok rağbet edileni ise, Yunan-Pomak kimliğidir.

Bizler, toplumumuzun iradesini yansıtarak bu kimlik dayatmasına mukavemet gösterdiğimiz için “Toplumun huzurunu ve bölgenin barışını bozmak” iddiasıyla yargılandık ve cezalandırıldık.

Birilerince, toplum olarak kendimizi Türk olarak ifade etmemiz “çoğunluğu tahrik etmek” olarak değerlendirilmektedir. Bilinmelidir ki, bu, yanlış bir yorumdur ve kimliğimiz birilerini rahatsız ediyor diye Batı Trakya Türkleri olarak bundan vazgeçecek değiliz. Müslüman Türk kimliğine karşı alerjisi olanlar bizleri kimliğimizden vazgeçirmeye çalışacakları yerde, gidip tedavi olsunlar. Bunun tedavisi, sabır ve sevgidir. Farklı kültürlerden insanlarla birlikte yaşamayı veya farklılıklara tahammül etmeyi öğrenmektir.

Farklılıklara tahammülsüzlük toplumu tehdit eden tehlikeli bir hastalıktır. Bu durumda, hastalara bir an önce tedavi olmalarını salık verirken geçmiş olsun der, Allah’tan şifalar dileriz.

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr