Yangroup logo Yangroup logo
Hisarturizm Hisarturizm

Bu düzen fazla sürmez

Ne garip ve yaman bir dünya değil mi yaşadığımız? Cereyan eden çelişkili olaylara, düzenbazlıklara, manipülâsyonlara, iki yüzlülüklere, çifte standartlara, kayı

Köşe Yazıları 4 Nisan 2015
Bu düzen fazla sürmez

Ne garip ve yaman bir dünya değil mi yaşadığımız? Cereyan eden çelişkili olaylara, düzenbazlıklara, manipülâsyonlara, iki yüzlülüklere, çifte standartlara, kayırmalara ve insanı çileden çıkaran haksızlıklara bakınca, isyan edesi geliyor insanın...

Mesela şu İslam dünyasına, Arap Birliği’ne bakıyorum  ve hey Allah’ım sen sabır ver bana, diyorum kendi kendime.

Menfaat ve stratejik çıkar için bir araya gelen şu Arap Birliği’ne bak sen! İnsanlık, adalet ve din kardeşliği için bir türlü bir araya gelemeyen bu “Birlik”, politik çıkarlar için oluşturulan “ortak ordu” ile Yemen’e girip bölgenin istikrarını tehdit eden teröre karşı harekât başlattılar .

Girersiniz de, sormazlar mı size: Yıllardır işgal altında ezilen, öldürülen binlerce Müslüman kardeşiniz için neden aynı iradeyi ortaya koy(a)madınız?  Neden Filistin ve Gazze’ye girip İsrail terörünü de bertaraf etmek için çaba sarfetmediniz?

Oraya gir(e)mediğiniz gibi Suriye’ye, Irak’a da gir(e)mediniz. Giremezsiniz, çünkü iradeniz yok. İradeniz olsa, ama gücünüz yoksa sizleri de Irak’a benzetirler. Size bir yerlerden bir talimat gelirse, o zaman harekete geçersiniz. İradeniz ancak kendi halkalarınızı ezmeye, milli kaynaklarınızı sömürgeci küresel güçlere peşkeş çekmeye yeter. İpleriniz başakalarının elinde. Onlar ne derse ve kazara menfaatleriniz örtüşürse belki onların belirlediği ölçüde bir askeri harekât düzenleyebilirsiniz, o kadar...

Ne yazık ki, İslâm ülkelerinin kahır ekseriyetinin hali böyle. Kendi başına hareket edemeyecek kadar mandalaşmış, adı konmamış sömürgeler topluluğunu andırır olmuş. Aralarında tam bağımsız olan veya olmak için mücadele edenleri de yok değil tabi ki. Bu anlamda gayret eden, çabalayan, bocalayanlar da var, ama tam bağımsızlık yolunda mücadele eden ve İslâm Dünyası’ndan sesi gür çıkan bir tek Türkiye var.

Türkiye, uzun yıllar sömürge gibi yönetilmek için küresel senaryoların oyunlarına sahne olmuş, kardeş kavgalarıyla oyalanmıştır. Ancak son yıllarda gerçekleştirilen büyük atılımlarla milli irade şahlanmış ve tam bağımsızlık yolunda büyük adımlar atılmıştır. Darısı vatanımızın başına...

Evet, Türkiye belki henüz küresel güçlere kafa tutacak bir İslam ülkesi değildir, ama bölgesel bir güçtür ve İslam Dünyası’nın hamisi konumundadır. Bu asla bir üstünlük değidir. Tarihin yüklediği bir görevdir. Türkiye katettiği mesafelerle hızla yükselen bir değer haline gelmekte ve tarihi gerçeklerle çerçevelenmiş “mazlumların kucaklayıcısı”, “ümmetin hamisi” görevini yeniden yüklenmektedir. Bu, ona tarihin yüklediği bir misyondur. Türkler, tarihi süreç içerisinde barış olan İslam’a ve insanlığa hizmet  konusunda en büyük görevleri üstlenmiş ve büyük hizmetlerde bulunmuştur. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da geçen hafta dediği gibi, Batı Dünyası bu yüzden Müslümanları Türklerle özdeşleştirmiştir. Müslümanları Türk olarak algılamış ve adlandırmıştır. Bu halen de böyledir.

Türkiye’nin bir alternatifi yoktur ve olması da zor görünüyor. Hiçbir İslam ülkesi bu görevi üstlenebilecek ve yürütebilecek durumda değildir. Böyle bir görev, tarihi birikim, tecrübe ve donanım gerektiriyor, ki, bunların tümünü barındıran bir tek Türkiye bulunmaktadır.

Bazıları bu tespitlerime şiddetle itiraz edebilir, ama bu gerçeği değiştirmez. Ben, birçok insan gibi Türkiye’nin potansiyelini görüyorum. Türkiye, bu potansiyele sahip olduğunu, gerektiğinde iradesini ortaya  koyarak göstermektedir. Örneğin Kıbrıs Barış Harekâtı bu anlamda en bariz örneklerden biridir. Küresel mafyaya rağmen  -katledilen soydaşlarını koruma adına- bunu yaptığı için bedelini ağır ödedi ve ödüyor, ama bunu göze alarak yapıyor. Türkiye gerektiğinde Suriye’ye girerek operasyon yapıyor ve kendisine ait milli değerlerine sahip çıkıyor. Aynı şekilde bu ülkedeki zulümden kaçan yüz binlerce mazluma kucak açan Türkiye, misyonu gereği hiçbir ülkenin yapmadığını yaparak; İsrail’in devlet terörüne karşı tavır sergileyerek ve Gazze’ye sahip çıkarak insanlık görevini yerine getiriyor. Bunların bedelini de ödüyor, ama bu şekilde şuurlu milletin, sahipsiz ümmetin, mazlum insanların ve sağduyulu dünyanın desteğini kazanarak güçleniyor.

Bu böyle devam ettikçe, Türkiye ve onun gittiği yoldan giden ülkelerin işi daha zor ve çetin olacaktır, ancak sabır ve çalışmayla (u)mutlu geleceğin kapıları aralanacaktır.

İnsanlar, gerçek barış olan İslâm’la tanıştıkça ve bilimle buluştukça, bu sorumluluğunun farkına varacak ve bunun gereği olan 8 milyar insana barış getirmek için aklıyla, canıyla ve malıyla cihat edecektir. Türk-Yunan dostluğunu getirecek olan da işte ancak bu cihat olacaktır.

Bu iş böyle olmak zorundadır. Çünkü dünyamız için, insanlık için başka çıkar yol yok. Mevcut dünya düzeniyle bir yere varamadığımız ortada.  Bunun için Yunanistan’daki krize, AB ve ABD’deki çöküşe, Ortadoğu’da ve Ukrayna’daki kaosa bakmak yeterlidir. Güce ve sömürüye dayalı dünya düzenlerinin sonu hüsran olduğu bir kez daha görülmektedir.

Bize düşen, yeryüzünde hak ve adalet peşinde koşan ve zulme karşı duranları alkışlamak, elden geldiğince her çeşit vasıtayla desteklemektir. En azından duayı eksik etmemek lazım.

Hisarturizm
Millet gazetesi logo
© 2023 Millet
KÜNYE
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr