Derdimiz...
Derdimiz mükemmel insan olmak, akabinde mükemmel insanlığı inşa etmek. Tarih boyunca tek amacımız bu olmuştur. Pozitif bilim kurallarını kendine ayet edinen bat
Derdimiz mükemmel insan olmak, akabinde mükemmel insanlığı inşa etmek. Tarih boyunca tek amacımız bu olmuştur. Pozitif bilim kurallarını kendine ayet edinen batılı, farkında olmasa da güneş hep doğudan doğmuştur. Farkında olan için de ona göre güneşin doğması önemli değil karanlıkta gökdelenlerin ışıklarını yakabilmek önemli olmuştur.
Fakat, her gecenin ardından doğacak olan güneşin onun ışıklarını önemsiz hale getireceğinden haberi yoktur. Jack Goody’nin tarih hırsızlığı kitabındaki iddiası üzerine, Milet filozoflarından (M.Ö. 600 yılında yaşamış İlkçağ dönemindeki Yunan filozofları: Thales, Anaksimandros, Anaksimenes) çok daha önce Irak’ta çok zengin felsefe yaşanıyordu. Miletlerin büyük ihtimalle Irak’taki felsefeyle hiçbir derdi yoktu, hatta muhtemelen iki ekol birbirinden habersizdi. Olmaz demeyin, Daha 19-20. yüzyıllarda yaşayan Durkheim ve Weber gibi sosyolojinin kurucu babaları olarak adlandırılan isimlerin o dönemde birbirlerinden haberi yoktu. Haberi olmamalarına karşı günümüzde torunları birbirlerini kötülüyor.
Bütün filozoflara baktığımız zaman az veya çok hepsi mükemmel insan olmanın yollarını aramıştır, tabi mükemmellikten kasıt iyi insan olmak, erdemli-güzel ahlak sahibi insan olmaktır. Bunu Irak’ta adını bilmediğimiz filozoflar da yapmıştır, İlkçağ’da Sokrates, Platon da yapmıştır, Ortaçağ’da Aziz Agustinus, İbn Rüşd de yapmıştır, Yeniçağ’da Nietzche de yapmıştır. İşin özü, hem Doğu’nun mikrop gördüğü hem de Batı’nın, böcek gördüğü filozoflar aynı şeyi aramıştır.
İmparatorluklar çağında İslam devletlerinin de bu bağlamda tek emeli insanı mükemmel hale getirmektir. O dönem bir bölgenin fetih yoluyla elde edilmesi ne fetheden tarafın, ne de fethedilen tarafın yanlış gördüğü bir şey değildi. O dönem yenilgiye uğrayan tarafın yaptığı ilk şey galibi barbar ilan etmek değil ona karşı müdahalede bulunmaktı. Gerçekten de o dönem galibi barbar ilan etmek ezikliğin göstergesiydi, çünkü geçen haftaki yazımızda da belirttiğimiz gibi bunun sebebi o dönem galip tarafın değil mağlup tarafın kötü gözle görülmesidir. Günümüzde çok yanlış olduğuna dair kanı getireceğimiz bir şey olsa da, gelecekte bugün yaşadıklarımızın yanlış görülmemesi garanti altında değildir.
Daha sonra ise İslam’da fethin mükemmel insalık getirme üzerine olduğunu anlamayıp da bunu yenilgiden ibaret görenler bir araya geldi, bir zamanlar onların en büyük silahı olan fetih yöntemini sadece Türklerin barbarlığı olduğunu ilan etti. İslam dünyada tek bir zihniyeti hakim kılmaya çalışırken onlar git gide dünyayı doğu ve batı diye kutuplara ayırdı.
Asırlardır mükemmel davranışları arayan ilmi de bu sefer doğuyu iyice kenara itmek üzere dönüştürdü ve bunları antropoloji, oryantalizm diye adlandırdı. Onların zihniyetine göre antropoloji imkan yoksunluğundan dolayı değil, düşük zeka seviyesinden dolayı gelişememiş ilkel toplulukları inceleyecek, oryantalizm de gelişmiş ama Batı’nın seviyesine ulaşamamış büyük toplumları inceleyecekti, çünkü onlara göre Batı en mükemmel, en gelişmiş medeniyettir ve onlara ulaşmak mümkün değildi.
Sonra, bir zamanlar dünyaya hükmetmiş, barışı getirmiş medeniyetin temsilcisi olarak bizler Batı’nın uydurduğu bu safsatalara inandık, biz de onlar gibi olmak istedik. Çünkü muasır düzeye ulaşmanın tek yolu batılılaşmaktı. Yüz sene süren bu uğraşlar sonucunda batılılaştığımızı söyleyemem, aslında batılılaşabilirdik de ama batılılaşarak elde edeceğimiz tek şey bizim dışımızdakini ötekileştirmek olacaktı. Dolayısıyla asırlardır süren birleştirici zihniyetimizi ayırıcı zihniyete dönüştürmek olacaktı.
Batı günümüzde bu ayırıcı ve akabinde kendisini aşırı sağcılığa götüren politikalarının sonuna gelmiş gözüküyor. Bundan sonra karanlık gecenin sabahına doğru ilerlerken bizim yapmamız gereken tek şey, bütün dünyayı dergahımıza davet etmektir. Mevlana’nın “Tövbeni bin kez bozmuş olsan da yine gel” demesi üzerine “Bu kadar da olmaz, kafirler buraya gelemez” diyen adama “Sen de gel” şeklinde yanıt verdiği gibi herkesi dergahımıza davet etmeliyiz.