Devrimler ve Aktörler
Bir devrim ki... dünyayı değiştirdi. İnsanı belki makineleştirdi. Kimisine göre medenileştirendi. Ama dünya toplumunu sosyal ve ekonomik açıdan çok derinden etk
Bir devrim ki... dünyayı değiştirdi. İnsanı belki makineleştirdi. Kimisine göre medenileştirendi. Ama dünya toplumunu sosyal ve ekonomik açıdan çok derinden etkiledi. Bizi günümüz teknolojisine, içinde bulunduğumuz sosyal ve ekonomik yapıya ulaştıran devrim... Sanayi devriminden bahsediyorum.
17. yüzyılla beraber aydınlanma sürecine giren Avrupa kapitalizm ve sekülerizme dayalı rasyonalizm akımlarını benimsedi ve kısa zamanda sosyal, ekonomik, teknolojik ve felsefi alanlarda ilerleme kaydetti.
Özellikle tarımdaki gelişmeler sektörel bazda iş gücü ihtiyacını azaltarak burada istihdam edilen insanların şehirlere göç etmelerine neden oldu. Sömürgeci Avrupalı devletlerin oluşturduğu kolonilerin ihtiva ettikleri zengin yeraltı kaynakları bu devletlerin ihtiyacı olduğu sermayeyi temin ettiler. 1789 Fransız devriminin de getirdiği yenilikler siyasi olarak sanayi devrimine zemin hazırladı.
Endüstri devrimi diye de anılan devrim, o devirde dünyanın finans merkezi ve aynı zamanda en büyük sömürge imparatorluğu olan İngiltere'de başlayıp önce batı Avrupa'ya ve ABD'ye sonra da Japonya'ya sıçradı. Sanayi devriminin İngiltere'de gerçekleşmesinin en önemli etkenlerinden bir diğeri de anayasal olarak destekleniyor olmasıydı.
Devrimin önemli getirilerinden olan sosyalizm ileride kurulacak olan SSCB'in ve komunizmin temelini oluşturdu. Bunun yanı sıra yeni sosyal sınıfların oluşması da bu sürecin bir diğer getirisi oldu.
Sanayi devrimi ile birlikte endüstriyel üretime geçen Batı Avrupa ciddi anlamda bir ham madde ihtiyacı duymaya başladı. Bu ihtiyacı da son gelişmelerden uzak kalan devletler karşıladı. Bu devletlerin başında Osmanlı devleti geliyordu. Hatta bu maddeler ege limanlarından taşındığı için İzmir bu dönemde gelişti. Gerek ticari yollarla gerekse de sömürgeleriyle ham madde ihtiyacını karşılayan Batı ciddi ilerlemeler kaydetti.
Tabii bu teknolojik gelişmeler ve devletler arasındaki siyasi ve ekonomik güç ve elde etme arzusu Avrupa'yı birbirinin tamamlayıcısı olan iki cihan harbine sürükledi. İkinci Dünya savaşının devamında yine ciddi bir iş gücüne ihtiyaç duyan Batı bu sefer göç almak zorunda kaldı. Özellikle batı Avrupa ülkelerinde göçmen bir işçi sınıfı oluştu.
Misal...Bu gün Almanya'nın ekonomisinin hala daha büyüyor olmasının en önemli sebebi göçmen işçiler. Yunanistan, Bulgaristan, İspanya gibi göç veren devletler kendi ekonomilerini büyütemezken Almanya'ya temin ettikleri iş gücü ile Almanya ekonomisini büyütebiliyorlar. Ne kadar garip değil mi?
Son yıllarda kapitalizmin büyüsüne kapılan Batı artık ucuz iş gücünü beklemek yerine ayağına gider oldu. Kullandığımız bütün teknolojik aletlerin Çin Halk Cumhuriyeti'nde üretiliyor olması gibi. Burjuvazi sınıfına ait olan batı hiç çalışmadığı halde proletarya sınıfına ait olan bizleri ne güzel yönetiyor!
Öyle veya böyle dünyanın yönetimi insanlık tarihine derin izler bırakan bu devrimin aktörlerinin elinde.