Doğru okunmak için “OKU!”mak lazım
İslâm’la alâkası olmayan IŞİD eşkıya topluluğunun işlediği vahşetler dünya gündemini işgal etmeye devam ediyor. IŞİD başta olmak üzere bunlara benzer birçok eşk
İslâm’la alâkası olmayan IŞİD eşkıya topluluğunun işlediği vahşetler dünya gündemini işgal etmeye devam ediyor. IŞİD başta olmak üzere bunlara benzer birçok eşkıya topluluğunun Suriye, Irak, ve Afrika’da masum insanlara kıyarak işledikleri vahşet, insan hafsalalarını zorlamaktadır. Bunu fırsat bilen emperyalist, sömürgeci ve İslam karşıtı odaklar da bütün Müslümanlara “terörist” damgasını vurarak gece gündüz yaygara koparıyorlar.
Yunan basınını takip ediyorum ve bazı yazarların Ortadoğu’daki gelişmeleri bahane ederek Yunan kamuoyunu “İslam tehlikesi”ne karşı uyardıklarını görüyorum. Yazarlar, “Eğer önlem almazsak, ülke olarak içimizde barındırdığımız Müslüman nüfus bizleri IŞİD gibi tehdit etmeye başlayacak!” türünden uyarılarda bulunuyorlar. Sonunda “Batı Trakya’daki Müslümanlara azınlık hakları tanırsak ülke olarak İslâm terörünü kendi elimizle güçlendirmiş oluruz!” önermelerini sık sık tekrarlamaya başladılar. Bir süre sonra da, Batı Trakya’daki Azınlık liste başı olarak “potansiyel terörist” ilân edilecek ve hayatımız hepten karartılacaktır. Umut edelim ki böyle olmasın, ama gidişat hiç de iyi değil.
Peki, biz seyreden pasif Müslümanlar ne yapıyoruz? Ne zamana kadar bu perişanlık içerisinde yok oluşumuzu izlemeye devam edeceğiz? Artık uyanmanın zamanı gelmedi mi? Adı barış olan İslâm’ın güzel yüzüyle tanışmak ve dünyayı tanıştırmak için ne yapıyoruz? İçinde boğulduğumuz gaflet ve delaletten sıyrılmak için ne tür çabalar içerisindeyiz? Birbirimizi dürterek, gerekirse döverek uyarmamız gerektiğini ne zaman anlayacağız?
Üzerimize atılmak istenen ölü toprağını silkmek, vurulmak istenen “terörist” damgası ve daha nice iftiralara karşılık vermek için, kendimizi en iyi şekilde yetiştirmek ve durmadan, yılmadan, yorulmadan mücadele etmek zorundayız.
İşin kolayı da var tabii. Müslümanlık neme lâzım, diyerek günümüzü gün etmek de bir seçenektir! Rahatımızı bozmanın, kurulu düzeni rahatsız ederek hedef haline gelmenin ne gereği var! Zamanla çoğunluğa karışarak bütünleşir rahatça yaşamımızı sürdürmeye devam ederiz(!).
Müslümanlar olarak İslam ümmetinin bir parçası olduğumuz bilincine vararak üzerimize düşen sorumluluğun gereğini yapmakla mükellef olduğumuzu hatırlatmak isterim. Bugün Müslüman Türkler olarak hepimiz bu memlekette “öteki”leştiriliyoruz. Sahip olduğumuz kimliğimizin değerlerini bilinçli bir şeklide yaşatma kararlılığını ortaya koyduğumuz sürece, bu anlamda baskılar da artacaktır. Bir önceki hükümetin Azınlığa rağmen çıkarttığı yasalar (240 Kur’an Öğreticisi, Eğitim Yasası, Vakıflar Yasası vs.) ve yaptığı baskılar, bunun en büyük göstergesidir. Biz kimliğimizde ısrar edip direndikçe, karanlık güç odakları da bizleri ötekileştirerek hedef haline getirmeye ve baskıları artırmaya devam edecektir.
Onun için her şeyden önce imanımıza sahip çıkmalıyız. İnancımızı Kur’an’la, cesaretimizi ve öz güvenimizi ise bilimle; okuyarak ve örgütlenerek başarabiliriz ancak. Bunun başka bir yolu yok. Manevi değerlerimize sahip çıkmak için inancımıza, milli değerlerimize sahip çıkmak istiyorsak tarihimizi okumak ve okutmak zorundayız. Bunu en güzel bir şekilde yapmak için de en gelişmiş teknolojik araçları bilmek ve kullanmak zorundayız.
Boş işlerle uğraşmayı bırakıp, biraz da kendimizi geliştirmek için zaman ayırmalıyız. Gazete, dergi, kitap ve yararlı internet sitelerindeki bilgilerden faydalanmalıyız. Yani okumalıyız, okumalıyız ve sonra yine okumalıyız. Ardından öğrendiklerimizi yakınlarımızla paylaşarak faydalı bilgiyi yaymalı ve toplumumuzu yeniden inşa etmeliyiz.
Her şeyin başı “OKU!”maktır. Bu sebepledir ki, dinimizin ilk emri “OKU!”dur. Yüce Allah şöyle der: “De ki, hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Bilen elbette kıymetlidir.” [Zümer 9].
Bazı güç odaklarının bizleri ötekileştirmesini istemiyorsak, dünyanın bizleri doğru bir şekilde okumasını istiyorsak, mutlaka “oku”malı ve okuduklarımızı çalışarak hayata geçirmeliyiz. Aksi taktirde helâkımız kaçınılmazdır.
Herkese iyi “oku”malar diliyorum!