Yangroup logo Yangroup logo
Hisarturizm Hisarturizm

Doğrular, Yalancılardan Daha Cesur Olmalıdır

Ülkemizde bazı çevrelerin inatla ve ısrarla yalanlar üzerine kurulu azınlık aleyhtarı bir yolu izlemelerinin gerçek sebeplerini anlamakta güçlük çekiyoruz. Olsa

Köşe Yazıları 23 Temmuz 2015
Doğrular, Yalancılardan Daha Cesur Olmalıdır

Ülkemizde bazı çevrelerin inatla ve ısrarla yalanlar üzerine kurulu azınlık aleyhtarı bir yolu izlemelerinin gerçek sebeplerini anlamakta güçlük çekiyoruz. Olsa olsa tarih boyunca kendi ürettikleri pisliklerini yolsuzluklarını, hukuksuzluk, adaletsizlik ve çürümüşlüklerini örtbas edebilmek için böyle bir yola başvurabiliyorlar. Meydana getirilen bu kaosun içinde “hukuk-adalet” yok mu oldu, “doğrular” tamamen kayıp mı oldu, diye beşer olarak endişeye kapılmadan edemiyoruz.

Bu durumlarda en büyük tesellimiz ve bizleri dimdik ayakta tutan temel inancımız, yalanın zulmün ve adaletsizliğin gelip geçici olduğudur. Dünya tarihinde bugüne kadar hiçbir memleket yalan ve zulüm ile ebedi olarak payidar olamamıştır. Doğru ve adalet hakikatte var oldukları için hiçbir zaman tamamen kaybolmazlar. Yalan ve haksızlık hedef aldığı toplumun üstüne bir müddet sis bulutları gibi çöker, belirli bir süre belki etkili olur gibi görünür, ancak bilahare sis bulutları, yani yalan ve zulüm dağılıp yok olunca, doğrular ve adalet yine gerçek yerini bulur. Yalanı hakikat, hakikati yalan vaftiz ederek bir başarı elde etmek imkansızdır. Bugüne kadar hiçbir yalan hakikati yok etme gücüne sahip olamamıştır. Yahudi ve Hristiyan din tahrifçilerinin 2000 küsur yıldan beri dinlerine soktukları Allah, Peygamberler, yaratılış ve ahiret ile ilgili yalanlar, gerçeği hiçbir zaman değiştiremediği gibi tarihçilerinin ve toplum bilimcilerinin bilim ve tarihe soktukları yalanlar da gerçekleri değiştiremeyecektir.

Bunun için zaman zaman üstümüze çöken yalan ve haksızlık bulutları bizi fazla ürkütmemeli ve ümitsizliğe sürüklememelidir. Şüphesiz yalanlar doğru gibi göründükleri ve haksızlıklar toplumları ezdiği müddetçe tesirleri vardır. İnsanı tereddütlere ve sıkıntılara sürükleyebiliyor. Ancak bu durum fazla sürmez. Özellikle yalanlarla ve haksızlıklarla mücadele eden erler var oldukça, sayıları ve samimiyetleri oranında bu süre kısalır. Gerçek olmayan her şey gibi yalanın ve haksızlığın da ömrü kısalır. Gerçek olmadıkları için de bunların üzerinde sağlam bir bina kurulamaz. Yalandan bir temelin üzerine bina kurulamayacağı gibi gerçekler de yalanın üstüne oturtulamaz. Çünkü yalan, aslında yoktur ki üzerine oturmak veya ona dayanmak mümkün olsun. İmkansızı başarabileceklerine inananların akıllarından ve ruhi dengelerinden ciddi manada endişe edilir. Bu sebeple yalan, akıllı insanlardan oluşan toplumların hakikaten sağlam bir şeyler yapmak isteyen toplumların kullanacağı malzemelerden değildir. Akıllı insanlar yalanın yalan olduğunu bilir ve yine akıllı oldukları için onun üzerine herhangi bir şey kurmaya kalkışmazlar.

Zaten dikkat edilirse aklı zayıf olan veya kendini güçsüz hisseden insanların, yalandan medet umdukları görülür. Yalancılar ekseriya ya cahildirler, ya da akılsızdırlar. Dikkat edilirse çocuklar cahil oldukları için bir müddet yalan söylemeye heves ederler. Fakat gerçek dünyasını öğrenmeye başladıktan sonra yavaş yavaş bu hevesten vazgeçerler. Hele akılları başlarına geldikçe yalan kullanmamanın kullanmaktan daha iyi olduğunu fark ederler. Yaşları ilerlediği halde eğer hala yalan söylüyorlarsa onların akılsız, daha doğrusu biraz aptal olduklarına hükmedilebilir. Ama kendilerini akıllı zanneden aptallardan…

Bilinen bir gerçektir ki insanın kendini akıllı, çok akıllı, herkesten akıllı zannetmesi bir nevi aptallıktır. Onun için yalan söyleyenler kendilerini çok akıllı zannetmektedirler.

Hâlbuki sahiden akıllı olsalar, hiç yalan söylerler miydi? Akıllı olsalar yalan üzerine bina kurmaya hiç kalkışırlar mıydı? Çünkü bilirlerdi ki bu gerçek dünyasına bir yalanı oturtmak her babayiğidin başarabileceği bir iş değildir. Ne kadar tertipleseler, ne kadar zor kullansalar, ne kadar süsleyip püsleseler bir taraftan yine mutlaka sırıtacaktır. O süslü yalanların arkasında duran gerçekler çok geçmeden görünecek ve kısa bir zaman doğru gibi görünen yalanın yalan olduğu anlaşılacaktır. Tıpkı zifiri karanlıklardan sonra şafağın sökmesiyle her şey nasıl ayan beyan oluyorsa, aynı şekilde gerçekler karşısında yalanlar da buz gibi eriyip yok olacaktır.

Akıllı insanlar sağlama giden insanlar oldukları için yalan söylemez. Yalancı ise çürüğe gider ve yalanla beraber çürür yok olur. Onun için yalan söyledikleri meydana çıkmış insanların ve toplumların itibarları da yok olur. Bu zihniyette olanlar uydurdukları yalanların hızla yayılacağından ve gerçeklerin kaybolacağından emin oldukları için kendilerine karşı böyle bir hileye başvurabiliyor. Ancak elde ettikleri sonuç hüsrandan başka bir şey değildir. Onun için yalanın hızla yayılmasından, gerçeklerin kaybolmasından endişe eden insanlar üzülmesinler. Ümitsizliğe kapılmasınlar. Yalanlar doğru gibi göründükleri müddetçe tehlikelidir. Ama uzun zaman doğru gibi görünmeleri de imkânsızdır. Doğrular ve gerçekler onları kısa zamanda siler süpürür ve ortadan kaldırır.

Burada yalandan rahatsız olanlar ve yalanın zararlarından korunmak isteyenlere çok büyük görevler düşüyor. Yalancıların ilki yüzlülerin maskelerini düşürmek, onları deşifre etmek ömürlerini kısaltır ve onları etkisiz hale getirir. Yalancılarda, ikiyüzlülerde ve işbirlikçilerde var olan cüretin karşısında bu vasıfları kendilerine yakıştıramayan ve rahatsız olanlarda kat kat daha fazla cesaret ve kuvvet olması gerekmez mi?

Hisarturizm
Millet gazetesi logo
© 2023 Millet
KÜNYE
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr