Ekonomiyi Devrim
Yunanistan 19. yüzyılda Osmanlı Devletinden bağımsızlığını ilan ettiği günden beri ictimai, siyasi ve iktisadi mes'elelerde kayda değer bir başarı gösteremedi.
Yunanistan 19. yüzyılda Osmanlı Devletinden bağımsızlığını ilan ettiği günden beri ictimai, siyasi ve iktisadi mes'elelerde kayda değer bir başarı gösteremedi. 1830 yılında başbakan İoannis Kapodistrias'ın suikastı sonrası ülke Avrupanın baronları tarafından tayin edilen kral Otto tarafından yönetilmeye başlandı. Kral Otto'nun iktidarı süresince Yunanistan olumlu yönde bir gelişme kaydetmedi. O yıllarda, bu gün de sıkıntısını çektiğimiz borç prangaları devletin ayağına vurulmuştu. İşte Yunanistan'ın borçla imtihanı bundan tam 185 sene önce başlamıştı.
Dönemin idarecileri, İngiltere ve Fransa'dan alınan bu borçları kibrit üretimini kamulaştırıp sattıkları kibritlere yükledikleri özel ve yüksek vergi ile ödemeyi düşündüler. Bu tasarıyı da uygulama safhasına koydular. Sizce de ilgi çekici bir vak'a değil mi?
Gelelim 2015'e... Bu gün içinde bulunduğumuz durum tarihte yapılanın senkronizasyonu sadece.
Yunanistan'ın borcu 320 milyar euroya dayandı. Bahsedilen rakam GSYH'ın 5 kadardır. Bu, Yunanistan'ın üretip iç ve dış piyasalara sunduğu hizmet ve ürünlerin 1.75 katı değerinde bir borç demektir.
Peki bu noktaya nasıl ulaşıldı? Yine biraz eskiye gitmek gerek. Malum olduğu üzere Yunanistan Avrupa Ekonomik Topluluğu'na yani bu günkü ismi ile AB'ye 1981 yılında kabul edildi. O dönemde soğuk savaş nedeni ile dünya kutuplara ayrılmış ve Balkanlarda SSCB yanlısı olmayan tek devlet Yunanistan kalmıştı. Bu tek devleti bir üs olarak kullanmak isteyen Batı, Yunanistan'ı 10. üye olarak birliğe kabul etti.
1981 sonrası çeşitli Avrupa ülkelerinin Yunanistan'a yaptıkları sübvansiyonlar ülkenin sanayisini ve üretim odaklı çalışan bütün sektörleri sekteye uğrattı. Bu durum ülkeyi önüne geçilmez bir tüketim içine sürükledi. Öyle ki 2008 yılında yaşanan küresel ekonomik krizde Türkiye 40 milyar dolar cari açık verirken Türkiye ekonomisinden 3 kat daha küçük bir ekonomiye sahip olan Yunanistan ise 52 milyar dolar bütçe açığı verdi.
Yunanistan'ı iflasın eşiğine getiren diğer bir faktör ise gereğinden fazla sayıda kişinin kamusal alanlarda istihdam edilmesiydi. Ülkenin karmaşık bürokrasisi de işleri yokuşa süren bir diğer unsur oldu. Yapılan yolsuzlukların sözünü bile etmek istemiyorum.
Beni hayrete düşüren asıl mesele ise devleti yönetenlerin, Yunanistan'ın şu an içinde bulunduğu durumu öngörememeleridir. Ülke ekonomisinin kötüye gittiğini anlamak için müneccim olmaya gerek yok. Mantıklı düşünen herkes bu durumu idrak edebilirdi. Fakat kimse bunun idrakine varamadı. Tabir caizse herkes uyudu veya uyutuldu. Sizce bu duruma düşmemiz tesadüf müdür, ne dersiniz?
Yunanistan, yeraltı kaynakları ve jeopolitik konumu itibariyle Avrupa için büyük bir ehemmiyet arzetmekte. Bu yüzden ülke bilinçli olarak bu duruma düşürüldü. Amaç bir şekilde ülkenin üretim dinamiğini sıfırlayıp hali hazırda var olan yeraltı kaynaklarını aparmak. Bu şekilde milli ekonomi AB devletlerine bağımlı hale gelecek ve ülke yine aynı güçler tarafından yönlendirilecek.
Umarım Yunanistan'ın şu anki durumu hakkında aklımızda bir portre oluşmuştur. Anlaşılacağı üzere ülkenin ekonomik bağımsızlık savaşı hiç kolay olmayacak. Hükümetin de bu amansız rakiplerle nasıl mücadele edeceği de bir muamma.