B-Health
B-Health

FETÖ’yu savunanların sonu hüsrandır

İnsan hakları ve demokrasi söylemlerini istismar eden ve kendi çıkarları söz konusu olduğunda her türlü insani hak ve değeri ayaklar altına alan Batı, adı üstün

Köşe Yazıları 25 Ağustos 2016
FETÖ’yu savunanların sonu hüsrandır

İnsan hakları ve demokrasi söylemlerini istismar eden ve kendi çıkarları söz konusu olduğunda her türlü insani hak ve değeri ayaklar altına alan Batı, adı üstünde batıyor. ABD ve AB’nin son yıllarda izlediği insanlık dışı politikalar ve sebep olduğu katliamlar dünyamızı tam bir kaosa doğru sürüklemektedir. Petrol zengini Libya ve Suriye’deki savaşlar bunun en bariz göstergesidir.

İnsan hakları ve demokrasi havariliği ile petrol zengini Arap ülkelerini diktatörlük ve terörizm yaftasıyla ablukaya alarak, gerektiğinde DAEŞ ve PKK/YPG gibi maşaları da devereye sokarak İslam Dünyası’na “medeniyet götürme” bahanesiyle bomba yağdıran ABD ve AB milyonlarca masumun ölümüne neden olmuştur.

15 Temmuzda anavatan Türkiye’de meydana gelen darbe de anlaşıldı ki, sözde demokrat ABD ve  Batılı müttefiklerinin bir işgal hareketiydi. ABD ve AB’nin darbe karşısındaki tavırları bunun en büyük göstergesi oldu. ABD, FETÖ’yü Pensylvanya’da barındırmaya devam ederken hala daha Türkiye’den bu konuda kanıt bekliyor ve çeşitli bahanerle FETO’nun iadesinin önünü tıkamaya çalışıyor.

Açıkça görüldü ki, ABD ve AB yönetimleri, sözde müttefikleri Türkiye’de meydana gelen darbe karşısında müttefikiliğe uygun bir tavır sergilememiştir. Darbeyi anında kınamak ve seçilmiş meşru hükümete destek vermek yerine darbenin başarısız olmasını beklemiştir. Daha sonra da darbe karşısında Türkiye’ye gereken desteği vermemiştir. Ancak cılız ve göstermelik açıklamarla daha çok darbecilerin mağdur edilmemesi konusunda uyarılarda bulunmuştur. Onların medyasının tutumu ise çok daha acımasız olmuş ve darbenin Erdoğan’ı güçlendirmek için bir tiyatro olduğu propagandasını yapmıştır. Bu yayımlarda FETÖ mağdur, Türkiye ise “cadı avına” çıkmış bir “zalim” gibi yansıtılmıştır.

Ne yazık ki, ABD ve AB’nin tam anlamıyla bir kuklası haline gelen ülkemiz de medyası ile birlikte insan hakları ve demokrasi konusunda sınıfta kalmıştır. Yunanistan da, güdümünde olduğu ABD ve AB’nin sergilediği tavrı sergilemiş ve halen de sergilemeye devam etmektedir. Yunanistan’ın özellikle 8 darbeci teröristin iadesi konusunda izlediği politikanın, ABD’nin, Gülen’in iadesi konusunda sergilediği tavırla neredeyse örtüştüğü görülmektedir. Her ikisi de teröristlerin iadesi konusunda çeşitli hukuki prosedür bahaneleriyle Türkiye’yi oyalamakta ve iadelerini ertelemektedir.

Oysa Cumhurbaşkanı Erdoğan meseleyi gayet net bir şekilde açıklığa kavuşturdu. Uluslararası anlaşmalar ve özellikle BM’in suçluların iadesi konusundaki hükmü gereğince bir ülkede suçu sabit olmuş kişilerin, bulundukları ülkelerden resmen istenmesi durumunda, o ülkeler bunu hemen iade etmeleri gerekir. Türkiye, gerek ABD’ye ve gerekse Yunanistan’a bu anlamda resmi talepleri iletmiş bulunmaktadır. Ama her iki ülke de halen bu konuda adım etmiş değiller. ABD, Türkiye’nin ısrarlı tutumu karşısında sıkışmış durumda ve giderek daha esnek bir tavır sergileme sürecine girmiş görünüyor. Başbakan Yıldırım, Gülen’in iade süreci başladı, demesinden bunu anlıyoruz. Anlaşılan, Yunanistan da ABD’nın atacağı adıma göre hareket etmek için bekliyor

Bu noktada özellikle Yunan medyasının Türkiye’deki darbe karşısındaki tutumuna ve bunu fırsat bilerek izlediği çirkin ve düşmanca yayın poltikasına dikkat çekmek isterim. Demokrasinin beşiği olmakla övünen, insan hakları havariliği konusunda mangalda kül bırakmayan Yunan medyası, bu değerlerle bağdaşmayan bir tavır sergilemiştir. O kadar ki, darbe’yi “tiyatro”, Türkiye’yi “diktatör devlet”, darbeye karşı çıkan Türk milletini de IŞİD’cilere benzeterek FETÖ’cüleri “mağdur” göstermek için adeta yarış içerisine girmiştir. Bu konuda “ezeli düşman”a karşı vatani bir görev şuuruyla hareket ettiği için de çok insafsızca davranmıştır.

Yunanistan hükümet yetkilileri bir taraftan Türkiye’ye iyi komşuluk göstergesi olarak destek ve iş birliği açıklamalarında bulunurken, diğer taraftan uygulamalarında tam bunun aksini yapmaktadır. Yunan basını ise tamamen düşmanca ve FETÖ yanlısı bir çizgi izlemektedir. Bu anlamda bir bütün olarak değerlendirildiğinde Yunanistan’ın hiç de dostane bir politika izlediğini söyleyemeyiz.

ABD ve AB’nin Türkiye’deki darbe girişimi karşısındaki tavrı gerçekten gözümüzü açtı. Özellikle Batılıların iki yüzlülüğünü ve bencilliğini anlamakta zorlanan ve bu konuda kafa karışıklığı yaşayanlar, “yok artık” diyenler, onların demokrasi ve insan haklarını sadece kendileri için değer gördüklerini anlamış oldu. Anlamak isteyenler için böyle, ama farklı nedenlerle her şeye rağmen anlamak istemeyenler dalalete sürüklenmeye devam etmektedirler.

Yazımın başında da belirttiğim gibi, Batı, sağduyulu insanların sesini gözardı ettikçe, demokrasi ve insani değerleri, gözüne kestirdiği ülkeleri işgal etme aracı gibi kullanmaya devam ettikçe sonu hüsran olacaktır. Bu makyavelist zihniyet, Batı’yı tümden batıracaktır. Bu Batı ile birlikte hareket edenler de batacaktır.

Aynı şekilde darbeden sonra hala FETÖ’nün ve onu kollayan ABD’nin ağzıyla konuşanların sonu da hüsran olacaktır. Bu kadar terör ve vahşetten sonra “Eğer ‘Cemaat’ yaptıysa ona lanet olsun” gibi FETÖ’ya FETÖ demekte zorlanan, bu konuda yarım ağızla konuşanlar da Türkiye ve demokrasi düşmanlarına hizmet ettikleri için onlarla batacaklardır.

Son söz: Zulme rıza ve zalimlere meyletmek zulümdür...

 

Millet gazetesi logo
© 2021 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr