B-Healthy
B-Healthy

GARİP VE PERİŞAN AZINLIĞIN BİTMEZ ÇİLESİ

Azınlık hakları, ana dilde eğitim ve Azınlık Eğitimi ile ilgili yönetimin uygulamaları üzerine son günlerde çok şey konuşuldu ve yazıldı. Bir perişanlıktır yaşa

Köşe Yazıları 11 Aralık 2014
GARİP VE PERİŞAN AZINLIĞIN BİTMEZ ÇİLESİ

Azınlık hakları, ana dilde eğitim ve Azınlık Eğitimi ile ilgili yönetimin uygulamaları üzerine son günlerde çok şey konuşuldu ve yazıldı.

Bir perişanlıktır yaşananlar ve olan hep garip Azınlığımıza oluyor. Yazık oluyor bu garip Azınlığa, ama elden gelen bir şey yok, Allah’a sığınmaktan başka... 

Biz anlattık, yetkililer dinledi. Biz inandık, onlar inancımızı yine boşa çıkardı. Bizleri yine aldattılar. Bizleri çok fena bir oyuna getirdiler. Zaten hep öyle yapmıyorlar mı? Ama çaresizlik ve umut belki olur dedirtti her zaman...

Sonuç olarak, yine hüsran, yine hayal kırıklığı, yine aldatılmışlık duygusu ve elde kocaman bir sıfır daha...

Ne bitmez bir çileymiş bu insanımızın çektiği! Azınlık Hakları elinden alınmış, talepleri dikkate alınmıyor...  Ülkenin en geri kalmış bölgesinde ekonomik krizin pençesinde yaşadığı perişanlık zaten canına tak etmiş! Sen yardım et Allah’ım!

Tam bu noktada yazmadan edemeyeceğim. Gazetemizi İskeçe’nin Ova Bölgesi’nde bizzat dağıtan biri olarak şunu kendileriyle sürekli dertleştiğim bu insanlarımızın bir isteği olarak yazıyorum: Batı Trakya’nın her yerindeki çilekeş Azınlık insanı gibi İskeçe’nin ova köylerindeki insanlarımız da ne yazık ki, sıkıntı içerisinde feryad-ü figân etmektedirler. Bu sıkıntı hem maddi, hem de manevi anlamda bir sıkıntıdır.

İskeçe Ova Bölgesi’ndeki insanlarımızın sıkıntısı ve feryadı, aslında Azınlığımızın ortak sıkıntısı ve feryadıdır. Batı Trakya’nın her yerinde ve hatta ülkenin her yerinde Azınlık insanının acısı aynıdır. En büyük sıkıntı, ekonomik dar boğaz yüzünden yaşanan geçim sıkıntısı, ikincisi ise çözülmeyen Azınlık Sorunları...

Ova Bölgesi, malûm tarım ve hayvancılıkla geçinmeye çalışan bir bölge ve ne yazık ki, ekonomik kriz buradaki geçim kaynaklarını derinden sarsmış durumdadır. İnsanlar emeklerinin karşılığını alamamaktan, yardım görememekten  ve kaderlerine terk edilmiş olmaktan yakınmaktadırlar. Çaresizlik içerisinde bir elin kendilerine uzanmasını bekliyorlar... 

Bu sıkıntılara bizzat şahit olan biri olarak insanlarımıza Allah’tan yardım diliyorum. Özellikle tarlada çalışıp emeğinin karşılığını alamayan kardeşlerimizin işleri gerçekten çok zor...

--- -- ---

Eğitim sorunlarımıza dönecek olursak... Ne diyor bizim Yunan idarecileri? Her Azınlık grubu kendi ana dilinde eğitim görme hakkına sahiptir. Buradan hareketle de, sözde Yunan-Pomakları’nın Yunanca ile birlikte kendi ana dillerinde de (sözde Pomakça) eğitim görmesi gerekir ve bunun için her türlü devlet imkânı seferber edilmelidir…

Devletin bu gayreti, her defasında yetkililerin dile getirdiği “Çağdaş Avrupaî Azınlık Politikası”nın bir gereği olsa gerek(!).

Türkler’in barbar ve soykırımcı olduğunu iddia eden ve hayatlarını bunu ispatlamaya adayan bazı kafatasçı politikacılar, iş ve bilim adamları ise “Yunan-Pomakları”na yönelik gösterilen gayreti, Yunanistan’ın medeniyetin beşiği olması ve insan haklarına verdiği önemle izah etmektedirler.

İyi de, bu memlekette yaşayan bütün Azınlık grupları için aynı gayret gösteriliyor mu? Türklerin yok sayıldığı bilinen bir gerçektir. Bunun ötesinde Romanlar’a, Gagavuzlara, Arnavutlara ve Makedonlara ana dillerinde eğitim görmeleri sağlanacak mıdır? Kendi dillerinde anaokulu eğitimi imkânı tanınacak mıdır?

Hiç sanmıyorum. Hükümetlerin bu konuda politik entrikalar peşinde olduğu, söz konusu azınlık gruplarının taleplerini görmezden gelmesinden anlaşılmaktadır. “Yunan  Pomakları” için “Azınlık” (ana)okulları talepleri gündemden düşmezken, (etnik) Makedonların Azınlık hakları konusundaki talepleri neden görmezden geliniyor? Milli kimlikleri inkâr edilirken, Anadilde eğitim bir yana, kendi derneklerini kurmalarına bile izin verilmiyor.

Yunan gazeteleri “Yunan Pomakların” hakları hakkında sürekli haberlere yer vererek onları gündemde tutmaya çalışırken, neden Türklerin azınlık hakları hakkında tek satır bile yazmıyorlar? Olumlu yazmayı bırakın, aleyhte yazarak karalamaya çalışıyorlar. Adeta rejimin propagandasını yapıyorlar. Batı Trakya Türk Azınlık Hakları’ndan söz edenleri de istisnasız “vatan haini” ilan ediyorlar.

Yunanistan’da binlerce Gagavuz Türk’ü yaşamaktadır. Helen Pomak sevdalısı politikacılar, iş adamları ve Pomak  bilim adamları(!) neden onlar için de çırpınmıyor? İnsan hakları havariliğine soyunan ve televizyon kanallarında mazlum edebiyatı yaparak ezilenlerin sesi olmaya çalışan Yunan-Pomak insan hakları savunucuları neden Makedonların ve Gagavuz Türkleri’nin de haklarına sahip çıkmıyor?

Bu soruların üzerine biraz kafa yorduğunuzda, nedenine rahatça ulaşıveriyorsunuz.
Kimlerin gerçek insan hakları savunucusu olduğunu, Batı Trakya denen bu memleket köşesinde yaşayan kardeşlerimiz çok iyi biliyor. Burası küçük bir yer ve kimin ipi kime bağlı, kimin hangi sistemin borusunu öttürmeye çalıştığını insanımız çok, ama çok iyi biliyor. Zaten o yüzden bu borazanların borusu milletimize işlemiyor.

Bu memlekette istenmeyen azınlık insanı olarak ayakta kalmak için mücadele edenler ne dediğimi çok iyi anlıyor. Özellikle Batı Trakya’da “Ortodoks Megaloideacı” derin devlet sisteminin mağdurları çok iyi anlıyor. 

Bu “sistemin”, farklı köken ve kültüre ait vatandaşları nasıl “terbiye” etmeye çalıştığını, “canı yanan” sistem mağdurları çok iyi bilir. Dolayısıyla da mevcut azınlık eğitimi uygulamalarının hangi “terbiyenin” ürünü olduğunu rahatça anlayabilmektedir. Dolayısıyla, değişmeyen baskıcı devlet sisteminin kontrolünde olduğu görülen Azınlık politikalarının doğal olarak inandırıcılığı da kalmıyor.

Batı Trakya bölgesine gelerek, bizlerin sorunlarını dinlediğini söyleyen hükümet yetkililerine asla inanmıyoruz. Çünkü hepsinin yalan söylediği icraatlarından görülmüştür. Hep dediğimizin aksini yapmışlardır. Bunun en son göstergesi, Azınlık Eğitimi ile ilgili çıkartılan kanun ve uygulamalardır. Azınlık milletvekillerinin parlamentoda konu hakkında yaptıkları konuşmalar bunu doğrulamaktadır. Ahmet Hacıosman, Eğitim Bakanına yalancı olduğunu meclisten tün dünyaya haykırdı.

Şimdi siz söyleyin, yalancılarla oturup hangi meselemizi çözebiliriz? Mevcut politik anlayış ve Azınlık politikasıyla beyaz gün beklemenin nafile olduğu kolayca anlaşılıyor değil mi? En azından kısa vadede olumlu bir gelişme beklemenin boş bir umut olduğu ortadadır. Bu yüzden, beklentilerin gerçekleşmesi başka bir bahara kaldı. Ülkenin erken Cumhurbaşkanı seçimleri sürecine girmesiyle de artık daha çok bekleriz. Haberler, bir erken genel seçim sürecine girmiş olduğumuzu söylemektedir. Bundan böyle iyice seçimlere odaklanacağımızdan, Azınlık yine sorunlarıyla başbaşa kalmaya devam edecek.

Mazlumların gerçek yardımcısı ben’im, diyen Allah’a sığınıyoruz!

Millet gazetesi logo
© 2022 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr