Consulting & Rentacar
Consulting & Rentacar

Her şeye rağmen Azınlık Eğitimi için direnişe devam

    Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı’na tahammül edemeyen zihniyetin “milli sorun” olarak telakki ettiği Azınlık kurum ve kuruluşlarını ortadan kaldırmak için

Köşe Yazıları 11 Eylül 2019
Her şeye rağmen Azınlık Eğitimi için direnişe devam

 

 

Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı’na tahammül edemeyen zihniyetin “milli sorun” olarak telakki ettiği Azınlık kurum ve kuruluşlarını ortadan kaldırmak için yürüttüğü çalışmalar hız kesmiyor. Bu çerçevede cuntavari bir tarzda Müftülük kurumuna ve camilerimize el koyup dini özgürlüğümüzü çiğnediği gibi, Azınlığın varlığının sacayaklarından biri olan özerk eğitim hakkımızı da çiğnemektedir. Son yıllarda 60’tan fazla azınlık ilkokulu, öğrenci azlığı gerekçesiyle Eğitim Bakanlığı tarafından kapatılırken bazı okullarda sınıf sayısı azaltıldı.

Devlet, Türk Azınlığı kendi okullarından soğutmak için her türlü entrikaya başvurmaktan çekinmiyor. Bizleri sorunlara boğuyor, ondan sonra da “Azınlık okulları sorunlu okullardır, iyi okullar değildir. İyi okul istiyorsanız, çocuklarınızı sadece Yunanca eğitim veren sorunsuz devlet okullarına gönderin. Sizde rahat edin, biz de…” propagandasını yayıyorlar. Bu tür algı operasyonlarıyla da azınlık kamuoyunu manipüle etmeye çalışarak geleceğinin teminatı olan evlatlarını ellerinden almayı hedefliyorlar.

Lozan Antlaşması ile özerk statüye sahip olan Batı Trakya Türk Azınlık Eğitimi’ni yok etmeye yönelik uygulanan asimilasyon politikaları nedeniyle her yıl okullarımız kapatılırken, öte yandan farklı sorunlarla da karşılaşıyoruz. Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasına yakın 5 Türk Azınlık İlkokulu daha kapatıldı ve bazı okullarda sınıf sayısı azaltıldı. Azınlığın tepkilerine rağmen devletin her fırsatta azınlık okullarını kapatması, Azınlık Eğitiminin kökünü kazımakta ne kadar kararlı olduğunun göstergesidir. Bir yandan okullar kapatılırken, diğer yandan okulların kalitesinin düşürülmesi için Türkçe müfredat azaltılıyor, Yunanca müfredat ise “Azınlık okullarında Müslüman çocukların eğitimi programı” adı altında eğitimimiz adeta bir laboratuar, çocuklarımız da kobay olarak kullanılıyor. İronik bir şekilde sanki devlet bilerek veya bilmeyerek kendi “Frankenştayn”ını yaratma peşinde.

Azınlık, geçen yıl okullar açılırken kuşa çevrilmiş azınlık okulları müfredatının kalitesinin artırılması için Frangudaki ve ekibinin hazırladığı “Müslüman çocukların eğitimi programı isimli müfredata tepki mahiyetinde eylem yaptı. Durumun düzeltilmesi ve sesinin Atina’ya duyurulması için okullar günlerce boykot eylemine sahne oldu. Peki, sonuç ne oldu? “Taleplerinizi değerlendireceğiz” dediler, ama düzen aynı düzen. Sorunlar devam ediyor.

Bu yıl okullar açılırken yine bir eğitim sorunuyla karşı karşıyayız. Bu kez İskeçe Türk Azınlık Ortaokulu ve Lisesi’nde öğrenci çokluğu nedeniyle bina kapasitesi yetmediğinden “sabahçı-öğlenci” sorunu patlak verdi. Maşallah okula ilgi büyük ve sınıf yetersizliği yüzünden tüm öğrenciler sabahtan binaya sığmıyor. Dolayısıyla bir kısmı öğleden sonra okula gitmek zorunda bırakılıyor.

Peki, bu sorunun yegâne müsebbibi kim? Tabii ki devlet… Çünkü yıllardır öğrenci yığılması nedeniyle yeni okul binası talebi dillendirildiği halde devlet bilerek ve kasıtlı olarak, sırf sorun olsun, azınlık insanı kendi “sorunlu” okulundan soğutulsun ve devlet okullarına gitmek zorunda bırakılsın diye bu talebe kulak tıkıyor.

Azınlık, gerekse seçtiği milletvekilleri, belediye başkanları, eyalet ve belediye meclis üyeleri ve gerekse öğretmen dernekleri başta olmak üzere bütün kurum ve kuruluşlarıyla tek ses ve yürek olarak eğitim hakkını korumak adına var gücüyle direnerek diyalog kanallarını zorlasa da, devlet kulak asmadan kendi bildiğini okuyor.

Atina yönetimi hukuk tanımaz bir anlayışla azınlık eğitimi üzerindeki yanlış kararlarla başta Lozan Antlaşması olmak üzere uluslar arası anlaşma ve insan haklarına aykırı bir şekilde özel ve özerk bir statüye sahip olan Türk Azınlık okullarını kapatıyor. Yetmedi okullardaki müfredatla oynuyor. O da yetmedi ihtiyaç olduğunda yeni okul binasına izin vermiyor. Bunların sert tepkilere rağmen devam etmesi azınlıkta endişeyle karşılanıyor. Çünkü böyle giderse birkaç yıl sonra azınlık okulu ve dolayısıyla azınlık eğitimi diye bir şey kalmayacak ve Türk Azınlık düşmanı zihniyet amacına ulaşmış olacak.

Her eğitim yılının başında yaşanan sorunlar, ortadan kaldırılmak istenen azınlık eğitiminin bir göstergesi haline geldi. Çerçevesi başta Lozan Antlaşması olmak üzere, ikili anlaşmalar ve özel düzenlemelerle belirlenen azınlık eğitiminin özel statüsünü dikkate almadan azınlık okullarının kapatılması Lozan’a aykırıdır. Devlet Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığının Lozan ile belirlenmiş hiçbir hakkını elinden alamaz. Müftülüklerine, camilerine, okullarına, dinine ve kimliğine keyfi bir şekilde müdahale edemez. Tapu gibi anlaşmalar var.

Azınlık eğitim çevreleri, olumsuz gidişatın mutlaka durdurulması gerektiğini, bunun için de hükümetten iyi niyet beklediklerini vurguladılar. Ancak ben Yunanistan’ın bu devlet politikasından yakın bir zamanda vazgeçeceğine inanıyorum. Aslında devletin aleyhine çalışan bu ısrarlı ve zalimce tutum bunun açık göstergesidir.

Devlet bildiğini okurken, azınlık olarak bizler de zulme boyun eğip teslim olacak değiliz. Tarih boyunca haksızlıklar karşısında sergilediğimiz dik duruş ve azimle mücadelemizi bundan böyle de sürdürmeye ne kadar kararlı olduğunu gösterdik ve gösteriyoruz. Bize düşman kesilen zihniyet bu gerçeği istediği kadar görmezden gelsin, bizi haklarımızı korumaktan vazgeçiremeyecektir

Yunanistan istediği kadar okul kapatsın, uluslar arası hukuk ve insan haklarına göre bu yanlıştır. En azından Türkiye ve Yunanistan’da yaşayan Türk ve Rum azınlıkların kendi dillerinde eğitim görme, dini ve kültürel anlamda örgütlenme hakkı Lozan ve ikili anlaşmalarla garanti altına alınmıştır. Bunlar açık ve net bir şekilde ortaya konmuştur. Dolayısıyla Azınlık olarak, gasp edilen haklarımızı elde etme konusunda mücadeleye yılmadan devam ettikçe, zulme direndikçe er veya geç hakkımıza kavuşacağız. Yeter ki pes eden taraf olmayalım. Çünkü devletin şu an uyguladığı taktik bu.  

Biz direnmeye devam ettikçe, eninde sonunda bir gün tekrar kapatılan okullarımızı da, yenilerini de açarız. Allah’a şükür Azınlık direniyor. İstisnalar dışında baktığımızda kim ne derse desin azınlık genel olarak kendi eğitimine sahip çıkmanın derdindedir. Bunun en bariz örneği de her yıl çıkartılan sorunlar karşısında sergilenen dik duruş ve ses getiren eylemlerdir. Bunun yanında devletin iç ve dış organlarıyla yürüttüğü kara propagandasına rağmen Türk Azınlık insanı evlatlarını kendi ortaokulu ve lisesine gönderiyor. Her yıl yapılan rekor sayıdaki öğrenci kayıt başvuruları bunun en bariz göstergesidir. Biz okullarımızın önüne yığıldıkça, onlara sahip çıktıkça, okullar yetmedikçe yenilerini isteyeceğiz ve eninde sonunda onlara kavuşacağız.  

Onun için direnmeye devam… Bilerek veya bilmeden devletin borazanlığını yapan bazı çatlak seslere kanmayın sakın. En iyi okul Azınlığın kendi okuludur. Nasıl ki her türlü eksik ve olumsuzluğuna rağmen en iyi çocuk bizim çocuğumuzsa ve her şeye rağmen ona sahip çıkıyorsak, aynı şekilde bizim okullarımız da her şeye rağmen bizim olduğu için iyidir ve onlara sahip çıkmalıyız. Biz onlara ne kadar sahip çıkarsak onlar o kadar iyi olurlar. Bu bizim gayretimize bağlıdır. 

Biz bu devlette kanunlara riayet eden ve iyi vatandaşlar olarak katkı sağlamaya çalışan resmi statüye sahip Yunan uyruklu Türk Azınlık mensuplarıyız. Karşılığında Batı Trakya’da bırakıldığımız İstanbul’daki Rum Azınlık gibi, ekstradan Azınlık Haklarımız var. Onlar Lozan’a göre neye sahipse, kağıt üzerinde biz de sahibiz. Türk devleti onlara ne sağlıyorsa, biz de aynısını istiyoruz. An itibariyle vaziyet tam tersi bir durum arz ediyor. Rum Azınlık her türlü hakkının tadını fazlasıyla çıkarırken, Türkiye devleti onlara Lozan’ı aşan ekstra haklar da tanımakta. Okul sorunları yok, istediklerinde her türlü okullara sahipler ve anadillerinde eğitim veren anaokulları da var. Oysa Yunanistan’da bize bu hak tanınmıyor. Türkiye'de devlet Hristiyan-Rum azınlık çocuklarına daha iyi eğitim görmesi bahanesiyle Frangudaki programı benzeri “Programa Hıristiyanopedon” adı altından “Hıristiyan Okul Müfredatı” dayatmıyor. Aksine bir dediğini iki etmiyor. Diyebiliriz ki, iki azınlık arasında yaşam ve haklardan yararlanma bakımından dağlar kadar fark var. 

Yunan devleti bizim bugün okullarımızı kapattığı gibi yarın aynı şekilde camilerimizi de kapatabilir. Zaten müftülükleri işgal etmiş ve dilediği gibi kullanıyor. Biz okullarımıza sahip çıkmazsak devlet onları tamamen yok edecek. Aynı şekilde camilerimize de sahip çıkmazsak onları da kapatacak. Öğrenci azlığı bahanesiyle okulları kapatan, cemaat azlığı bahanesiyle de camilerimizi kapatır. Bizler de camilerdeki imamları, müezzinleri, hocaları beğenmiyoruz diye camilerimize ve Allah’a küsemeyiz. Aksine camilere sahip çıkarak oradaki eksiklikleri ve olumsuzlukları gidermeliyiz.

Her şeyi daha güzel yapmak bizim elimizde. İnancımızı, gayretimizi, kim olduğumuzu unutmadan direncimizi birlik ve beraberlik içerisinde sürdürürsek, evlatlarımızı çok daha güzel yarınlara ulaştırabiliriz.

Son söz: Her şeye rağmen Azınlık için en iyi okul Azınlık okuludur. Kargaların sesine rağmen en iyi ses azınlığın sesidir. Siz gürültülere aldırmadan kendi sesinize kulak verin ve haklarınız için direnmeye devam edin.   

 

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr