İbn Hazm’ın eğitim programı ve İbn Arabi’nin eleştirisi
İslam dininin Hint’ten Afrika’ya kadar çok geniş bir coğrafyaya yayılmasıyla birlikte bilindiği gibi dünya tarihinde felsefe, bilim, sanat vb. alanlarda adını d
İslam dininin Hint’ten Afrika’ya kadar çok geniş bir coğrafyaya yayılmasıyla birlikte bilindiği gibi dünya tarihinde felsefe, bilim, sanat vb. alanlarda adını duyurmuş olan birçok İslam alimi ortaya çıkmıştır. Bu süreçte ilimin beşikten mezara, kadından erkeğe farz kılındığı bu dinde eğitim programları oluşturulmaya başlandı. Bu anlamda ufukların açılması bağlamında İbn Hazm ve İbn Arabi’nin görüşlerini karşılaştıracağım. (1)
İbn Hazm bu dünyayı bir yolculuğa benzeterek sadece kurtuluş için yol gösteren ilimlerin öğretilmesi gerektiğini savunur. Ancak yine de dünyevi olana tamamen kapalı değildir. Bu çerçevede İbn Hazm’ın eğitim programı şu şekildedir:
İlkokul eğitimi
- Kaligrafiye (güzel yazı) fazla önem vermeden okuma-yazmayı öğrenmek. Bu şekilde olmalı yoksa ömrünü haksızlıklar yapmaya adar veya sahte imzalarla imzalanmış belgeleri redakte etmekle ve böylece yalan ve sahtelikle dolu olurlar.
- Hafız belgesini alabilmek için Kur’an’ı ezberlemek
Orta eğitim
- Gramer ve şiir
- Öklid kurallarına göre matematik ve ölçüm eğitimi
- Astronomiye giriş (astroloji ile karıştırılmamalı)
- Mantık, botanik, zooloji, etnoloji ve tarih.
Yüksek eğitim
- Kur’an bilimleri
- Hadis
- Hukuk
- Teoloji
Görüldüğü gibi İbn Hazm’ın sunduğu eğitim programı günümüz eğitim anlayışıyla karşılaştırıldığında, bitirildiği takdirde müthiş bir insan modelinin ortaya çıkacağını müjdeler niteliktedir. Nitekim hem İbn Hazm’ın hem de İbn Arabi’nin memleketi olan Endülüs'ün bilim, felsefe, sanat gibi alanların yanısıra refah, birlikte yaşama gibi gerçekliklerin de üst seviyede görüldüğü bir coğrafya olmasına bu nedenle şaşırılmamalıdır.
Ancak iddialı görünmesine rağmen bu program başarılı olmadı, çünkü kendisinden bir asır sonra İbn Arabi Kur’an’ı öğrenmeden önce Arap dilinin ve şiirinin öğrenilmesi gerektiğini savunuyordu. Aynı şekilde gramer, aritmetik ve hukuk gibi disiplinlerin de Kur’an’dan önce öğretilmesi ona göre büyük önem taşıyordu ve bu konuyla ilgili şöyle demekteydi: “Korkunç bir cehalet var. Allah’ın kitabını anlamadan okumaya zorladıkları için çocuklarda bıkkınlık meydana getirdiler”.
Burada hukuk, aritmetik, dil ve gramer gibi alanların Kur’an’dan önce öğretilmesi Kur’an’ın okunurken anlaşılması, tutarlı bir şekilde çıkarımların yapılması gibi gerekçelerle önemli görüldüğü anlaşılabilmektedir. Fakat bir de şiir var ki, bu konu üzerinde durulmazsa ayıp edilmiş olunacaktır.
Bilen bilir; romanlar çoğu zaman toplum hakkında sosyoloji metinlerinden daha çok şey söyler. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Bir roman, yüz sosyoloji kitabına bedeldir” demesi de bundandır. Edebiyat her ne kadar günümüz bilim anlayışıyla bize bir kesinlik sunmasa da, edebiyatçının kendisi tarafından yazılmış olanlar salt bilgi nesnesi olarak değil de hem yazarın yetiştiği çevre, sahip olduğu fikirler hem de ele aldığı olayların bulunduğu tarihsel ve sosyal arka plan bize sıradan bir sosyoloji metninden çok daha fazla şey söylemektedir.
Burada örtük bir şekilde sunduğum okuma tarzı önerisi aslında hermenötik olarak bilinen yorumlama tarzına yakın bir tarzdır. Hermenötiğe göre okunan metin, içinde bulunduğu bağlam göz önünde bulundurulmaksızın anlaşılamaz. Başka bir deyişle tarihi olan tek canlı olan insanın, tarihi göz önünde bulundurulmaksızın anlaşılamaz. İşte bu yöntem tefsirde de kullanılmakla birlikte İbn Arabi, tam olarak bu yüzden Kur’an’ın anlaşılması için, Kur’an eğitimine geçmeden önce daha birçok disiplinin öğretilmesini şart koşmaktadır.
(1) - İbn Hazm ve İbn Arabi’nin görüşleri ‘Vernet, J. (2019). Avrupa İslam’a Neler Borçlu (Çev. Nesrin Karavar). İstanbul: Say Yayınları.’ eserinden derlenmiştir.