İte At, Ata İt Dedirtmeye Çalışan Domuz Düzeni

Dünyamızın şu haline bakın: Birçok yerde, ama özellikle İslam Coğrafyası’nda terör, kaos, sefalet, kan, acı ve gözyaşı dinmiyor.

Köşe Yazıları 23 Temmuz 2015
İte At, Ata İt Dedirtmeye Çalışan Domuz Düzeni

Dünyamızın şu haline bakın: Birçok yerde, ama özellikle İslam Coğrafyası’nda terör, kaos, sefalet, kan, acı ve gözyaşı dinmiyor. Peki, Birleşmiş Milletler (BM) bunların dinmesi için ne yapıyor? Her zaman yaptığını: Hiçbir şey!

Ben doğrudan hiçbir şey demeyi tercih ettim. Aslında BM bir şeyler yapıyormuş gibi görünerek neticede hiçbir şey yapmıyor. Bir şeyler yaptığı zamanlar da var. Ama olumlu anlamda değil. Bosna’da Srebrenitsa Soykırımı’nda olduğu gibi. Boşnakları korumakla mükellef BM Hollanda Birliği, tarihin en acımasız soykırımlarından biri olan Srebrenitsa Katliamı’nın gerçekleşmesine izin verdi. Binlerce masumu Sırp katillerine teslim ettiler. İnfazlarda katkı sağladılar.

Bugün Irak’ta, Suriye’de, Afrika’da, Arakan’da, Doğu Türkistan’da Müslümanlar katlediliyor. Akan, hep Müslüman kanı. Peki BM ne yapıyor? Her zamanki gibi “terörü” kınıyor.

BM, terörü kınıyor kınamasına da, hangi terörü? Çünkü dünyada terörün tanımı devletlere ve çıkarlara göre değişir oldu. BM’de söz sahibi güçlü devletler kendi çıkarlarına göre “terör” tanımı yapar oldular. Bugün öyle bir hal aldı ki bu iş, artık teröristlere savaşçı, savaşçılara terörist tanımı yapılmaya başlandı. Ak ile kara, hak ile batılın yerleri değiştirildi, at izine it izi karıştırıldı. Hatta yıllar öncesinde uluslararası çıkar güçlerinin yürürlüğe konan planları neticesinde İslâm terörist din, Müslümanlar da potansiyel terörist olarak anılır oldu. IŞİD bu anlamda son projedir.

IŞİD terör örgütünün yaptığı katliamların İslâm’la hiçbir ilgisi olmadığını her Müslüman ve aklı başında insan bilir. Ama maksat çamur atıp İslam ve Müslümanlara leke sürerek İslâm coğrafyasını abluka altına almak olduğu için, bu konuda her türlü gayret sarfedilmektedir. Uluslararası karanlık güçler, onlara boyun eğenler ve bu işten çıkarı olanlar, İslam Dünyası’na var güçleriyle saldırıyorlar. Ortadoğu’nun kana bulanması bunun bir sonucudur. Mısır’daki darbe, Sudan ve Afrika’daki Müslüman devletlerde akan kan, bu projenin ürünüdür. Nerde Müslüman varsa, orada terör ilan ederler ve ardından o terörü önlemek için savaş çıkartırlar. Bu sayede, iki tarafa sattıkları silahlarla hem teröristlerden, hem de Müslümanlardan kurtulacaklarını sanıyorlar. Bu işten para kazandıkları kesin. Satılan silahların haddi hesabı yok. Bu arada ne kadar Müslüman ölürse...  

Dünyada kaos bu yüzden var. Birilerinin işine yarıyor, gerçeklerin yanında uydurma komplo teorileriyle ortalığı daha da bulandırmak ve işin aslını kaçırtmak. Herkes bir şeyler söylüyor. Birçok insan çıkıp değişik teoriler ve hikayeler anlatıyor. İnsanların kafaları da iyice karışıyor. Ama dünyayı idare eden büyük çıkar güçlerinin sözcülerini dinlediğinizde, ağızlarından ortak bir söylem çıkar: “İslâmî terör” ve “terörist Müslümanlar.” Dünyadaki kötülüğün ana kaynağı olarak “terörist üreten İslâm dini ve ona bağlı Müslümanlar” gösterilmektedir. Uluslararası çıkar mafyası gibi hareket eden güçlü devletlerin politikalarına uymayan Müslüman devletler bu şekilde “hizaya” getirirler. Örneğin, Mısır’da darbe yaparak bir firavunu indirdiler. Seçimle Mursi geldi. Onlara boyun eğmeyince, “İslamcı diktatör ve İslamî teröre destek” suçlamasıyla askeri darbeyle indirdiler. Yerine Sisi denen kendilerine uygun bir firavun getirdiler. Avrupa’daki büyük devletler (Almanya, İngiltere, Fransa) onu kırmızı halılarla karşıladırlar. İşte mevcut Batı bu. Erdemlerini yitirmiş, ahlâken battıkça batan bir Batı.

Bu Batı, Filistin ve Suriye’de de aynı ahlâksızlığı sergilemeye devam ediyor. Ortadoğu, bu ahlâksızılığın yüzünden kan gölüne dönmüş durumda. Bu Batı, “İslâmî terör” senaryosunu pazarladıktan sonra, onu sahnelemek için başroI oyunucusunu da buldu. IŞİD denen katil it sürüsünü silahlandırarak Irak ve Suriye’ye saldı.

Müslümanları bu şekilde birbirine kırdırarak harcarken, diğer yandan hem silah satıyor ve hem de coğrafyada farklı aktörlerle dilediği gibi hakimiyetini kuruyor.

IŞİD katilleri, Arap ve Türkmen köy ve kasabalarını boşalttıktan sonra ABD Koalisyon güçleri buraları bombalayarak IŞİD’i kovuyor ve ardından PKK-PYD itleri gönderilerek buralar “Özgür Kürt Bölgeleri” ilân ediliyor. Bu itlere yardım eden binlerce İsrail, ABD, İngiliz, Alman ve daha birçok Batılı ajan ve askerden bahsediliyor. Haberlerde görüntüleri paylaşılıyor.

Yani anlayacağınız, oyun büyük. İnsanlık küresel bir mafyanın projesiyle ile karşı karşıyadır. Bizlere, iti at atı da it gibi pazarlayan, akı kara karayı ak gibi, hakkı batıl batılı hak gibi gösteren, terörü icat edip teröristleri yetiştiren ve katliamlara gönderdikten sonra, katlettiği coğrafyayı ve insanlarını terörist ilân eden adi, çirkin, kirli ve karanlık bir yapıyla karşı karşıyayız. Yunanistan’ı maymuna çeviren de bu yapı. Onlar için din, ırk, kültür fark etmez. Tek kutsalları güç ve çıkar. Bu neredeyse, gidip ele geçirilmeli. Bugün yeraltı ve yerüstü kaynaklar ve stratejik merkezler İslâm Coğrafyası’nda bulunduğundan, daha çok İslâm ve Müslümanlar hedefte.

Türkiye, İslâm Dünyası’nın son kalesi olduğu için, artık büyük oyun buraya doğru iyice kaydırılmaktadır. Taksim kalkışması, operasyonlar, Güneydoğu’daki PKK-KCK  terörü, Kobani ve son olarak Suruç’taki katliamlar bunun göstergesidir. Amaç Türkiye’yi bir şekilde kaosa sürükleyerek Türk ve İslam Dünyası’nın son ve asıl kalesini ele geçirmek. Bunun gerçekleşmesi, Türk ve İslâm Dünyası’nın hazin sonu olur.  

--- -- ---

Gelelim Yunanistan’a...

Krize bağlı olarak gelişen politik gelişmeler ülkeyi perişan etmeye devam ederken,  Atina'da, Türkiye'nin Suruç ilçesinde meydana gelen patlama protesto edildi. “Ne güzel bir Yunanistan-Türkiye dayanışması örneği” diyeceksiniz, ama kazın ayağı öyle değil. Zira burada bir Türk-Yunan dayanışması değil, bir Kürt-Yunan dayanışması, daha doğru söylemek gerikirse bir (HD)PKK-PYD-YPG-Yunan Hükümeti dayanışması söz konusu.

Türkiye'nin Atina Büyükelçiliği'ne yürüyen PKK'lı ve yandaşlarından oluşan yaklaşık 300 kişilik bir grup, Suruç'ta meydana gelen patlamayı protesto etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye karşıtı sloganlar attı. Olaylardan Erdoğan ve Türkiye’yi sorumlu tuttu. Hükümeti, IŞİD’in yaptıklarına göz yummakla suçladı. Patlamada hayatını kaybeden kişilerin anıldığı gösteride PKK, PYD ve Abdullah Öcalan bayrakları taşındı. Aynı günlerde ellerinde benzer bayraklarla terörü lanetleyen sözde barışsever slogancılar Taksim’de de yürüdüler. Gelinen nokta gerçekten ibretlik. Teröristler ellerinde teröristbaşları ve örgütlerinin bayraklarıyla terörizm karşıtı barış ve özgürlük protestosu yapıyor. Teröristler, terör uyguladıkları Türkiye’ye terörist suçlamasında bulunuyor.

Hatırlarsanız Türkieye’deki son genel seçimlerde PKK’nın siyasi kanadı olan HDP’ye kardeş parti yine Yunanistan’dan çıkmıştı. SİRİZA, İzmir’deki HDP mitingine Çipras adına bir temsilci gönderip destek konuşması yaptırmıştı. Bu durumda SİRİZA aslında dolaylı olarak PKK’ya destek sağlamış oldu.

Peki, SİRİZA’nın küçük ortağı ANEL ne yapıyor bu arada? Tabii ki boş durmuyor ve önce Mısır’da darbeci Sisi ile, ardından Filistin’de terör uygulayan Gazze katili İsrail’in hükümet yetkilileriyle özel stratejik ve askeri işbirliği için el sıkışıyor. Bunu şu sözlerle de süslüyor: “Yunan halkı, İsrail halkına çok yakındır.” Ne demişler: Herkes sevdiğiyle beraberdir.

Türkiye ve Türk Azınlık düşmanlığı ile ayakta kalmaya çalışan Kammenos’un partisi zaten PKK yandaşları ile dolu. Abdullah Öcalan’ı,  Meclis Başkan Yardımcısı iken Yunanistan’da himaye eden ve saklayan kabine üyesi hemşehrimiz P. Sguridis bunlardan sadece biri. Azınlığın anasını ağlatmak için fırsat kollayanların başında geliyor ve onunla bu konuda yarışan bir diğer kabine üyesi gazeteci Terens Kuik’tir. Allah şerlerinden korusun.

Memleket yanıyor, ama şunların derdine bakın. Oturup krize çare arayacaklarına memleketi daha çok batıracak işlerle uğraşıyorlar. PKK terör örgütü Türkiye’de askerleri ve sivil halkı katletmeye devam ederken, hükümetin büyük ve küçük ortakları PKK’ya sahip çıkmaya devam ediyor. Aynı şekilde İsrail Filistin’de Müslümanları ve onlara yardım malzemesi taşıyan yardımsever Türk vatandaşlarını katlederken, Yunan hükümeti sağcısı ve solcusuyla terörist İsrail ile askeri ve stratejik işbirliği anlaşmaları imzalıyor. Bu radikal sol ile radikal sağı birleştiren en önemli ortak noktalardan biri, demek ki Türk ve Müslüman düşmanlığıymış.

Katillerle işbirliği, Yunan hükümetlerinin alışık olduğu bir durumdur. Daha önce de yaptılar. En acımasız olanı ise Bosna’da ve hassaten Srebrenitsa’da olanıdır. “Orada hükümet yoktu, Altın Şafak Örgütü üyeleri vardı” diyenlere cevap olarak şunu söyleyeyim: O dönem silah ambargosunu delen tek AB üyesi ülke Yunanistan’dı ve savaş suçlusu olarak aranan Sırp liderlerini Yunanistan, devlet olarak himaye ederek saklamıştı. Bu skandal, dünya televizyonlarına haber olmuştu. Bu konuda vicdanlı Yunan barışsverleri  tarafından birçok kitap yazıldı. Merak eden okuyabilir.

Yunanistan batarken bile Türkiye’nin düşmanlarıyla işbirliği ve kumpas peşinde. AB ve ABD, PKK terör örgütünü, IŞİD terör örgütünü bahane ederek aklamanın peşinde. IŞİD’e karşı PKK’yı savaştırarak sözde kahramanlaştırıyor. Kobani için seferber oluyor, ama Türkmen Bayırbucak için oralı olmuyor. Öte yandan Türkiye IŞİD destekçisi ilan edilerek terörist devlet olarak lanse ediliyor. Gaye son kaleyi de terör bahanesiyle düşürmek. Ortak hedef Türk ve İslâm Dünyası’nın düşmeyen kalesi Türkiye. O düşerse hepimiz düşeriz, insanlık düşer...   

Anlayacağınız oyun büyük. İtlerle çakalların oyunu. Akılları sıra domuzu koyun postuna sarıp Müslümanlara yedirecekler, ama yemezler.

Son söz: Dünyanın bütün itleri ve kopukları bir araya gelse bir at etmez.

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr