Kafeteryalardaki kültürel emperyalizm
Emperyalizm kavramı bilindiği üzere bir devletin başka bir devlet üzerindeki sömürgeci hakimiyetini açıklamak için kullanılan bir kavramdır. Kültür emperyalizmi
Emperyalizm kavramı bilindiği üzere bir devletin başka bir devlet üzerindeki sömürgeci hakimiyetini açıklamak için kullanılan bir kavramdır. Kültür emperyalizmi ise emperyalizmin kültürel yolla sürdürülmesidir. Örneğin bir ülkenin insanı kendi şarkıları yerine, başka ülkelerin şarkılarını dinlemeyi tercih ediyorsa kültürel emperyalizme uğramış demektir. Farklı kültürlerin sanatından yararlanmak elbette ki kötü bir şey değil ama bu durum kendi sanatını beğenmeme seviyesine ulaşmışsa burada bir kültür emperyalizminden bahsetmek söz konusu olur.
Günümüzde herkesin birbirine benzemesi aslında küresel sistemin insanlar üzerinde uyguladığı bir kültür emperyalizmidir. Herkesin aynı giysileri giymesi, aynı şarkıları dinlemesi bundandır. Dolayısıyla ana dili İngilizce olmayan ülkelerde İngilizce tabelaların yaygın olması bu şekilde anlaşılmalıdır.
Mesela bir ülkede kafeteryalara ülkenin ana dilinde isimler koymak yerine İngilizce isim konulması ülkede ciddi bir kimlik bunalımı yaşandığının göstergesidir. Türkiye’de son yıllarda İngilizce ve Osmanlıca kafeterya isimlerinin birbiriyle mücade eder duruma gelmesi küreselleşmeye karşı yerelleşme çabası olarak anlaşılabilir.
Bir de İngilizce dışında başka dillerde de isimler verildiğini düşünelim. Mesela Fransızca ve İtalyanca. Bir ülkenin kafeteryalarında La Piazza, Monumento, Fratelli, Gateau Sale isimli tabelalar olduğunu düşünün. Hiç yabancı gelmiyor değil mi? Bunlar bizim İskeçe’nin kafeteryaları. İskeçe Meydanı ve Eski Şehir Sokakları’nda gezinirken sürekli buna benzer isimlere rastlıyoruz ve insan ister istemez neden böyle bir şeyin yapıldığını düşünüyor.
İngilizce olsa, “Bütün dünyanın ortak kaderi” der geçeriz, fakat neden İtalyanca, neden Fransızca? Balkanlar’ın Avrupa’nın üvey evladı olarak bilinmesi, bunun yanında Yunanistan’ın son yıllarda yaşadığı ekonomik sıkıntılar bunun en başat faktörlerinden. Ne alakası mı var? Yunanistan bir Avrupa ülkesi ve herhangi ekstra çaba sarfetmese de gelen turistlerin hala göz bebeği durumunda ama böyle giderse artık göz bebeği olmaktan çıkacak.
İşte tam da bu noktada kafeterya sahiplerinin bilinçaltında Yunanistan’ın Akdeniz ve Avrupa ülkesi olmaktan çıkma korkusu var, bu da dışarıya İtalyanca ve Fransızca tabelalarla yansıyarak “Biz de Avrupalı’yız, biz de Akdeniz’liyiz” mesajı veriyor.
Fakat, üzülerek belirtmeliyim ki bu tür çözümler kısa süreli çözümlerdir, çözümün süreklilik taşıması için Yunanistan’ın kendi değerlerini tanıtmayı öğrenmesi gerekir. Türkiye’de yaşanan İngilizce tabela furyasına karşı Osmanlıca tabela tepkisi kültür emperyalizmine uğramış her ülke tarafından örnek alınması gereken bir harekettir.