Yangroup logo Yangroup logo
Hisarturizm Hisarturizm

Kötü Yönetilmeyi Değil, Emaneti Ehline Vermeyi Seçelim

Yüzyıla yakın bir zamandan beri balkan coğrafyasında maalesef, en kötü yönetilen bir azınlık toplumu olarak tarihe geçiyoruz. Bizim her türlü hukukumuzu koruyac

Köşe Yazıları 6 Eylül 2015
Kötü Yönetilmeyi Değil, Emaneti Ehline Vermeyi Seçelim

Yüzyıla yakın bir zamandan beri balkan coğrafyasında maalesef, en kötü yönetilen bir azınlık toplumu olarak tarihe geçiyoruz. Bizim her türlü hukukumuzu koruyacağına dair, uluslararası antlaşmalarla taahhüt etmiş olan ülkemiz Yunanistan, bu sözünü hiçbir zaman tutamamıştır.
 
Yunanistan, bilinçli bir şekilde gereğini yerine getiremeyeceği bir antlaşmanın altına imzasını attığı gibi, bizim de haklarımızdan vazgeçmemiz gerektiği hususunda, maddi manevi mirasımızı redettiğimiz takdirde, daha kazançlı çıkacağımıza inandırma gayretinden vazgeçmemiştir. Milli ve dinî mirasımıza sahip çıkmaya devam ettiğimiz taktirde, Yunan Devletinin her türlü nimetinden mahrum bırakılacağımız tehditleriyle bizi yıldırmaktan vazgeçmedi.

Batı Trakya Müslüman Türklerinin zaafiyetlerini, inancına olan bağlılığını ve bilgi eksikliğini istismar ederek, böyle yaşamanın kader olduğunu ve buna isyan etmenin hâşâ kadere isyan anlamına geleciğine inandırmak için din taciri yarım hocaları da devletin örtülü ödeneklerinden bol bol nemalandırdılar.

Bütün geri kalmış toplumlarda olduğu gibi, bizim toplumumuzda da, kaza ve kader konusunda oldukça yanlış şartlandırmalar vardır. İnsanlar bu konularda doyurucu bilgiye sahip olamadığı için, kavram kargaşalığında boğulup gitmektedir. Tarihin derinliklerinden gelen ve günümüzde de devam eden yanlışların sonucu olarak insanlar, ya kaderi tamamıyle inkâr etmekteler ya da yaşamın her safhasındaki gelişmeleri kader olarak algılamaktalar. Meselâ sömürülmek, kötü yönetilmek, kurumlar tarafından dışlanmak, horlanmak, ezilmek, yoksullaştırılmak yeteri kadar eğitim alamamanın sonucu bilgiden yoksun olmak... velhâsıl yığınla olumsuzluk kader olarak görülmekte, kader diye dayatılmakta ve  yaşatılmaya çalışılmaktadır.

Böyle çirkin bir tabloyu kader diye geçiştirmek ve insanları bu rezalete mahkûm etmek kader değil, kederdir. Sınıf eşitsizliğinin, ırkını, dinini ve mezhebini üstün  görme ve başkalarını  aşağı görme, sadece ve sadece Müslüman ve Türk  olduğu için ezilmesi, güçlülerin zayıfları ezmesi... bunlar asla kader değildir. Bunlar insanın insana yaptığı zulümlerdir. Zalimler kendi rahatlarının bozulmaması için bunları kader diye dayatmışlar. Zalimlerden kastımız sakın politik, ideolojik devletlerin sistemi diye algılanmasın. Topyekün hiçbir ırk, hiçbir din, hiçbir millet yaftalanamaz. Zalimlerin dini, ırkı ve mezhebi yoktur.

Aynı dinden, aynı ırktan hatta aynı anne-babadan kardeşler de birbirlerine karşı zalim olabilirler. Bunlarla beraber bütün ezenler zalim dairesi içine giriyor. Yani bir ailede eşini ezen de, çocuklarını ezen de, ailesini ezen de, arkadaşlarına hainlik eden de, toplumunun, milletinin maddi manevi değerlerine ihanet eden de, kötü fikir ve eylemde bulunanlar da, bencil, egoist, çıkarcı, ahlâksız olanlar da ve bunların hataları da zalimlikleri de bu daire içinde değerlendirmek gerekir. Çünkü bunlar bütün yanlışlarının sonucu diğer insanlara, topluma  zarar vermişlerdir. Sadece insana değil, canlı cansız varlıklara zarar verenler, gelişmeyi ve kalkınmayı engelleyenler de bu kategori içinde değerlendirilmelidir.

Konuyu fazla dağıtmadan toparlamaya çalışırsak. Anlatmaya çalıştığımız gibi birilerinin zalimliklerinin sonucu ezilen fertler ve toplumlar, bu ezilmeyi kader olarak görmüşlerdir. Bu anlayış çok yanlış bir anlayıştır. Dinimize, inacımıza ve kültürümüze tamamen terstir. İnancımızın özüyle hiçbir bir ilişkisi yoktur.

Şimdi bu belirttiklerimiz tabi ki, kader yok anlamına gelmez. Allah insanı yaratırken ona yüce anlamlar yüklemiştir. İnsanı özgür bırakmıştır. Bu özgür bırakış çok önemli. İnsan iyiyi ve kötüyü seçebilme özgürlüğüne sahip. Allah hep iyiliği emretmiştir. Dolayısıyla her türlü hayır Allah’tan, şer ve kötülükler ise  insanın kendisindedir.

İyiliği emreden, kötülüğü men eden (yasaklayan) Allah kötülük yapmaz. Dolayısıyla bizler iyi, ahlâklı, dürüst, doğru, erdem sahibi insanlar olmaya çalışalım. Bu noktada karşımıza çıkan olumsuzlukları da kendimiz için bir ders olarak kabul edelim. Bu dersin öğrettiklerini doğru bir şekilde uygulayalım.

İnsanın alınyazısı çizilmiştir, ne yapılsa da faydası olmaz. Ya da, her şeyi birileri belirler, kaderi bazı karanlık güçler belirler, bizim onlara gücümüz yetmez gibi klasik ifadelerin bir anlamı ve faydası yoktur. Bu zıtlardan birine takılıp kalmanın da mantıkî bir açıklaması yok.

Bizim kültürümüzde, sırf maddi güce sahip olmak, menfaat elde etmek için iyilik, hayır ve fedakârlık yapılmaz. Hayrın, iyiliğin ve adaletin hakim olması için mücadele verilir. Çalışmak ve gayret etmek bizim görevimiz. Sonuç elde etmek Allah’ın takdirindedir. Dilediğine mükâfat, dilediğine ceza sadece O verir.

Gelin hep birlikte  20 Eylül 2015 tarihini, Batı Trakya Müslüman Türkleri için milât yapalım. Kötü yönetilmenin kaderimiz olmadığını, dost ve düşmana ispat edelim. Gelecek nesillerimize, inancımızın ve ecdâdımızın şerefine lâyık bir istikbâl emanet etmek için, demokratik hakkımız olan oy emanetimizi ehil adaylara teslim edelim.

Hisarturizm
Millet gazetesi logo
© 2023 Millet
KÜNYE
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr