Kur’an-ı orijinal dili dışındaki dillerde okumanın meşruiyeti

Günümüz bilgi çağında çeşitli olanaklara sahip olmamız bize her konuda kolaylık sağlamakta, ne var ki bazı konularda gelenek-modernite tartışması  doğmakta ve b

Köşe Yazıları 21 Eylül 2016
Kur’an-ı orijinal dili dışındaki dillerde okumanın meşruiyeti

Günümüz bilgi çağında çeşitli olanaklara sahip olmamız bize her konuda kolaylık sağlamakta, ne var ki bazı konularda gelenek-modernite tartışması  doğmakta ve bazı kesimler “Bu kadar da olmaz” demektedir. Bu konulardan bir tanesi de Kur’an-ı Kerim’in çeşitli dillerde tercüme ve mealleri bulunması sebebiyle artık orijinalinden uzaklaşılmasıdır.

Peki Kur’an orijinal dili (Arapça) dışında başka bir dilde okunmalı mıdır? Bu sorunun cevabı kutsal kitabın neden indirildiği sorusunun cevabında gizlidir. Sahi Kur’an neden indirildi? Elbette ki insanlar okusun, içeriğini anlasın, yorumlayabilsin en sonunda da uygulayabilsin diye indirildi.

Bölümümüzün bu dönemin derslerinden biri olan ‘Sosyolojik Düşünme ve Yazma’ dersinin ilk konusunda hocamız mutasavvıfların yaşam biçimi olan “İlmel Yakin, Aynel Yakin, Hakkal Yakin” felsefesini bize aşılamaya çalıştı. İlmel Yakin okuyarak öğrenmeyi, aynel yakin gözlemleyerek öğrenmeyi ve nihayetinde hakkal yakin de yaşayarak, uygulayarak öğrenmeyi temsil eder. Kur’an da bize her defasında bunu emrederken biz yüce kitabı anlamadığımız bir dilde okursak tabi ki bu emri öğrenemeyeceğiz ve bir nevi farz olan bir şeyi terkederek haram işlemiş olacağız.

Böylelikle yüce kelamın Arapça dışındaki dillerde okunmasının meşru olduğunu anladık. Lakin yine de işin metafizik boyutunu da gözardı etmemek lazım. Günümüzde müziğin kanser başta olmak üzere birçok hastalığın iyileştirilmesindeki pozitif etkisi gözlemlenmektedir. Peygamberimiz (S.A.V.)’in de Kur’an-ı Kerim’i zaman zaman makam eşliğinde okuduğu bilinmektedir. Böyle bir gerçek varken hastalara herhangi bir müzik yerine Allah’ın kelamını okumak çok daha doğru bir karar olacaktır. Bu sadece bir örnek olup, Kur’an-ı Kerim’in başka yerde, başka zamanda, başka sebeplerle orijinal dilinde okunması da doğru olacaktır. Fakat kendi başımıza okurken, okumamız eğer sadece baş sallamadan ibaretse bu durumda ana dilimizde okunmasından taraftar olduğumu belirtmek isterim.

Kur’an mistik amaçla Arapça, rehber bir kitap amacıyla da ana dilimizde okunabilir. Bunu çok iyi anladığımıza göre, anlaşılması gereken diğer konulara yani işin sosyolojik boyutlarına da el atmakta fayda olacaktır. Misal olarak, ben bir Türk’üm ancak Fransızca bildiğim için Kur’an’ın Fransızca mealini okumak istiyorum. Böyle bir durumda akla tek bir soru gelir, o da “Neden?”. Gerçekten kendini Türk olarak tanımlayan, yedi sülalesinin Osmanlı Devleti’nin bir parçası olduğunu bilen bir insan yüce kitabı neden Türkçe yerine Fransızca okumak istesin?

Mesela sonradan müslüman olmuş olan bir Fransız, Fransızca meal okuyabilir. Hatta her ne kadar çelişki doğursa da Türkçesini de okuyabilir. Fakat bir Türk, Türkçe bildiği halde Kur’an-ı Kerim’i bilimsel araştırma gibi istisna durumların dışında Fransızca, İngilizce, Yunanca, İtalyanca veya Almanca okuyamaz. Oysa ki Fransız, İngiliz, Yunan, İtalyan veya Alman Türk, Arap ve Fars dillerini bildiği takdirde bu dillerde okuyabilir. Burada hiç adaletsizlik yok, sebebini de açıklayacağım.

Bilindiği gibi Araplar, Türkler ve Farslar İslam medeniyetleri kurmuşlardır. Tam aksine Batı’da ise Hristiyanlık ve ateizm baskın gözükmektedir. Öyleyse batı medeniyetinin mensubu bir insan her ne kadar iyi niyetli bir meal yazmış olsa da, bilinçaltında batı değerlerini bulundurduğundan Bir Müslüman Türk’ün batı dilinde Kur’an okuması onun kültürel anlamda yozlaşmasını sağlar. Kur’an mealini yazan batılı her ne kadar iyi niyetli olsa da ancak kendi insanını çeker. Örneğin Yunanistan’da 300bin civarında müslümanın yaşadığı bilinmekte ve bunların sadece yarısı Türk’tür. O halde bu müslümanların diğer yarısı meali kendi ana dillerinde okumalıdırlar. Ancak yine de Yunan kökenli müslümanlar kültür, medeniyet kavramlarını o kadar iyi biliyorlar ki birçoğu Yunan asıllı olmasına rağmen Türkçe’yi de ileri düzeyde konuşabilmektedirler. Müslüman olmuş bir Yunan bile İslam’ı daha iyi öğrenmek için Türkçe’yi kullanıyorsa biz neden batı dillerini kullanalım?

Yazımı bitirmeden evvel birçoğunuz dini konularda bu kadar kesin hükümler veriyorum diye beni eleştirebilir. Ancak daha önce de savunduğum gibi dünyanın en büyük sosyoloji kitabı Kur’an-ı Kerim’dir. Kur’an’da da "Sizden önceki milletlerin başından nice olaylar gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalancıların sonunun nasıl olduğuna bir bakın" (Ali İmran suresi, 137. ayet), "Onlar yeryüzünde gezip kendilerinden öncekiler sonunun nasıl olduğuna bakmazlar mı?"(Fatır suresi, 44. ayet) gibi ayetler bulunmaktadır. Bu ayetlerde geçmiş toplumların hatalarına düşmenin yasak olduğunu açık bir şekilde görmekteyiz. O halde Müslümanın Türk, Türk’ün de Müslüman olarak görüldüğü Balkan topraklarında dini unsurun yozlaşmasının milli unsuru, milli unsurun yozlaşmasının da dini unsuru zedeleyeceğini bilmek gerekir.

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr