Goat for sale
Goat for sale

Lozan’ı deliyorlar!

İskeçe Seçilmiş Müftüsü Ahmet Mete ve Gökçepınar köyü imamı Erkan Azizoğlu, “makam gaspı” ve "atanmış müftünün görevine engel olmak" iddiasıyla 13 Kasım 2017’de

Köşe Yazıları 22 Kasım 2017
Lozan’ı deliyorlar!

İskeçe Seçilmiş Müftüsü Ahmet Mete ve Gökçepınar köyü imamı Erkan Azizoğlu, “makam gaspı” ve "atanmış müftünün görevine engel olmak" iddiasıyla 13 Kasım 2017’de yargılandıkları Selanik Tek Hakimli Ceza Mahkemesi’nde 3 yıl ertelenmiş 7’şer ay hapis cezasına çarptırıldılar. Mete ve Azizoğlu mahkemenin verdiği karara itiraz ederek bir üst mahkemeye başvurdu.

Kanaatim odur ki, iç hukuk tüketildikten sonra, bu dava da emsalleri gibi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) götürüldükten sonra Yunanistan bir kez daha mahkûm edilecek ve bu şekilde dünya kamuoyu nezdinde kendisini demokratik açıdan rezil etmiş olacaktır.

Halbuki Atina, Lozan gibi uluslararası anlaşmalar ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararları ortada… AİHM, Yunanistan’ın seçilmiş müftüler (İbrahim Şerif, Mehmet Emin Aga) konusunda daha önce haksız olduğuna hükmetmiş ve cezalandırmıştır. Dolayısıyla tartışılacak bir şey kalmamıştır. Yapılacak tek şey, Yunanistan’ın, Lozan’ı da delmeden AİHM kararlarını uygulamasıdır. Devlet, Azınlığın seçtiği Müftüleri ve İskeçe Türk Birliği’ni tanıyacak, o kadar.

T.C. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'ın seçilmiş müftü ve imamın davası hakkındaki açıklaması da manidardır:

"Lozan'ı deldiler, seçilmiş müftüyü bir kenara bıraktılar, onun yerine kendileri müftü atıyorlar. O müftünün anlattığı din, Yunan hükümetin söylediği dindir, Kur'an'ın ve Peygamber'in söylediği din değil.”

Bekir Bozdağ, Batı Trakya Türk Azınlığının duygularının tercümanı olduğu için kendisine ne kadar teşekkür etsek azdır. Anavatanın, garantörü olduğu azınlığa sahip çıkması bizi sevindiriyor. Zira bu tür zulümlere kayıtsız kalınmaması gerekir. 

Evet, Yunanistan'ın Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı’na yaptığı haksızlıklar, Avrupa ve belki de “medeni” dünyada eşi benzeri olmayan bir zulümdür.

Yeri gelmişken söylemeliyim ki, dinimize göre “zulme rıza zulümdür” ve yapılan haksızlıkları alkışlamak da zulümdür. Hükümetin azınlık eğitimi ve müftülüklerle ilgili tek taraflı, keyfi tasarruflarına alkış tutmak, zulmü alkışlamak ve rezilliktir. 

Hiçbir devlet, özellikle Avrupa Birliği üyesi batı devleti, vatandaşlarının inancına, dinine, din işlerine karışamaz. Bu insan haklarına açık bir tecavüzdür. Yunan devleti, Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığının dinine tecavüz ediyor. Müftü tayin ediyor, bizlere kendi ideolojisini vaaz edecek din adamları dayatıyor. Ama aynı devlet, kiliseye karışamıyor; mitropolit ve papaz tayin edemiyor. Sıkıysa Yahudilerin havra ve sinagoglarına karışsın, haham atasın da görelim başına neler geliyor.

Devletler, vatandaşlarına din özgürlüğü sağlamalı, din işlerini de onlara bırakmalıdır. Yunanistan, Müftü ve din temsilcilerinin belirlenmesini, cami ve ibadet işlerini de Müslümanlara bırakmalıdır. Kur’an da böyle emrediyor: “Müslümanlar kendi işlerini iştişare ederek hallederler.” Dolayısıyla Müftüyü kendileri istişare ederek seçerler. Bu konuda ayet ve hadisler var.

Devlet niye karışır camideki imama, müftüye, Kur’an'a ve ibadetimize? Neden Hristiyan Ortodokslardan oluşan bir kurul ile müftülüklere el atarak dini hayatımızı tamamen kontrol etmek ister? Çünkü bizleri kontrol edilmesi gereken “milli bir güvenlik tehdidi” olarak görüyor ve Allah'ın anlattığı dine değil, kendi dayattığı dine çağıran “müftü” ve “imamlarla” kendisine “kul/köle” yapmak istiyor. Bir diğer ifadeyle, ABD’nin “ılımlı İslam” projesinin piyonu FETÖ ile ümmete yapmak istediğini, Yunanistan, atadığı “din memurları” ile yapmaya çalışıyor.

Çipras, Müftülerin kadı/yargı yetkilerini kısıtlayacaklarını da açıkladı. Ama müftülerin yargı yetkisi, uluslararası hukuka göre kazanılmış bir haktır ve bu tek taraflı olarak hükümet tarafından ortadan kaldırılamaz. Bu hak, bizim resmi azınlık statümüzün bir göstergesidir. Hükümetin bunu ortadan kaldırma teşebbüsü, bu statüyü ortadan kaldırmak istemesindendir. Bu şekilde bizleri asimile etmeyi kolaylaştırmanın yolu açılmış olacaktır.

İşte hükümetin bu keyfi ve tek taraflı girişimleriyle Lozan delinmektedir. 

Devlete göre İTB ve seçilmiş müftüler “milli sorun”, ama asıl sorun, Yunan devletinin uzlaşmaz ve hukuk tanımaz tavrıdır. Yani papazların dediği gibi Konsolosluk, Hakan Çavuşoğlu ve Türk kimliği değildir sorun. Bunlar, doğal olarak olması gerekendir. Asıl sorun, ırkçı kafalı Yunan siyasetçiler ve papazlardır.

Anlaşılan o ki, Yunanistan, Batı Trakya Türk Azınlık politikasını değiştirmedikçe, antidemokratik ülkeler liginde şampiyonluğa koşmaya devam edecektir.  

Millet gazetesi logo
© 2021 Millet
KÜNYE
MİLLET MEDİA O.E.
BİLAL BUDUR & CENGİZ ÖMER KOLLEKTİF ŞİRKETİ
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ & ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ Ο.Ε.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr