“Medyaya zulüm ve kovuşturma acilen durdurulmalı!”

Yunan basını Türk basınına sahip çıktı! Yanlış anlaşılmasın sakın! Batı Trakya’daki Türk Azınlık basınına değil, Türkiye’deki bir kısım/kesim sözümona Türk bası

Köşe Yazıları 17 Aralık 2014
“Medyaya zulüm ve kovuşturma acilen durdurulmalı!”

Yunan basını Türk basınına sahip çıktı! Yanlış anlaşılmasın sakın! Batı Trakya’daki Türk Azınlık basınına değil, Türkiye’deki bir kısım/kesim sözümona Türk basınına... Daha doğrusu meslektaşlarına. En doğrusu bu ifade olsa gerek, zaten kendi haberlerinde de böyle geçiyor. Bunlar kelimenin tam anlamıyla “meslektaş”...

Batı Trakya’daki Türk Azınlık basını olarak bizler, onların kendilerine uygun gördüğü türden “meslektaş” değilmişiz ki, Yunan adaletinin yıllardır bizlere reva gördüğü zulüm bu “meslektaşların” gündemine alınmadı. Azınlık basını kan ağlıyor. İki yerel Azınlık gazetesi; Millet ve Gündem’e dünyada eşi görülmemiş bir şekilde milyonluk dava açılmış ve devletin adalet mekanizması bunu işleme koyarak bu gazetelerin altında ezilerek yok olacağı kesin olan tazminat kararlarıyla cezalandırdı.

Baskılar yüzünden 7 ay basımına ara vermek zorunda kalan Millet Gazetesi’nin sahipleri yüzbinlerce euro’luk tazminat ve ayrıca aylarca hapis cezalarına çarptırıldı. Ama çok cılız birkaç ses dışında bizlere basın cenahından Yunanistan’da destek çıkan olmadı. Olmaya teşebbüs edenler de bir şekilde susturuldu. Nerde Yunanistan Gazeteciler Sendikası! Neden kendi ülkelerindeki meslektaşlarına sahip çıkmıyor? Avrupa azınlık gazeteciler birliği MİDAS kuruluşu gelip bizlere destek verdi, ama bizim ülkemizin hiç bir gazetecisi ve kuruluşu destek vermedi. Bir tek MİDAS, bir de Türkiye’den bazı gazeteci dostlar ve basın kuruluşları destek verdi.

Demek istediğim, kendi ülkelerinde basın en zalim ve acımasız bir şekilde susturulmaya çalışılırken, bizim Yunanistan Gazeteciler Sendikası ve “meslektaşlar” susar, ama Türkiye’de ne olduğunu bilmediği konularda bile, haklı haksız bakmadan avazı çıktığı kadar “meslektaşlarını” savunur, basın özgürlüğü nutukları atar.

Evet!  Günlerdir  “meslektaşların” yayın organlarında yer alan haberlerde, “Yunan gazetecilerin ve Yunanistan Gazeteciler Sendikası’nın, Türkiye'deki meslektaşlarının gözaltına alınmasına tepki gösterdiğini” okuyoruz. Basın özgürlüğü ve demokrasi vurgusunda bulunan/buluşan “meslektaş” gazeteciler, "Düşünceler ve fikirler hapsedilemez, medyaya zulüm ve kovuşturma acilen durdurulmalı" diyerek gözaltına alınan gazetecilerin serbest bırakılmalarını istediği belirtiliyor.

Haksızlıklara, kim işlerse işlesin, asla göz yumulamaz, suskun kalınamaz tabii ki! Eğer haksızlık varsa, buna biz de karşıyız. Haksızlık karşısında susanlar, dilsiz şeytandırlar...

Ancak ne var ki, durum bu “meslektaşların” aktardıkları gibi değil. Bunların haberlerine, aralarındaki paslaşmaya, uyum ve dayanışmaya bakınca, gerçekten de büyük bir “paralellik” olduğu görülmektedir. Aralarında tam bir “paralellik” söz konusu olduğunu fark etmemek mümkün değil. Bu uluslararası destek, aynı zamanda uluslararası bir “paralellik” olarak dikkatimizi çekmektedir. Demek ki “paralel” dedikleri bu olsa gerek. Hep bir “paralel”  duyuyordum, ama tam olarak ne olduğunu anlayamıyordum. Şimdi anladım!

Yani demek istediğim, bizim Yunan basınının attığı hukuk ve basın özgürlüğü nutuklarının çok inandırıcı olmadığıdır. Bunlar bunu Türkiye’deki meslektaşlarına sahip çıkmak için mi, yoksa sırf fırsattan istifade hemen Türk aleyhtarlığı yapmak için mi yapıyorlar?

Ben ülkemizdeki “paralel meslektaşların” bu hukuk savunuculuğuna inanmıyorum. Onların samimi olmadığını düşünüyorum. Eğer olsalardı, önce kendi ülkelerindeki haksızlıklara karşı çıkar, kendi vatandaşları olan gazetecilere destek olurlardı. Yaptıkları açıklamada önce baskılara maruz kalan Azınlık basını için “Medyaya zulüm ve kovuşturma acilen durdurulmalı!” diyebilirlerdi. Ama ne yazık ki, böyle bir şey hiç olmadı. Tam tersi, haksızlık karşısında sustular ve susmaya da devam ediyorlar. 

Bizim bu paralel Yunan basını var ya, (vicdansız ağır topların güdümündeki kompradör basın) kendi ülkesindeki haksızlıkları görmez, ama başka bir yerde bir “haksızlık” vuku bulunca hemen atlayıverir. Hele bir de işine yarasın var ya, bak sen nasıl sahiplenir.  Memlekette vicdan sahibi olan gazeteciler de var tabii ki, ama ne yapsınlar. Vicdansız “Gene(ra)l kanaat” neyi dikte ediyorsa, vicdanlılar da çaresizce susarak onu yapıyor bu memlekette. Sesini kaçıran olursa da, fazla sürmeden kısılıveriyor zaten.

Türkiye’de araştırdığım kadarıyla her şey hukuk çerçevesinde cereyan ediyor. Ortada devletin bir oprasyonu yok. Bir grup bir diğeri hakkında şikayet başvurusunda bulunmuş, savcı davacının şikayeti üzerine soruşturma açmış, o kadar. Şikayet üzerine işleyen bir yasal prosedür söz konusu.

Ancak bizim Yunanistan’daki paralel medya bilip bilmeden çıkartılan gürültüye hemen atlayıverdi ve Türkiye’yi kınadı. Demek ki bunlara göre doğru veya yanlış önemli değil, bütün amaç en ufak bahane bulunca Türkiye’ye saldırmak. Yunanistan’da bir kısım insanların bilinç altına kazılan Türk ve İslam düşmanlığı işte böyle patolojik bir şekilde hemen fırlayıveriyor.

Demek ki neymiş? Hukuk mücadelesi, basın ve ifade özgürlüğü bahane, Türk(iye) düşmanlığı şahane...

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr