Milletçiyiz Arkadaş
Rönesans dönemini takip eden yıllarda Avrupa aydınlanma sürecine girdi ve müspet ilimlerde büyük bir muvaffakiyet elde etti. Bu süreci sanayi devrimi ve Fransız
Rönesans dönemini takip eden yıllarda Avrupa aydınlanma sürecine girdi ve müspet ilimlerde büyük bir muvaffakiyet elde etti. Bu süreci sanayi devrimi ve Fransız ihtilali izledi.
Yine aynı yıllarda çeşitli fikir ve ideolojiler oluştu. Avrupa'nın ve tüm dünyanın gündemini yıllarca meşgul eden ve etmeye devam eden milliyetçilik ideolojisi de bu yıllarda şekillendi.
Bu şekilde ideolojik doktrine bağlı olarak tüm Avrupa milliyetçi bir yapıya kavuştu. Bu hareketin sonucu olarak Avusturya Macar İmparatorluğu, Osmanlı Devleti gibi polietnik yapıya sahip devlet ve imparatorluklar eski güçlerini kaybedip parçalanma ve yıkılma sürecine girdiler.
Avrupa'da milliyetçilik kökenli akımlar hızla benimsenip taraftar kazanırken, Amerika bu ideolojinin tam tersi bir politika izlemeyi tercih etti. O dönemde, birçok Avrupa devletinin sömürgesi olan Amerika kaotik etnik yapıya sahipti. Amerika Birleşik Devletleri'nin kurulması ile bu çeşitli milletler birleşerek tek bir devlet haline geldiler ve Avrupa Devletlerinin aralarındaki husumetlere müdahil olmama kararı aıldılar. Bu bağlamda ABD başkanı James Monroe 2 Aralık 1823 yılında bir mesaj yayımladı. Bu mesajda ABD başkanı ülkesinin Avrupa'nın içişlerine karışmayacağını, Avrupa devletlerinin Amerika'nın içişlerine karışması halinde bu müdahalenin savaş sebebi sayılacağını bildirdi.
New York borsasının iflasının ardından gelen küresel ekonomik krizin neticesinde Avrupa'da milliyetçilik akımının kökleşmesi sonucu çeşitli radikal etnik ideolojiler oluştu. Faşizm ve Nasyonal Sosyalizm sözü edilen ideolojilere örnek teşkil edebilirler.
Bu süreç Avrupa'yı ve dünyayı 2. Dünya Savaşına sürükledi. 60 milyon insanın ölümü ile sonuçlanan felaket Avrupa'ya çok ağır bedeller ödetti.
Bu büyük yıkımın ardından yaptığı hataların farkına varan Avrupa, ayrışmayı bırakıp işbirliğini teşvik eden Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu'nu, sonrasında Avrupa Ekonomik Topluluğu'nu kurdu. Bu gelişmeler Avrupa'da tek bir devlet hayalini akla getirdi ve bu doğrultuda çalışmalar yapıldı.
Geç de olsa hatasını anlayan Avrupa'nın ve bu radikalleşmiş siyasi akıma kapılmayı reddeden ABD'nin bugün süper güç olmasını yadırgamamak gerek.
Bu ve benzeri ideolojiler küresel emperyal güçlerin toplumları bölme ve kontrol altına alma misyonlarını destekleyen unsurlardır.
Bir milletin medeni olgunluk ve meziyetlerinin belli bir soydan geldiği için olduğunu iddia etmek, toplumu rehavete düşürmekten ibarettir. Bir toplumun medenileşmesi ancak eğitim ve öğretim ile mümkündür. O yüzden bir milletin diğer bir milletten üstün olması söz konusu dahi değildir.
Bizler insana ırkından, renginden, dilinden, dininden, mezhebinden, kültüründen dolayı değil, ancak Allah'ın yarattığı en değerli varlık olduğu için saygı gösterir ve değer veririz. Tarihin ve ecdadımızın bize miras bıraktığı medeniyet şuuru da bunu gerektirir.
Maalesef bizler bu bilinci kaybettik. Millet olmanın ne demek olduğunu unuttuk. Umarım bu millet bilincini yeniden canladırır ve kaybettiğimiz değerleri telafi ederiz.