Müslüman mıyız, Muhammedan mıyız?

Hristiyan devletlerde yaşayanlar Müslümanlara Müslüman, Muslim, Moslem Μουσουλμάνος (Yunanca) demek yerine Muhammedan, Mohammedan, Mahometan, Muhammadan veya Μω

Köşe Yazıları 17 Ocak 2017
Müslüman mıyız, Muhammedan mıyız?

Hristiyan devletlerde yaşayanlar Müslümanlara Müslüman, Muslim, Moslem Μουσουλμάνος (Yunanca) demek yerine Muhammedan, Mohammedan, Mahometan, Muhammadan veya Μωαμεθανός denildiğine mutlaka şahit olmuşlardır. İlk bakışta herhangi bir sorun teşkil etmediği gözüken bu ifade aslında Müslümanlara karşı farklı bir algı oluşmasına sebep olmaktadır.

Gerçekten de, bir Müslüman’ın peygamberi Hz. Muhammed ise bunun böyle olmasında herhangi bir sıkıntı yok gibi gözüküyor. Ne var ki Edward W. Said’in meşhur eseri Şarkiyatçılık’ta (Oryantalizm), bu ifadenin bir oryantalist anlayışın ürünü olduğu belirtilmektedir.

Peki Müslümana neden Muhammedan deme ihtiyacı duyulsun ki? Şöyle ki, Hristiyanlık’ta bilindiği üzere teslis inancı bulunmaktadır. Bu inanca göre Baba, Oğul ve Kutsal Ruh olmak üzere üç tane tanrı vardır. Hristiyanlık dini de adını Hz. İsa’nın bir diğer ismi olan Christ/Χριστός’tan almıştır. Bu vesileyle Hz. İsa’yı tanrı olarak gören bir topluluğun o tanrıya taptıkları için kendilerine Hristiyan denilmesinde herhangi bir sıkıntı olamaz, tam tersine en büyük haklarıdır.

Bir Müslümana Muhammedan denilmesi ise Müslümanlarda olmasa da Hristiyanlarda Müslümanlar’ın da tıpkı Hristiyanlar gibi teslis inancına sahip oldukları algısını yaratmaktadır. Bunu duyan Hristiyan’ın aklına ilk gelen şey Hz. Muhammed’in sahtekar olduğu ve İslam dininin esaslarını Hristiyanlıktan çaldığıdır.

Bu da ya aşırı taraflılıktan kaynaklanıyordur ki, aşırı taraflılık insanın hakikati görmesine engel olur, ya da kasti bir şekilde İslam’ın bütün dünyada yayılmasını durdurmak için yapılmıştır. Aynı kitapta Said’in D’Herbelot’nun Şark Kitaplığı’ndaki Muhammet maddesinde yazdıklarını şu şekilde aktarmaktadır:

Kendini din diye adlandıran, bizim Muhammetçilik dediğimiz bir sapkınlığın Yaratıcısı, Kurucusu olan ünlü sahtekar Muhammet.

Kuran yorumcuları ile Müslüman ya da Muhammetçilik Şeriatının üstatları,bu sahte peygamber için, Ariusçuların, Paulos taraftarlarının ya da Paulosçuların ve diğer sapkınların, Hz. İsa’ya –onun kutsallığını elinden alarak- yakıştırdıkları övgülerin hepsini kullanmışlardır.”

Burada iki unsura dikkat çekmek isterim. Birincisi, alıntıdaki ilk paragrafta yaratıcı ve kurucu kelimelerinin büyük harfle yazılmasıdır. Bunun sebebi yaratıcı ve kurucuyu özel isim yani tanrı yapmaktır. Şöyle düşünün, ben bir derneğin kurucusu olsam ismimin başına gelecek “kurucu” sıfatının ilk harfi büyük olmaz, fakat evrenin Yaratıcısı derken burada Allah’ı kastettiğimiz için Yaratıcı sıfatının ilk harfi büyüktür. Bu da aslında İslam’ı bilerek Muhammetçilik diye andıklarını ispatlamaktadır.

İkinci husus ise, Hz. Muhammed’in Ariusçular’a benzetilmesidir. Ariusçuların kim olduklarını soracak olursanız, Hristiyanlık’ta teslis inancına karşı çıkan ve Hz. İsa’yı sadece bir peygamber olarak kabul eden bir topluluktur. Hristiyanlık’ta bu zümreye karşı büyük bir nefret vardır ve alıntıda da görüldüğü gibi bunlar sapkın olarak nitelendirilmektedirler.

Dolayısıyla burada da olaya klasik bir Oryantalist anlayışıyla yani tamamen kendi pencerelerinden baktıklarını görüyoruz ve bütün Hristiyan aleminin bu şekilde bakmalarını istediklerini çok rahat bir şekilde anlıyoruz. Halbuki, bu tür Şarkiyatçı malumatlarla karşılaşmamış samimi bir Müslümanın yaşam tarzında Oryantalistlerin iddia ettiği unsurlar bulunmamaktadır.

Son olarak, Oryantalistlerin bu planı İslam’ın yayılışını durdurduğu gibi aynı zamanda Müslümanların gelişimini de durdurmuştur. Nitekim, Ziya Gökalp’a göre İslam dini Hristiyanlıktan etkilenerek bilime karşı bir din haline gelmiştir, esasında İslam dini tamamen bilimi teşvik eden bir dindir.

Görüldüğü gibi, Batı bize bizim onlara baktığımız gibi bakmıyor. Biz onlar için vücutlarını istila etmiş mikrop yığınıyız. Onlara göre Şarklı onların hudutları kapsamında olacaksa ya kullanılmak için olacak ya da hiç olmayacak. Bizden biri kendini her ne kadar Batılılaşmış olarak görse de Batılı onu mikrop olarak görmeye devam ediyor. Dolayısıyla başka medeniyetlerin içerisine gireceğimize kendi medeniyetimizi diriltmek için çabalamak daha doğru bir uğraş olacaktır.

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr