Referandum Gerçeği
2008 yılından beri mevcudiyetini sürdüren ekonomik kriz Yunanistan'ı çeşitli kemer sıkma politikalarını uygulamaya mecbur etti. 7 yıldır AB ve IMF'nin dayatmala
2008 yılından beri mevcudiyetini sürdüren ekonomik kriz Yunanistan'ı çeşitli kemer sıkma politikalarını uygulamaya mecbur etti. 7 yıldır AB ve IMF'nin dayatmaları şiddetlerini arttırarak 25 Ocak seçimlerine kadar süregeldi. Seçimlerden zaferle çıkan Siriza, halkına bu ağır kemer sıkma politikalarını kaldıracağını vaadetmişti. Lakin Çipras hükümetinin hesabı çarşıya uymamış olacak ki bu vaatleri yerine getiremedi. 5 aydır süren müzakereler çıkmaza girdi. Kreditörlerin dayattığı kemer sıkma önlemleri ile sonu aydınlık olan uzun bir tünel arasında seçim yapmak zorundayız.
5 Temmuz'da referandum kararı aldı Çipras. Peki neyi oylacağız Pazar günü? Sorulan şey AB ve IMF'nin dayattığı kemer sıkma önlemlerini kabul edip etmediğimizdir. Cevap net değil mi? Zaten Çipras kemer sıkma politikalarına son vereceğini vaadetmedi mi? Evet vaadetti? Zaten halk Siriza partisine bu yüzden oy verdi. Şimdi referanduma gitmek ne alaka?
Alakası şu; Çipras bu radikal kararı yalnız başına veremeyince sorumluluğu halkın omuzlarına yüklemek istedi. Kısacası sorumluluk almak istemedi. Zira Yunanistan'ın akıbeti belli değil. Tabi yine dile getirmem gereken başbakanın çok zor bir durumda olduğudur. Bu kararı alamaması onu kötü bir siyasetçi yapmaz. İyi bir lider de yapmaz, o ayrı mesele.
Her neyse meselenin etik boyutundan ziyade Pazar gününe odaklanılması gerek. Zira pazar günü ne olacak çok merak ediyorum. Zannımca katılım oranı 25 Ocak seçimlerinden daha düşük olur. Genel seçimlerde Siriza Yunan halkına umut vaadetmişti. Ama bu referandumla Yunan halkı son umudunu da tüketmiş gibi görünüyor.