Refleksif Sosyoloji’den Arif Sosyoloji’ye

Modernitenin vaatleri bir bir fiyaskoyla sonuçlanırken, dahası modern dönemin ucube bilimi sosyoloji, toplumu ihya etmek yerine babası moderniteyle birlikte dün

Köşe Yazıları 30 Ekim 2019
Refleksif Sosyoloji’den Arif Sosyoloji’ye

Modernitenin vaatleri bir bir fiyaskoyla sonuçlanırken, dahası modern dönemin ucube bilimi sosyoloji, toplumu ihya etmek yerine babası moderniteyle birlikte dünya sisteminin kendisine hizmet ederken  birileri buna “Dur!” demeye karar verdi. Dur dediler, Modern dönemin ucube bilimi de babasına dur dedi. Babasına dur demesi, babaya bir isyan mıydı, yoksa her ne kadar dur demesine rağmen babasının çocuğu olarak mı kalacaktı?

Kimi sosyologlar Yahudi, Bosna ve Ruanda soykırımlarını da modernitenin ürünü olarak gördüler. Kimileri ise modernitenin ozon tabakasını deldiğini söyledi ama “modernite öyle bir şey ki kendi hatasını görüp düzeltecek kadar refleksiftir de” dediler. Ulrich Beck’ti bunu diyen, Beck’le birlikte Giddens ve Bourdieu de refleksivitenin öneminden bahsetti. Habermas ise “Modernite, henüz tamamlanmamış bir projedir” demişti. Habermas gayet iyimser bir tutumla sarfettiği bu cümleyi ben duyunca bana bir fenalık geliyor. Tamamlandığında asıl güzel tarafını gösterecek diye bakamıyorum, daha tamamlanmadan bunları yaptıysa, tamamlandığında kim bilir neler yapacak diye bakıyorum.

Refleksiviteden, yani kendi üzerinde düşünüp, hatalarını görüp, bunları düzeltebilmekten bahseden ileri-modern dönemin sosyologları bu şekilde modernitenin yediği bütün haltlara rağmen, modern dönemin ucube çocuğu sosyolojinin tıpkı modernite gibi kendisinin de refleksif olduğunu söyleyerek insanların moderniteye yönelik umudunu korumasını sağlıyorlardı.

Şunu söyleyebilirim ki, modernitenin kendisi veya sosyolojinin kendisi istediği kadar refleksif olsun, sonunda hiçbir yere varılmayacak. İstediğin haltı yedikten sonra, refleksif olduğunu söylemek, basbaya insanları kandırmak demektir. Sosyoloji istediği kadar refleksif olsun, sosyologun kendisi hala aklın egemenliğini savunan modernitenin çocuğu olduğu için hedefini gerçekleştirme yolunda olduğu esnada refleksiviteye bir noktada dur demesi gerekecek.

Sosyolojinin değil, sosyologun refleksif olması gerekir. Sosyolog refleksif olacak ki, sadece modernitenin değil, sadece sosyolojinin değil, kendisinin de hatalarını görecek, bulacak, düzeltecek. Böyle bir insanın yapacağı sosyoloji insanlar adına umut olabilecektir.

Modernitenin ancak tükürdüğünü bize yalatabilmek için ileri sürmeyi aklına getirdiği bu kavrama benzer bir anlayışa biz de bir zamanlar sahiptik. İrfan derdik, bu anlayışa. Üstelik belli bir haltı yedikten sonra aklımıza gelmezdi irfan. Haltı yedikten sonra değil, haltı yememek için irfana sarılır, arif olurduk.

Modernitenin çocukları bir defa yola koyulduğunda önünde ne varsa yıktığına göre, ikinci bir şansı vermemiz bunu düzelteceklerini garanti etmez. Hem değil mi ki biz, irfan sayesinde dünya tarihinin örnek teşkil eden medeniyeti olduk. Endülüs’te İspanyollar’ın literatüre “convivencia” diye kazandırmalarını sağladığımız birlikte yaşama kültürünün sebeplerinden biri irfan değil de nedir. Farabi’ye “Faziletli Şehir” eserini yazdıran irfan değil de nedir. Biruni’nin bilimle uğraşma sebebi olarak Ali İmran suresinin 191. ayetini görmesinin sebebi irfan değil de nedir. Mevlana’nın bir tahtayı bile canlı olarak görmesinin sebebi de irfandır.

Şimdi oturup bir düşünün arif sosyologla refleksif sosyolog arasındaki farkı…

Millet gazetesi logo
© 2026 Millet Media
KÜNYE
MİLLET MEDİA Kollektif Şirketi
Genel Yayın Yönetmeni: Cengiz ÖMER
Yayın Koordinatörü: Bilal BUDUR
Adres: Miaouli 7-9, Xanthi 67100, GREECE
Tel: +30 25410 77968
E-posta: info@milletgazetesi.gr
ΤΑΥΤΟΤΗΤΑ
MİLLET MEDİA O.E.
Υπεύθυνος - Διευθυντής: ΟΜΕΡ ΖΕΝΓΚΙΣ
Συντονιστής: ΜΠΟΥΝΤΟΥΡ ΜΠΙΛΑΛ
Διεύθυνση: ΜΙΑΟΥΛΗ 7-9, ΞΑΝΘΗ 67100
Τηλ: +30 25410 77968
Ηλ. Διεύθυνση: info@milletgazetesi.gr